BUNGEE JUMPİNG

2.8K 39 4
                                    

Gelen sesle beraber birbirlerinden ayrılıp doğrulan ikili arkalarındaki adama bakmaya utanıyordu. Arslan ilk defa babasına yakalandığı için Ceren'se bu pozisyonda hiç tanımadığı birine yakalandığı için. Üstlerini düzenledikten sonra usulca döndü Arslan babasına. ''Merhaba baba'' dedi gülümseyerek. Babası ise oğluna sinirli bir halde bakıyordu. Sonra birden kahkaha atmaya başladı. Kahkaha atan adama şaşırmış bir şekilde bakan Arslan ve Ceren ikilisiyse ne yapacağını şaşırmış bir halde baktılar birbirlerine.Ceren Arslan'a doğru eğilip ''Sanırım ben gitsem iyi olur'' dedi ve yere fırlattığı çantasına gitti eli. Tam yerden almıştı ki adamın kahkahaları kesildi ve Ceren'e seslendi. ''Nereye gelin kızım?'' Ceren bir anda duyduğu şeyin şokunu yaşarken bir yandan da ne demesi gerektiğini düşündü. Ceren'in bocaladığını gören Arslan ise ''Baba o senin gelinin değil'' dedi tersleyerek. ''Öyle mi kim peki bu güzel kız?'' diye sordu ihtiyar adam. ''O, benim'' dedi ve devamını getiremedi. Ceren adamın bu haline kahkahalarla gülmek istedi. Daha kadının adamın yanında herhangi bir sıfatı bile yoktu. Ne düşünüyordun ki? diye kendi kendisine söylendi içinden.. Gerçekten! Ne bekliyordun ne olarak tanıtabilirdi ki seni? Ceren hüzünle karışık bir tebessüm etti ve büyük bir hışımla evden çıktı. Yine arabasızdı. Bir taksi bulması gerekiyordu. Adımlarını hızlı tutarak bahçedeki adamları görmezden geldi ve bahçenin o dev gibi kapısından çıktı. Aceleyle çantasından bir sigara çıkarttı ve yaktı. Yaşarmış gözlerini havaya dikti ve bir müddet öyle bekledi. 

......

Saat tam altıda Ilgın Buruc'un çalıştığı kafedeydi. İçeri girdi ve harıl harıl çalışan kızı gördüğünde gülümsemeden edemedi. Bir çiftin siparişini alan Buruc siparişi hazırlamak üzere yerine geri döndü ve bar taburesınde oturan Ilgın'la göz göze geldi. ''Gelmişsin'' dedi Buruc dalga geçerek. 

''Elbette. Bunu kaçıramazdım'' dedi. Çiftin tabağını hazırlayan Buruc eline aldığı tabakları götürürken elleri titremeye başladı yine. Büyük bir hızla yere düşen tabaklarla bütün kafalar ona döndü. Ilgın hızla kızın yanına yanaştı ve ''İyi misin?'' diye sordu. Buruc hırsla eğildiği yerden kalktı ve ''Git burdan'' dedi eliyle kapıyı gösterirken. Ilgın anlamayan gözlerle kıza bakarken Buruc kafasını salladı ve ''Anlamayacak ne var bunda? Defol git'' diye bağırdı ve Ilgın'ı eliyle ittirmeye çalıştı. Ilgın kızın bu hallerini anlayamadı. ''Neden gitmemi istiyorsun'' diye bağırdı kıza neden bölye yaptığına bir anlam veremiyordu.Yardım etmek istiyordu sadece fakat genç kız ona bir türlü fırsat vermiyordu. Sürekli genç adamı tersliyordu.  ''Kalırsan ne olacak peki?dedi sıkıntılı çıkan sesiyle. '' Bana acımayı bırak ve git burdan'' dedi titremeye devam eden ellerini havaya kaldırarak. Ilgın kızın ellerine baktı ve ''Neden titriyor ellerin?'' diye sordu oldukça fısıltılı bir sesle. Kız buna güldü. Ama bu gülme eğlenen bir gülmeden çok gergin anlarda gülünen bir gülmeydi. Gözlerini kapattı. Bir kaç saniye o şekilde bekledi ve ''Neden bu kadar ilgileniyorsun benimle? Benimle ilgilenmeni istemiyorum. Yanima sürekli gelmeni istemiyorum tamam mı?Rahat bırak beni'' diye bağırdı Buruc boğazlarını yırtarcasına.. Neden onunla böylesine ilgileniyordu ki? İstediğini aldıktan sonra gitmeyecek miydi? Herkes gibi değil miydi oda? İstediği tek şey şu aptal hastalığı en rahat bir biçimde hasar almadan atlatmaktı. Fiziksel acıdan bahsetmiyordu hayır! Duygusal bir acı onu fiziksel bir acıdan daha fazla yaralardı. Fiziksel acı elbet geçerdi. Ama duygusal bir acı ömür boyu kalırdı. Orada dururdu. Unutur muydu o acıyı? Hayır. Sadece o acıyla yaşamaya alışırdı. Kalbinin içinde hep kalırdı o acı. O acı geldiğinde aklına burnunun kemeri sızlar gözleri dolardı. Kalbini birileri sıkıyormuş gibi hissederdi. 

O sırada kafeden içeri kafenin sahibi Aydan Hanım girdi. Yerdeki tabaklara baktı önce sonra tabakların üstünde kavga eden çifte. ''Neler oluyor burda?'' diye sordu oldukça sert çıkan sesiyle. Buruc duyduğu sese çevirdi kafasını ve ''Önemli bir şey yok Aydan Hanım. Tabakları düşürdüm yanlışlıkla bu beyfendi de bana yardım etmeye çalışıyordu  bense ona ihtiyacım olmadığını söylüyordum tamda.'' dedi Buruc Ilgın'a bakarak. 

Kelebeklerin SenfonisiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin