Uzay'ın tek düze sesi beynimin içinde defalarca yankılandı...Biz burada yalnız değildik.Titreyen bedenimi dışarıyı atacakken Uzay biliğimden tuttu.
"Kendini öldürtmek mi istiyorsun?"
Sorusunu cevapsız bıraktım.O anlık verdiğim saçma sapan bi tepkiydi.Bunu anlar anlamaz kendimi geri çektim ve diğerlerine döndüm.Çoğunun benden bi farkı kalmamıştı.Hepsinin yüzünde tek bir ifade vardı :
Korku.
Uzay'ı saymazsak tabii.Kapıya diktiği gözlerinde gram korku yoktu.Açmak için çok uğraştığımız o kapıyı hafifçe kapattı.Sıkıntılı bir nefes verirken ben ise aklımda tek bir soruyla onu izliyordum.
Nasıl bu kadar duygusuz olabiliyor?En alt kattan bir adamın ayak sesi geliyor ama o hiçbir şey olmamış gibi kapıyı kapatıyor,gözlerindeki hiçbir duygu değişmiyor.
"Bir gün bana seni okulda öldürecekler bir cinayete kurban gideceksin deseler adamı karşıma alır :'Sen salak mısın?' derdim.Birde şu olaya bak az sonra ölüceğiz."Sonra bir anda durdu. "Azra ve Deniz öğretmen masasının altına girin!" Kaşlarımı çatarak Ateş'e döndüm.
"Ateş onları burada bırakıp o adamın yanına mı gideceğiz?Sence adam tüm görevlileri gönderecek güce sahip ama bizi durduracak güce sahip değil mi?Ki tek kişi olup olmadığını bile bilmiyoruz.Onları korumak istediğinin farkındayım,onları ben de korumak istiyorum...Ama çözüm onları arkamızda bırakmak değil."
Ben de onları korumak istiyorum.
Bizi korumak istiyormuş.Zihnim bas bas bağırıyor.Uzay'ın ne yapmaya çalıştığını,aşağıdaki adamın kim olduğunu sorguluyor.Bense karşısına geçip tek kelime edemiyorum.Ne yapacağımıza dair en ufal bir fikrim yok.Belki ileri dakikalarda olmayacak.Buradan elimizi kolumuzu sallaya sallaya çıkamayacağız,hatta belki hiç çıkamayacağız...
"A-aşağıdakinin kim olduğunu bilmiyoruz."Azra'nın titreyen sesi içimi parçalarken onun elini tuttum.Cesaret vermeye çalıştım ona,sanki bende varmış gibi.
"Aşağıdakinin kim olduğunu bilmemize gerek yok.Sandalyenin düştüğünü duymuştur.Bizi buradan çıkaracak kişi olsaydı çoktan bunu yapardı."Uzay'ın son cümlesiyle Ateş ortalığa bir küfür savururken bize döndü.
"Üzgünüm,bir an sinirlenince..."
"Sorun değil."
"Burada kalacağız.Evet belki güvenli değil ama okulun içinde biri gezerken hadi gel de bizi öldür dercesine adamın yanına gidemeyiz.""Adamın gelip bizi öldürmesini bekleyeceğiz yani."
"Başka bi fikrin var mı Deniz?Eğer yoksa benim fikirlerimi yargılamayı bırak."Şu an öyle bir noktadayım ki Uzay'ın şu söyledikleri beni zerre sinirlendirmiyor,çünkü bedenim tek bir duygunun içinde boğulup gidiyor başka duygulara yer açamıyor.Korkum yavaş yavaş tüm bedenimi sarıyor...
Bu yüzden gözlerimi birkaç saniye gözlerine diktim sadece.Hiçbir şey söylemedim.O da söylemedi.Bir iki saniye sonra gözlerini duvara dikti.
"Abi kızma ama Deniz haklı.Şu an biz balığız o adam balıkçı kaçmak yerine olduğumuz yerde kalıp balıkçıya gel beni ye diyoruz resmen!" Ateş'in benzetmesi Azra'nın kıkırdamasına sebep olurken yavaş yavaş anladım bazı şeyleri.Uzay Ateş için her şeyi yapabilirdi, Ateş ise diğer hepimiz için.Güvendeyiz.
"Güvende değiliz,"şok olmuş bir şekilde Uzay'a döndüm.Ben bunu dışımdan mı söylemiştim? " burada ya da aşağıda hiçbir yerde güvende değiliz.Biz buradan çıkamayız Ateş.Sence elimizi kolumuzu sallaya sallaya mı çıkıcağız buradan?Yarı yolda ölürüz abi.O yüzden oturup doğru düzgün bir plan yapacağız."Uzay'ın açıklaması bittiğinde ancak anlayabildim sadece aklımızdan geçenlerin aynı olduğunu.
Azra kapıya yaslanarak yere çöktüğünde Ateş Azra'nın diğer yanına oturdu.
"Uzay otur istersen."
"Deniz sandalye diye bir şey var biliyor musun?Hani üstüne oturuyoruz yere oturmamak için kullanıyoruz falan."Yere oturan Azra onun yanına geçen Ateş ve ben.Ama diğerlerini yok sayarak bana kızan Uzay.Ben anladım.Bu çocuğun derdi benimle!Hayır niye ben?Az sonra ölüceğiz ama bu beni sinir etmekle meşgul.Başka sinir bozucu bir konu ise Ateş'in hiçbir şey olmamış gibi Azra'ya elini uzatıp Azra'yı kaldırması.Demek ki bazı erkekler kibar olabiliyormuş.
"Karanlığı bekleyeceğiz.Sonra ikiye ayrılacağız,bir grup sağdaki diğer grup ise soldaki merdivenlerden inecek.Ses çıkarmayın,ışık açmayın.Dikkat çekecek şeyler yapmayın.Ellerimizi kullanarak okulun kapısına gideceğiz-"
"O kapı açılacak mı?"
"İşte tamda burada senin planın devreye giriyor Ateş.O kapıyı kıracağız.Kapı zaten cam,evet belki bizi zorlar ama.İkimizin de o camı kırabileceğini biliyorsun.Cam kırıldığında kimse arkada kalanlara bakmayacak kimse kimse için hayatını tehlikeye atmayacak.Buradan çıkacak ve birine haber verecek."Sesi net ve sertti,en ufak bi hatayı kabul etmeyeceği sadece ses tonundan bile belli oluyordu.Peki eğer arkada kalan Ateş olursa onu geride bırakacak mıydı?
"Peki ya yakalanırsak?"
"Eğer ikinizde yakalandıysanız diğer grubun size yardım etmesini bekleyin.Fakat sadece sen yakalanırsan yanındaki kişi seni bırakacak ve planı uygulayacak."Azra sorusunun cevabını almıştı.Fakat ben sorularımdan herhangi birinin cevabını alamamıştım bu yüzden ona döndüm.
"Ya dördümüz de yakalanırsak?"
"Kendimize buluşma noktaları belirleyeceğiz.Eğer kapıya gidemiyorsanız oraya gideceksiniz.Spor salonu veya lavabolar gibi yerler."
Sorumun cevabını beni terslemeden verdiği için sadece başımı salladım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
henüz bir ismi yok
Genç KurguBirbirini henüz yakından tanımayan 5 arkadaş bir anda kendilerini bir kaosun içinde bulurlar olaylar ilk başlarda onlar için basit olmuş olsada işler giderek çığırından çıkmaya başlar.