4

376 23 0
                                    

Öyle bir mutluluk vardı üstümde. Barış için bu gösteri şeysi ha olmuş ha olmamış pek fark etmiyordu ama Atakan öyle mi? Çocuk Hint dansı ile okuldan çıktı, Bir ara Kasım Şener "Aşk Benimle" söylüyordu, şu anda ne yapıyordu, anlam veremiyordum.

Barış:

"Yanımdan ayrılma bir de seni aramayalım."

Ecmel:

" Ya Barışım altı üstü otobüste uyuyakalmıştım."

Sekizinci sınıfta okul gezisi ile gittiğimiz yerde gezerken otobüste uyuyakalmışım kimse de beni fark etmemiş. İşte Barış bir şekilde benim etrafta olmadığımı anlayınca hocaya söylemiş ama ben nasıl derin derin uyuyorum son durakta teyzenin biri uyandırdı. Bir baktım telefona 51 cevapsız arama. Barış aramış, Atakan aramış, hoca aramış hatta annem babam falan da aramış. Her neyse eninde sonunda buldular beni de geziye devam ettik.

Barış:

"Ne uyku ama 51 kere aradık uyanmadın."

Ecmel:

"Yani uykum birazcık derinse ben ne yapayım conem."

Barış:

"En azından bugün uyanık kal."

Ecmel:

"Okey komutancım uyku yok."

Barış bana gülüp telefonuna döndü. Yol az kaldığı için camdan dışarıyı seyrettim. Büyük bir okul kapısı önünde durduk. Bu arada üniversite gibi lise mi olur, çok ayıp. Bir sürü liselinin vebali yatıyor burada okusam sınıfımın yerini öğrenene kadar yıl biter.

Atakan:

"Kanka biraz daha öyle bakarsan köpek gibi salyaların akacak."

Ecmel:

"Senin gibi mi?"

Atakan:

"Sözlükteki şerefsiz kelimesinin yeni baş modelisiniz tebrikler Ecmo Hanım."

Ecmel:

"Çiçekler eve Atakancım."

Ben okuldan sonunda gözlerimi ayırınca içeriye doğru yürümeye başladık. Okulun dışı gibi içerisi de çok güzeldi. Nakil aldırma isteği, çık aklımdan. Beni bu harikulade düşüncelerimden ayıran konferans salonunun önündeki iki öğrenci oldu. Ne, yakışıklılıkları ile mi dediniz, yok hayır yani tamam belki yakışıklılardı ama benim dikkatimi çeken o değildi. Uzun boylu çocuk ağzını gözünü yamultuyordu. Ona nazaran kısa olsa da benden uzun olan öbür çocuk ise ona sesini incelterek bir şeyler söylüyordu.

Öbür çocuk:

"Efekan yapma oğlum gözün öyle kalıcak. Efekaan!!"

Kafamı öne eğip iki çocuğun hareketlerine kıkırdadım. Biri koluma dokununca kafamı o yöne çevirdim.

Atakan:

"Ecmel yapma oğlum gözün öyle kalıcak. Ecmeel!!"

Atakan'ın tipine ve sesine gülmemek elde değildi. Daha deminki nazik kıkırdamam biraz anırma ile böğürme arası bir hâl almıştı. Barış bize "bu mallar kim" bakışı atıyordu. Atakan'a attığı bakış daha çok "evlatlık sanırım" bakışıydı.

~~

Ne gösterisi izlediğimizi hâlâ çözememiştim. Sahnede bir şeyler dönüyor ama beynim uyku evresine geçtiği için ne olduğunu tam anlamıyordum. Atakan ağızı açık bir şekilde uyuyakalmıştı. Hemen ifşasını çekip telefonu çantama attım. Barış'ın omzuna kafamı koyup uyudum.

~~

Gözüme doğru patlayan flaş ile uyandım.

Ecmel:

"Allah'ım beyaz ışığa yürüsem hata mı olur?"

Atakan:

"Çok iyi yakalamışım lan nereye paylaşsam bilemedim, o derece iyi bir ifşa."

Ecmel:

"Atakan seni üzmek istemem ama elimde çok iyi bir ifşan var, yani kısasa kısas. Anlarsın ya!!"

Atakan:

"Tamam be, hevesim kaçtı, al küstüm oynamıyorum."

Çantamı omzuma takıp gözümü ovuşturdum. Kapıya doğru giden kalabalığı yarıp dışarı çıktım. Atakan ile Barış otobüs durağına nasıl geleceklerini biliyorlardı bu yüzden onları bekleme zahmetinde bulunmamıştım. Otobüs durağı aşırı kalabalıktı, ne yani bütün herkes aynı otobüs için mi buradaydı? Demek ki eve kadar uyku yoktu bana. Otobüs buraya doğru geliyordu. Atakan ile Barış yanıma gelip ayakta durmanın hüznü ile lâl olmuşlardı. Otobüse binerken indirimli mağazaya dalan teyzeler nidası vardı herkesin üstünde. Ben oturamamayı kabullendiğim için hiç kalabalığa dalmıyordum.

~~

Sürekli bir "Arkaya ilerleyelim lütfen." sesi duymaktan gına gelmişti. Arka taraf babamın bostanı değil ki gidip durayım, buranın da bir sınırı var. Biz birazdan arka koltukta üst üste yolculuk yapacağız.

Atakan:

"Abi arkası çiftlik de biz mi fark etmedik. işte oluru bu kadar, daha gidemiyoruz. Arkaya arkaya yeter be! Biz arka koltukta on kişi oturuyoruz şu an Pisa kulesi gibi yan yattı şu amcanın tarafı, birazdan yıkılacak. Arka tarafı Osmanlı'nın viyana kapısını zorladığı gibi zorluyoruz ama genişlemiyor."

Atakan'ın bu girişimiyle arka taraf tamamen ses çıkartınca şoför amca daha yolcu almamaya karar verdi. Allah'tan ineceğimiz durakta kalabalığın içinden sıyrılıp dışarı çıkabildik.

~Armoni/Texting~Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin