xvii.

222 30 27
                                        




.

lisa beline doladığı havlu ile odasından çıktı ve merdivenleri ağır adımlar ile inmeye başladı. kalbi fazlasıyla kırık ve incinmişti. ağlamak bile acısını hafifletmemişti. 

lalisa yorgundu, çok fazla sır biliyordu ve yorgundu. sonsuza dek yok olmak istiyordu. sevdiği hatta uğruna hayatını bir kenara attığı adam başkasına aşıktı. bunu onun ağzından duymamış olsa bile biliyordu. jungkook'un gözleri her şeyi anlatıyordu. 

aşkı ve sevgiyi anlatıyordu. jungkook yerim'e baktığında lisa'nın gördüğü tek şey oydu çünkü. o ise tablonun dışındaydı. kenarda o ikisinin birleşimini izleyen silik kız.

kimse onun farkında değildi. hatta o bile kendinin farkında değildi. ne yaptığını bilmiyordu ne yapacağını da..

saatlerdir akan ama tükenmek bilmeyen damlalar tekrar göz pınarlarından firar ederken lisa elinin tersi ile yüzünü sildi. 

belirsizlik kırgın olan kalbini daha da parçalıyordu.

oturma odasının içinden bahçeye açılan kapıya doğru ilerledi. havuza geldiğinde rüzgar saçlarını dalgalandırmaya başlamıştı. lalisa batan güneşe bakıp derin bir iç çekti ve belinde ki havlunun yer ile buluşmasına izin verdi. 

yüzme havuzuna arkasını döndüğünde gözleri boş bir şekilde yerim'in odasının olduğu pencereye bakıyordu. büyük ihtimalle şu an berbat görünüyordu. yerim onu bu halde görse bir sürü soru sorardı.

kollarını açıp kendini geriye doğru bıraktığında vücudu serin su ile bir bütün haline gelmişti. suya girdiğinde her şey kulaklarına bir uğultu şeklinde gelirken lisa sırtını yüzme havuzunun soğuk duvarına yasladı ve dizlerini kendine çekerken göz yaşlarını serbest bıraktı.

gücünün tükendiğini hissediyordu. kalbi şu an nefesi tükense bile öylece burada kalmasını söylüyordu. 

saçları dalgalı bir şekilde suyun içinde hareket ederken öylece boş boş karşısında duran duvarı izledi ve suyun altında bekledi. yavaş yavaş nefesi tükenirken havuzdan çıkmamak için direniyordu. gözlerini yumup beklemeye başladı lalisa.

sonun gelmesini istiyordu ve şu an bunu yapacak cesarete sahipti. başka zaman böyle bir fırsatı olacağını hiç sanmıyordu. 

aniden bileğini saran parmaklar ile yukarı çekilmesi bir oldu. lisa gözlerini açtığında suyun üzerindeydi ve derin nefesler alırken karşısında duran jungkook'un tam da gözlerinin içine bakıyordu.

jungkook ise derin derin nefes alırken bağırmaya başlamıştı.

"SEN NE YAPTIĞINI SANIYORSUN AKLINDA NE GEÇİYOR SENİN?"

lalisa dolmuş gözleri ile onu izlerken daha fazla dayanamamış ve kollarını jungkook'un boynuna dolamıştı. ona sıkıca sarılırken ağlaması daha şiddetli bir hal almıştı.

o sırada ikisini anlamaz bakışlar ile izleyen bir kişi vardı. pencereden merakla onlara bakan kim yerim. ikisinin arasında ki garip havayı onlardan uzak olmasına rağmen hissetmişti. 

jungkook ise üzerinde gezinen gözleri farketmişti. kollarını lalisa'nın beline sararken bakışlarını kendisini izleyen yerime sabitledi. 

yerim jungkook ile göz göze geldiğinde artan kalp atışlarına anlam veremeden arkasını döndü ve yatağın üzerine oturdu.

ona git gide daha fazla kapıldığını hissediyordu. kısacık sürede jungkook yerim'in aklına yerleşmeyi başarmıştı. yerim ise aklına dolan şeyler yüzünden en üst seviyelerde yaşadığı vicdan azabını git giderek arttırıyordu.

gözlerini yumup derin bir nefes aldı. hanbin ve jungkook arasında sıkışıp kaldığını hissetmeye başlamıştı. jungkook haklıyıdı. o yerim'in kalbini hızlandırıyordu ama mantığı hanbin'e yaptığı şeyi sürekli önüne sunuyordu.

yerim hızla yerinden kalktı ve çantasını eline aldı. daha fazla bu duruma katlanamazdı. en azından hanbin bu iğrenç durumu öğrenmeliydi. yerim ona yaptığı kötülüğü içinde tutamıyordu. hem belki sandığı kadar kötü olmazdı. belki yaptığı hataya rağmen son bir şansı olurdu.

telefonu çıkarıp hanbin'e hızlıca buluşmak istediğine dair bir mesaj attı.

ve odadan çıktı.

...


a.n: hızımı alamıyorum diğer bölümü yazmaya başlayacağım bakalım biterse en geç yarına atarım sizi seviyorum lütfen oy ve yorumlarınızı eksik etmeyinn.

dollhouse.jungriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin