Bir Cehennem...
Laboratuvarda hayat sürdüren hunharca denek.
Üzerlerine işlenmiş lanet deneyler.
Ölümün pençesinde kaybolan savaşçılar.
Gözyaşları ve korkuyla kaplı bedenler.
Enselerine yazılan kod isimler ile hayat sürdüren günahsız mahkûmlar.
On...
Bugün bu laboratuvarda hiç tatdılmamış bir duygu tadıldı. İhanet...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
❀
"Martina?" Dedim bir kez daha dudaklarımı aralayaraktan.
Rol değildi, şu an bizi korumuyordu. Black'e karşı bizim yanımızda değildi. Martina taraf değiştirdi. Ya da hiçbir zaman yanımızda değildi.
Hissettim o an, Martina'nın bize olan soğukluğunu. Yapbozdan oluşan kalbimin bir parçası kayboldu sanki. Hiç bulunmayacak bir parçaydı.
"A6 zorluk çıkarma artık, lütfen." Dediğinde yapbozun ikinci parçası düştü yüreğimden. Ben büyük şok ile Martina'ya bakarken, şu an rüya da olmayı dilemekten başka çaremin olmadığı yankılandı zihnimde.
"Profesör, hepsi istediğimiz kıvama geldi." Kulaklarım duyduklarını sindiremedi. Gözümü bile kırpamadan bakıyordum zümrüt yeşili gözlerine. Martina, benim Martina'm. Ablam, annem olan Martina'm. O... o yapılabilecek en büyük ihaneti yaptı. Yüreğimi ateşe kendi elleri ile attı...
Bir adım attı bana doğru. Bir adım daha, bir adım daha. Önümde, tam önümde durdu. Gözlerine bir kez daha diktim gözlerimi, burnumuz değiyordu, sadece tek bir pişmanlık duygusunu görmek için baktım hayran olduğum keskin gözlerine. Ama gözlerinde gördüğüm gururdu. Bizi ateşe attığı için kendiyle gurur duyan bir kadın vardı karşımda.
"Üzgünüm A6. Şimdi S13'ü ve B4'ü almak zorundayım. İşleri daha da zorlaştırmadan verin çocukları bana." Geriye bir adım attım. K1'in elindeki bebeği bir hışım alıp kollarımla sarıp sarmaladım.
"Asla... Sende onlar gibisin. Onlar gibi beyaz önlüklü katilsin!" Sırıttı. Gözlerim hışımla dolarken karşımda daha önce görmediğim bir Martina vardı. Bu Martina o Martina değil. Benim kurtarıcı meleğim değil. Martina... o Martina değil. Gördüm gözlerindeki iyiliği gördüm. Rol yapıyor olamazdı... olmamalıydı. Bize ihanet edecek son kişi bile değildi. Nasıl... nasıl? Yapamazdı bunu. Yaşamak için verdiğim hunharca savaşta kime yenildiğimi bilmediğim kişi Martina olamazdı.
Yenildim. Hayatım ile yaptığım savaşta yenilen taraf ben oldum. Ben deneklerin kurtarıcı meleği olmak istemiştim. Onlara bir umut olmak, bir ışık olmak istemiştim. Ama olmadı. Önce ben kandırıldım. Benimle beraber onlarca insana, onlarca deneğe "Şeytanların arasında bir melek var." Dedim. Yanıldım. Onlara yalan söyledim. Bu laboratuvar sadece şeytanlardan oluşuyordu. İçinde bir melek olma ihtimali yoktu.
"Şimdi vermek zorundasın A6!" dediğinde sırıtarak,
"Sonra da ölmek!" dedim ve büyük bir kahkaha attım. Kulaklarım laboratuvarın siyahtan oluşan duvarlarında kahkahamın yankılanmasını dinliyor. Göz yaşlarım ise tenimden süzülerek kahkahama karışıyor.