Kim Jongin;
Masanın üzerinde uyuklayan Sehun'u gördüğümde "Hey," diyerek kaşlarımı çattım ve karşısındaki sandalyeye oturarak Sehun'a bakmaya başladım. "Ne uyuyorsun lan burada?"
"Siktir, Kai," diyerek eliyle beni savurur gibi bir hareket yaptı ve kafasını kaldırarak kısaca bana baktı. "Bir sonraki dersime daha kırk dakika var. Kırk dakika daha bana dokunma."
"Geceden kalma gibisin," dedim sırıtarak. "Ne bok yedin lan? Aile yemeğine gitmeyecek miydiniz siz?"
"Gittik zaten."
"Zaten sen de akşam kesin büyükbabanla karşılıklı bu kadar içip sarhoş olmuşsundur."
"Büyükbabamla değil ama kuzenimle içtim, Kai," dedi, bezgin bir sesle. "Kuzenimle." Ardından alayla güldü ve ağzının içinde mırıldandı ancak duymuştum. "Sadece ben diyen kuzenimle."
"Ne?" dedim. "Jennie'yle mi tartıştınız?"
"Siktir et," dedi, saçlarını karıştırarak. "Kahve falan mı içsem ben? Gerçi kahveden de nefret ediyorum. Uykumu ne açar benim ya?"
"Kahve iç," dedim. "Başka ne açar uykunu, bilmiyorum."
Jennie ve Sehun pek tartışmazdı. Jennie hiçbir şeyi umursamadığındandı belki ancak daha önceden Sehun tartıştıklarını hiç dile getirmemişti. Sehun'un böyle saçma bir ruh halinde olmasının sebebini gerçekten merak etmiştim ancak sormak istemiyordum. İsterse anlatırdı.
Yine de kendimi tutamamıştım.
"Yemekte mi bir şey oldu?" dedim, kaşlarımı çatarak. Cidden tuhaf görünüyordu. "Bu halin ne harbiden senin?"
"Bir kahve alayım, geliyorum," diyerek ayağa kalktı ve kahve almak için tezgaha ilerlemeye başladı.
Kahve aldıktan sonra masaya geri geldiğinde ben elimdeki telefonla uğraşıyordum.
"Büyükbabamlar Jennie'yi evlendirmek istiyorlar," diyerek arkasına yaslandı. Tükürüğüm boğazıma kaçtığında öksürerek kendime gelmeye çalıştım.
Ne?
"Daha çok erken değil mi?"
"Şimdi değil zaten," dedi, omuz silkerek. "Üniversitesi iki sene sonra bitecek. İki seneye yakın da yüksek lisansı sürecek. Dört sene sonra yirmi dört yaşına gelmiş oluyor, hemen de evlendirmezler zaten. Bir iki sene de öyle geçer, yirmi altısından falan muhtemelen."
Yutkundum. "Baya evlendiriyorlar yani kızı?"
"Yok be," diyerek kahvesinden bir yudum aldı. "Jennie istemediğini açıkça belirtti. Ona istemediği bir şeyi yaptıramazlar, yalan oldu yani."
Kaşlarımı çattım. Ne diye gerilim yaratıyordu. "Bu halin ne lan o zaman senin?"
"Bok gibi paranın içinde yaşıyoruz diye, bugüne kadar bizi para içinde büyüttüler diye her istediklerini yaptırmaya çalışıyorlar. Bizi söyledikleri her şeyi yapacak robotlarıyız zannediyorlar. Sorun bu," dedi, dümdüz ifadesiyle. "Tanımadığı bir insanla evlenmekten rahat rahat bahsedebiliyorlar. Bir de büyükbabam gelmiş diyor ki, 'Şimdiden tanışıp iyi anlaşmanız gerekiyor. Hayatını onunla geçireceksin.' Mal mı bu kız? Sanki kızı satar gibi, hisselerimiz artar diyorlar."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
i want to do bad things with you • [jenkai]
FanfictionKim Jennie, herkes için kampüsün gözbebeği... Herkesin gözü ondaydı ve bu durum onu oldukça tatmin ediyordu.