"İkisi de karşılıklı olarak birbirine şüpheyi armağan ederken yine ikisinden biri de, diğerinin şüphesini kendi benliğine gömecekti."
Berfu, Alkan'ın kuşkulu bakışlarını üzerinde hissetmesinin ardından hızlı hareketlerle bilgisayarını kapatıp, yatağının üstüne koydu. Kapıya doğru yöneldiği sırada nihayet konuşabilmişti.
" Bir arkadaşımdan önemli bir mail gelmişte, ona baktım." genç adamın cümlesine tatmin olup olmadığını kontrol etti. " Ama halletmiş sanırım meseleyi. Neyse salona geçelim." kapısını kapatmasının ardından hızlı adımlarla salona geçti. Adamın hâlâ onu izlediğinin farkındaydı.
" Öylece, orada durmayı düşünmüyorsun herhalde."Genç adam, kadının hareketlerinden ufak tefek şüpheler duyuyordu. Duyduğu bu şüpheler, genç kadının hatalarını düzeltmesiyle bilinçaltına gömülüyordu. Zihni onunla ilgili fikirleri şüpheyle donatıyordu ancak tek bir bakışı bütün donatılmış hikayelere mani olacak cinstendi.
Alkan, Berfu'nun ona attığı tebessümle kapının önünden ayrılmıştı ve ağır adımlarla yanına doğru ilerliyordu. Berfu, Alkan'ın bakışlarındaki şüphenin zihninden gitmesini temenni etti. Şüphe, Alkan'ın yanından ayrılmadığı sürece genç kadının da bu çukurdan çıkması zamanını gecikterecekti. Ancak o değil miydi mesleğindeki zirveyi görebilmek, hakkını alabilmek için bu yollara kendini feda eden? Zirveyi görebilmesi için çukurun içinde kendini keşfetmesi gerekiyordu belki de...
---
Alkan ve Berfu bir süre daha kasaba ile ilgili şeylerden konuştuklarında Berfu lafı cinayete çekmeye başarabilmişti. Semih ile aralarının nasıl olduğundan, Demir'in nasıl birisi buna kadar aklındaki çoğu soruya cevap aramak istiyordu.
" Ya geçen gün sana soracaktım unuttum ama şu cinayet olayında bir gelişme var mı? Yani anlatılanlara göre adamın ölüm şekli gerçekten çok korkutucu. Bir insan, bunu nasıl yapabilir?! Hiç mi canı yanmadı başkasının canını yakarken? Nasıl bu kadar vahşi olunur anlamıyorum... " mimiklerini olabildiğince doğal yapmaya çalışmıştı, onun kullandığı
- vahşi - kelimesi genç adamın yüzündeki acı bakışları da beraberinde getirmişti." Bu olanlar-" Alkan duraksayıp derince bir nefes aldı." Gerçekten çok korkutucu... İnsanın sürekli gördüğü bir insanın böylece ölmesi, yani öldürülmesi... Bilmiyorum dehşet verici gerçekten, kimin neden böyle bir şey yaptığı hakkında en ufak bir fikrim yok." bu sefer şüphenin düğümünü uçuruma götüren Berfu değil, oydu. İkisi de karşılıklı olarak birbirine şüpheyi armağan ederken yine ikisinden biri de, diğerinin şüphesini kendi benliğine gömecekti.
Berfu, genç adamın sözlerini mimikleriyle orantılamaya çalışıyordu. Genç adamın yüzü, üzüntüden çok, işlediği cinayeti kabullenememek üzerine gibiydi. Jest ve mimikleri sürekli değişiyordu. Normal bir insan, bu jest ve mimikleri pek önemsemez, normal karşılardı. Ancak katillerin zihinlerindeki dünyayı artık kendi hayal dünyasıymış gibi kurgulayan Berfu'ya göre bunlar hiçte iyi mimikler değildi. O ki, birsürü katilin açığını bulmuş
- son cinayet soruşturması da dahil - artık bu hareketleri ezbere biliyordu. Ancak bu adam farklıydı, başka bir şeyler saklıydı onda.. Genç kadın da bunu biliyordu içten içe... Kendini o ateşin içine atmak istemiyordu ancak onu ilk gördüğü yer ateşlerin arasıydı, bir yerden benzerlik geliyordu sonuçta, öyle değil mi?" Alt komşum, Mehtap.. Ölen kişinin abisi ile nişanlıymış. Ona da sorduğumda abisiyle son zamanlarda aralarının pek iyi olmadığını öğrendim. Yani, ne bileyim insan korkuyor.. Öyle şeyler duyuyoruz ki..."
Alkan meraklı gözlerle Berfu'ya bakmıştı. "Mehtap, senin alt komşun mu?"
Berfu anlamamış bir şekilde bakakalmıştı. "Evet? Yani sen bilmiyor musun, kaç senedir buradasın ya."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KIRMIZI KAR
ActionBir kış günü, etraf kar altında, hava buz.. Bembeyaz kar, insanın ruhunu cezbediyor, adeta onu masumiyete çağırıyor.. Ancak yine bir kış günü o bembeyaz kara bir çift kan izi bulaşıyor ve kar kırmızının en acımasız tonuna bürünüyor... O karları mas...