Telefonumun sesiyle uyandım. Ahh çok mutluyum, anlamlı bir mutluluk. Telefonumun ısrarlı çalışından sonra telefona bakmaya karar verdim.
Yatagımdan kalkıp masanın üzerindeki telefonu elime aldım. Bora arıyodu.
-Günaydın bora
-sanada günaydın. Kahvaltıdan sonra bana gel.
-kahvaltıya gelsem. aferim kızım işte bu
- eminmisin ? Ben evde sabah kahvaltısı yapmayalı baya olduda.
- Tamam o zaman işte beraber sabah kahvaltısı yaparız. Ben malzeme alıp geliyorum.
- Tamam.
Ayy içim içimi yiyo çok mutluyum. Hemen Üstümü değiştirdim.
Altıma lacivert tayt üstüme tek omuz salaş bir kırık beyaz tişört giydim saçlarımı da yandan ördüm. Dudagıma vişne parlatıcı sürdüm. başıma şapka taktım. Boynuma da nirvana yazılı kolye taktıktan sonra hazırım.
Yatağın üstünden telefonumu alıp. Bir taksi çağırdım taksi geldikten sonra boranın evinin ordan bir büyük markete girip
Kahvaltılık aldım. Poşetler fazla agırdı. Gerçekten eşşek yükü maşallah. Telefonu çıkartıp Borayı aradım. Ikinci Calista telefonu açtım.
''Ben sizin ordaki marketteyim. Poşetler çok ağır da''
'' tamam'' dedi ve telefonu kapattı. Bir süre sonra geldi.
'' seeelamm'' ne güzel bir selam verdim ben öyle.
'' bizim mahallenin ergenleri daha sakinler'' öküz işte oda gülümseyip geçiştirse olmaz zaten dimi. Ama ben dururmuyum soktum lafı.
'' çünkü onlar ergenler. Ergen kafası diye bir şey var duymadin mı sen onu '' poşetlerin yarısından fazlasını eline alıp yürürken.
'' yoo duymadım. Neymiş o ''
'' hemen açıklıyayım. Ergen kafası, baz.. '' Sözümü bitirmeme kalmadan boranın ellerindeki poşetleri bırakıp kosmasıyla son buldu.
'' ecrin'' ecrinde kim.
'' pardon ecrin kim''
'' sen al bu poşetleri eve git ben geliyorum'' yok yaa başka emrin.
'' tamam'' dedim ve gidiyormuş gibi yaptım. İlk sokaktan aşağıya doğru inerken oda düz gitti.
Ellerimdeki poşetlerli bir yere güzelce sakladiktan sonra boranın peşinden gittim.
Ecrin dedi. Ecrin bir kız ismi. Kim lan bu. Bora koşarak ara sokaga girdi. Yerde yatan kızın yanına gidip onu kucağına alıp saçını okşadı.
Bir dakka ecrin! Oha bu bizim ecrin. Bora onu nerden tanıyo. Ahh şeytan, yine girdi hayatıma.
bir günde olaysız geçsin be abi. İzlemeye devam ettim. Ecrinin başı kanıyodu. Gebersin pislik.
Bora ilkdefa bu kadar endiselenmişti. Kıskanmadım değil.
Hiç bir şey olmamış gibi gittim poşetleri soktugum yerden geri çıkartıp boranın evinin önüne geldim. O.. o.. düşmanım.
Karsidan geldiğini gördüm. Kucağında ecrinle birlikte. Yanıma geldiler ve bana anahtarı uzatıp '' simay bu.. '' elimdeki posettleri yere fırlatarak
'' biliyorum bora ecrin.. ''. Şaşırmış bir şekilde '' sen onu ner..''. '' ahh bırak bora ya o benim düşmanım anlatabildim mi düşman'' dedim ve gittim.
Atarmı yaptım ben lan simdi. arkamdan şaşırmış bir şekilde baktı. Sadece baktı.
Eve gidip kafamı yastığa koydum. Göz Yaşlarım... ah bu kadar duygusal olmak zorundamıyım. Sessizlige ve yanlızlıga ihtiyacım var.
Gözlerimi kapattım....
Boradan
Şimdi hira ve ecrin... Ama neden düşmanlar.. yerdeki poşetleri topladım ve ecrinle birlikte içeri girdim.
Ecrin iceri gidip ''hadi film izleyelim. '' dedi.
Bu kadar sakin olması normalmi. Yoksa ben fazla mı endişe yaptım. Ecrinin yanına gidip koltuga oturdum. Kollarımı açıp başını boynuma gömdüm.
''Ecrin neden hirayla düşmansın'' sorumun üstüne cevap vermedi ama rahatsız olmuştu. Sonra suratıma baktı yalancı bir gülümsemeyle
'' sıradan bir insan için anlatacaklarım zaman kaybı abicim.''
Ahh kız kardeşimi özlemişim bu akşamlik bir şey demicem ama eninde sonunda öğrenicem.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SADECE SEN
Romanceaşık olmak için özel bir günü veya anı Bekleme.. belkide aşık olmuşsun'dur. ama özel bir anda veya günde degildir.
