Ceren'e ithaf ediyorum bu bölümü. Ceren şuanda zorlu bir süreçten geçiyor ve eminim bu yazdıklarımı da çok sonra okuyacak. Duygulanacak. Sil o göz yaşlarını ve sümüklerini. Ağlayınca çirkin oluyorsun. Yanındayım çirkin ördek. Neyse. Neydi lafım? Hah hatırladım. Sende hatırla ve gülümse. Kaçtım, bebek. ( Evet evet bir Grey değiliz)
Buruc merkeze getirildiğinde Mert ve babası çoktan gelmiş, komiserin odasında oturuyorlardı. Mertin babası Atilla Bey oldukça sinirli sinirliydi. Buruc odaya getirildiğinde Mert hızlıca ayağa kalktı ve ''Seni pislik o araba senden daha değerli'' dedi Buruc'a. Buruc bir kahkaha attı ve masum gülümsemelerinden birini Mert'e uzattı. Mert genç kızın gülümsemesine daha da sinirlendi. ''Bu çocuğun arabasını sen mi parçaladın kızım?'' diye sordu komiser. Buruc omuz silkti ve ''Evet'' dedi oldukça sakin bir sesle. ''Neden yaptın?''
''Çünkü yapabiliyorum'' diye cevap verdi. Komiser kızın bu umursamazlığına dair ağzına bir şeyler geveledi ve Atilla Bey'e dönerek ''Şikayetçi misiniz?'' dye sordu. O sırada Buruc ondan geriye doğru saymaya başladı. ''5, 4,3,2,1'' dedi ve telefon çalmaya başladı. Herkes şaşkın bir halde Buruc'a baktı neler oluyor dercesine. Buruc omuz silkti birkez daha ve komiserin telefonu açıp konuşmasına odaklandı. Komiser telefonu kapattığında bir of çekti ve Buruc'a dönerek ''Çıkabilirsin'' dedi. Atilla Bey büyük bir hiddetle ayağa kalktı ve ''Ne demek çıkabilir? Şikayetçiyim diyorum siz çıkabilirsin diyorsunuz bu küçük fareye'' Komiser tekrar bir of çekti ve
''Bakın ben bu kızı içeri atarsam eğer; meslek hayatım sona erer'' dedi. Atilla Bey anlamayan gözlerle komisere baktı ve ''Nasıl biter?Kim cürret edebilir ki sizi atmaya'' dedi
Adam Buruc'a baktı ve ''Babası, Mehmet Aksoy'' dedi. Atilla bey birden gerildğini hissetti. Buruc adamın bu haline bir kahkaha atmak istedi. Onu istemeyen babası şimdi kızının başını beladan kurtarıyordu. Ne baba ama! diye düşündü Buruc.
Karakoldan çıktıkan sonra eve gitti. Önce bir içeriye kulak kabarttı kimse var mı diye. Kimse olmadığını anladığında odasına ilerledi hızla. yatağın altından valizini çıkarttı ve bütün eşyalarını içine doldurdu. Romanlarını almayı da ihmal etmedi. O sırada komidinimn üstündeki anahtar dikkatini çekti. Doğum gününde gelen hediye. Henüz hediyesini kullanmamıştı. Belki de tam zamanıdır diye düşündü ve bir hışımla anahtarları alarak çıktı evden.
...
Ceren sunumunu bitirdikten sonra büyük tekbrikler aldı. Fakat onun gözü şuanda patronuyla konuşan Arslan'daydı.. Adam arkadan bile seksi.. Kahretsin!
Kendine gel Ceren. Kendine gel! Hemen kendine gel. diye içinden konuşmaya başladı Ceren. Bir yandan da elliryle suratını yelliyordu. Arkasını Arslan'a dönüp yelleme işine devam etti. Akşam ne giyeceğini düşün. diyerek kendisine telkinler veriyordu. Arkasını döndüğünde Arslanla burun buruna geldi. İrkildi genç kadın. Sonra Arslan'a gülümseyerek ''Afedersiniz, sizi fark etmedim'' dedi. ''Elbette.'' diyerek cevap verdi Arslan soğuk çıkan sesiyle. ''Üşüdüm be adam!'' diye cevap vermek istedi Ceren bir an. Devam etti Arslan ''Sunumunuz oldukça başarılıydı. Sanırım bundan sonra sadece sizle görüşeceğiz'' dedi Arslan biraz ima dolu sözle. Ceren bunu fark etmeyecek kadar heyecanlıydı. Fakat bunu adama belli etmemek için elinden geleni yaptı ve ''Sanırım öye olacak Arslan Bey'' dedi. Bu lküçük ama oldukça resmi konuşmanın ardından Ceren patronunun yanına şlerledi ve ''Can bey biraz konuşabilir miyiz?'' diye sordu. Başını dik tutarak.
''Tabi Ceren. Gel odama geçelim'' diyerek Ceren'i yönlendirdi.
Odasından girdiklerinde Can nezaketen ''Bir şey içer misin?'' diye sordu genç kadına. Genç kadın kafasını hayır manasında salladı ve direk konuşmaya girdi. ''Can Bey, bu projeyi ben devaraldım bildiğiniz üzre ve mmm.. önden bir ek ücret almamda bir sakınca var mı?'' diye sordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kelebeklerin Senfonisi
Любовные романыSeks miydi bize sadece hayata bağlayan,Yoksa yitip giden kayıplarımız mı?