8. Bölüm - Düğüm Olmuş Acılar

122 68 36
                                    

" Acılarını diri diri yakmış ve küllerini ise gökyüzüne karıştırmıştı. Şimdi o acılar, başkalarının nefeslerinde düğüm olmuş bir vicdan azabından ibaretti. "

11 Ocak 2018 - Perşembe

Berfu uyandığında saat 10.00'ı gösteriyordu. Bugün kafeyle ilgili birtakım işlerini halledecekti. Bu işin daha kısa sürede bitmesini istese de her şey istediği gibi gitmiyordu genç kadının. Rutin işlerini halledip aynanın karşısına geçtiğinde omzuna düşen kısa siyah saçlarının dağınıklığını inceledi bir süre. Tarakla bir süre uğraşsa da en sonunda dayanamayıp, "Şimdi hiç seninle uğraşamam." diyerek eline geçen ilk tokayı saçlarına geçirdi. Ön tarafından bir tutam bırakmasıyla tatlı bir görüntü oluşmuştu aslında. Ancak o, bunu hiç umursamadan banyodan çıkıp kıyafetini son bir kez inceledi ve evden çıktı.

Binadan dışarıya adımını attığı anda Mehtap'la karşılaşmıştı." Aa selam Mehtap. Nasılsın?"

Mehtap geçen günki samimiyetinin aksine biraz çekinceli davranıyor gibi bir hali vardı. Berfu, onun bu hallerini anlamıştı. "Bir şey mi oldu Mehtap?" dedi merak içinde. "Durgun görünüyorsun."

Mehtap, onun anında bu halini anlamış olmasına şaşırmıştı. Gülümsemeye çalışarak genç kadına bakıyordu. "İyiyim canım. Dün öğlenden beri bir baş ağrım var, hâlâ geçmedi. Ben de eczaneye gittim sabah sabah."

Genç kadın, Mehtabın elindeki poşetin eczane poşeti olduğunu anlayınca tavrının kasıtlı olmadığını düşünmüştü. " Geçmiş olsun o zaman. Bir şeye ihtiyacın olursa gelirsin yanıma." Alkan dışında ilk defa bu kasabadan birine sıcak davranıyordu. Mehtap, gülümseyerek Berfu'ya baktığı sırada "Sağol." dedi. "Şu ilacı içip biraz uyusam geçer herhalde, ben gideyim en iyisi." kapıya doğru adım atarken Berfu da kapının önünden çekilmiş ve dediği tek şey ise "Görüşürüz." demek olmuştu.

                                  ***

Alkan dün gece telefonda önemli bir konuyla ilgili görüşme yapmıştı ve bu genç adamı özünde heyecanlandırıyordu. Aslında kalbinin heyecan için attığını bilsede, onun en derinliğindeki duygunun acı olduğunun da farkındaydı. Ama hayat, onun için acılarına üzülmesine müsaade vermiyordu. Acılarını diri diri yakmış ve küllerini ise gökyüzüne karıştırmıştı. Şimdi o acılar, başkalarının nefeslerinde düğüm olmuş bir vicdan azabından ibaretti.

Kasaba dışına çıkıp, işlerini halletmeye gittikten sonra, geldiği yere baktığında yüzünde anlamsız bir gülümseme oluştuğunu farketmişti genç adam. Berfu'nun kafesinin önüne geldiğinde, camın ardında kimin olduğunu anlamaya çalışmıştı. Berfu'yu fark eder etmez kafeye hızlı adımlarla gitmişti.

" Selam, müsait miydiniz?" dekorasyon işleriyle ilgilenen birkaç kişi kafalarını olumlu anlamda sallarken, genç kadın ise adımlarını Alkan'a doğru atmıştı.

"Selam! Ben de bugün hiç karşılaşmadık diyordum ben de. Malum, her gün bir şekilde karşılaşıyoruz."

Alkan gözlerini ondan ayırıp etrafına bakınmıştı. "Genelde öyle olmuyor." dedi. Berfu merakla genç adamın sözlerini anlamaya çalıştığında devam etmişti. "Sen benim atölyeme izinsiz giriyorsun, sonra tartışıyoruz ve ben de tavırlarımdan ötürü özür dilemek için senin yanına geliyorum. Mükemmel bir döngü aslında."

Berfu, sözlerini ciddiye almak yerine gülmeyi tercih etmişti o an. Ciddileşseydi, muhtemelen yine tartışacaklardı ve bu onu planından hep bir adım geride tutacaktı. O ise, böyle bir şeyin olmasına asla müsaade vermek istemiyordu.

KIRMIZI KAR Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin