Chanyeol yeni güne yüzüne vuran güneşle ya da sevdiği kadından gelen öpücükle uyanmadı. Onun uyanmasını sağlayan şey Baekhyun'un kokan çoraplarıydı.
Uzun oğlan yattığı yerden yavaşça doğruldu. Hiçbir şey olmadığı halde üzerinde tarif edemediği türde bir bıkkınlık, kalbinde acı vardı.Biraz düşündükten sonra tıpkı filmlerdeki gibi hiçbir şey olmadığı halde bu duyguları tattığı kanaatine vardı.
Bir dakika! Hiçbir şey de ne demekti böyle?!
Chanyeol hayatının en kötü yılını yaşamıştı.On iki kişi olan grupları kavrayamayacağı kadar kısa sürede on kişi kalıvermişti ve tüm bunlar olurken Chanyeol hala mutlu rolü yapmıştı. İnsanlar ondan mutlu olmasını beklememişti, Lee Soo Man yaptıklarına karşılık maaşını arttırmamıştı.Peki neden hala mutlu gibi davranıyordu? Neden hala üzerine yapışmış bu saçma role sahip çıkıyordu/ çıkmıştı?
Chanyeol üzerine aniden çöken ağırlığın sebebini bulmuştu.Asıl kişiliğini kaybetmek, kendi yarattığı şahsın duygularını tatmak ona acı vermeye başlamıştı.Çünkü Chanyeol 7/24 gülen biri değildi, Kris ve Luhan'ın gruptan ayrılmasına gerçekten üzülmüştü.O da herkes gibi 'We Are One' ın amacından saptığını geç fark edebilmişti.Belki de...bu kadar saf olan sadece kendisiydi.Bilmiyordu. Chanyeol bu grup hakkında tek kelime dahi bilmiyordu.
"Chanyeol...erkencisin"
"Daha yeni uyandım Baek.Erkenci olan Minseok hyung.Kalktığımda yoktu."
Chanyeol daha on saniye öncesine kadar mutsuz ve karaktersiz olduğuna inanmıştı.Peki neden Baekhyun'la konuşurken gülümseyip duruyordu?
'Baekyeol' diye geçirdi içinden.Ahh hayır fanfiction'lar beynini ele geçirmişti.Onu terk etmiş beynini geri kazanması için internetten uzak durması gerekiyordu.Ama bu imkansızdı. Chanyeol'ün müzik dışında iyi olduğu tek konu sosyal medyaydı.Boş zamanlarını geçirdiği tek yer de sosyal medyaydı.Chanyeol kafasında dolanıp duran ve acı cevaplarla karşılaşan sorularını es geçip sinirle saçlarını karıştırdı.Derin nefes aldı, aldığı sürenin iki katı sürede nefesini verdi. Gözlerini açtığında karşılaştığı manzara korku dolu gözlerle ona bakan bir adet Byun Baekhyun'du.
"Chanyeol, iyi misin?"
"İyiyim.Baekhyun...bugün ne yapacaksın?"
Bugün LSM'nin comeback öncesi verdiği son iki izinden biriydi.Bu izni Baekhyun'la geçirmek eğlenceli olabilirdi.Yılbaşı için alışveriş yapar, Suho'nun kredi kartıyla tüm yurdu yemeklerle donatırlardı.
"Üzgünüm Chanyeol. Taeyeon noonayla buluşacağım.
"Beklenen son. Sevgilim olunca bunların acısı fena çıkacak" diye mırıldandı Chanyeol.
"Efendim?"
"Çorapların diyorum.Çok kokuyorlar.Kaldırsan iyi edersin."
Chanyeol şu an kendini ölesiye dövmek istiyordu.Fakat bu istemsizce gülümsemesine engel değildi.
*****
Lee Yun saat sabahın sekiziyken asansörü bozuk olan apartmanın merdivenlerinden zıplayarak indi ve kendi adını taşıyan kitapevini açtı.Burası Lee Yun'un cennetiydi. Roman, şiir kitabı, ders kitapları ve daha birçok kitap türünü bulundururdu.Ortama canlı renkler hakimdi.Kitapevi bulundurduğu masa, koltuk ve sandalye sayesinde gelenlere okumak için ortam sağlıyordu.
Okul çıkışlarında gelen gençler bilgi sahibi olurken romantik anlar yaşamayı da ihmal etmezdi. Yun, ortama eğlence katması için çeşitli dilde şarkılar açar kitapevinin Melodi ismine layık olmasını sağlardı.Tüm bunları yaparken altmış yaşına gelmiş nineler gibi saçma gülüşle çevresindekileri izlerdi.Daha yirmi üç yaşında olmasına rağmen 'nine' lakabına sahip olması için eksik olan tek şey on adet kediydi.
"Hey, Yun! Gelir misin?" Diyen ince bir kız sesi duyuldu.Sun Mi'ydi.
"Tehun şuna söyle kendisi gelsin"
Lee Yun yayıldığı tekerlekli sandalyede ileri geri gelip giderken çalışanı vesilesiyle küs olduğu arkadaşına çağırdı.Ama bu yaptığı çalışanının ona ateş saçan gözlerle bakmasına neden oldu.Bu bakışın anlamı 'Tehun!' du.
Yun, çalışanına Oh Sehun'a benzediği ve Oh Sehun kişisi de peltek olduğu için Tehun derdi. Kesinlikle iyi bir şaka değildi.Buna rağmen Lee Yun'un patron egosunu yükseltirdi.
"Tamam, Taehyung kızma"
Sun Mi , Taehyung'ın yeni sildiği yerlere basmamaya çalışarak sandalyede yayılmakta olan Yun'un yanına gitti.
"Kafeye neden gelmiyorsun? Patron maaşını yükselteceğini de söyledi.Bu daha neyin nazı?"
"İstemiyorum.Sıkıldım o ortamdan."
"Gelmek zorundasın Yun.Beni ortada bırakamazsın!"
"Gelmek zorunda değilim Sun Mi. Dansöz mü çağırıyorsun lan?! Git bi' ya..."
Benimle bir daha asla konuşma, çok kötüsün, pislik ve daha birçok kırıcı sözleri işiten Lee Yun, Sun Mi'yi durdurmak istedi.Fakat converse'nin bağcığı sandalyesinin altında kaldı ve Yun kendini sobanın yanında yüz üstü uzanırken buldu.
"SUN MI! Hey, Tehun bu soba neden soğuk? Çabuk yak bunu.TEHUN! Yeri tekrar sil, kurumamış.Yah, Park Sun Mi! SUN Mİİİİİİ!"
*****
Chanyeol kahvaltısını yaparken bulaşık yıkayan Kyungsoo'ya sordu.
"Bugün için planın var mı?"
"Evet.JongIn'le beraber yılbaşı alışverişi yapacağız.Maalesef sen de katılmak ister misin diye sormayacağım.Bugün Sehun'la takıl, o yalnız."
"Yalnız dediğin adam Tao'yla birlikte."
Kyungsoo elini kurularken koca gözlerini devirmeden edemedi.
"Bir sürü üye var Yeol.Biriyle takıl işte.Beni yorma."
Chanyeol yemek çubuklarını hızla masaya attı. Pilav dolu ağzıyla birlikte odaya giderken söylendi.Kyungsoo onu anlayamamıştı.Daha doğrusu dinlememişti.Çünkü ona göre Chanyeol hala yaramaz, yorucu bir çocuktu ve D.O iki gramlık enerjisini onunla harcamak istemiyordu.Zaten Chanyeol'da çok umursanacak bir şey dememişti.Söylemek istediklerinin aksine 'sanki bir şey yaptık pörtlek gözlü herif' diyebilmişti.
Chanyeol, Suho'nun yanına oturdu.Yarım saat önce Baekhyun ve tam tamına on saniye önce Kyungsoo tarafından reddedilmişti.Üçüncü yılbaşı alışverişi teklifi reddedilmeyecekti. Bundan emindi.
"Hyung..."
"Ne var Chanyeol?"
Chanyeol o an tüm üyeleri öldürmek istedi. Bugün hepsi sinir bozucuydu.
"Beraber yılbaşı alışverişi yapmaya ne dersin?"
"Peki sen bu teklifi ailene yapmaya ne dersin? Ben de ailemin yanına gideceğim."
Chanyeol koltuktan kalkıp odasına ilerledi. Orada tüm aile üyelerini aradı ve hepsinden aynı acı cevabı aldı.Ardından arkadaşlarını aradı.Onlar ise kız arkadaşlarıyla birlikte olduklarını söylediler.Aldığı cevap Chanyeol'a o kadar çok koymuştu ki...Sessizce yatağına kıvrıldı ve iki saat boyunca horuldayarak uyudu.
Chanyeol saat 14.00'da uyandığında kendini daha iyi hissetti.Aslında böyle hissetmesi saçmaydı.Çünkü kalbinden geçen asıl şey tüm bu şamatanın içinde yapayalnız kaldığıydı.
Chanyeol ani bir kararla yatağından kalkıp üstünü giyindi.Yapacağı çocukca şeyin düşüncesi yüzüne muhteşem gülümsemesini kondurdu.Chanyeol kararını vermişti.Bir haftalık izin gününde ortalıktan kaybolacaktı ve BAM! Herkes onu özleyecek, ona koşacaktı.
Chanyeol tüm bu düşünceler ve omzuna astığı çanta eşliğinde arabasına bindi.Gelecek bir hafta çok eğlenecekti.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
my idol neighbour |p.chanyeol
Fanfic"Yalnızlık, karşılaşmamız için lütuftu Yun. Yirmi kişinin anca yaşadığı bu ıssız şehre geldim ve kalbimin ritmini değiştiren senle tanıştım. Tanrı'ya tüm bunlar için ne kadar minnettar olduğumu tahmin edemezsin."