13

1.1K 90 80
                                    

Maç bitmişti, Zayn kazanmıştı ama çok çekişmeli olmuştu doğrusu. Patlamış kaşı ve kırmızı yüzü içimi acıtıyordu. Tamam diğer maçlar da çok kolay geçmiyordu ama bu sefer aldığı darbe daha çoktu.
Hatta bir an için ben bile kaybedecek sanmıştım.

Karşıdaki Louis -Pençe- Tomlinson'du çok bilinmezdi fakat yavaş ve kesin adımlarla ilerliyordu sanki. Güzel bir yenilgi yaşamıştı ve Zayn'i zorlamıştı. İsmini daha çok duyacağımızdan emindim. Maçtan sonra Zayn ne muhabirlere galibiyeti hakkında konuşmuştu ne de arkadaşlarıyla sarılmıştı. Odasına gidip kıyafetlerini değiştirmiş ve yaklaşık yarım saat sonra dışarı çıkmıştı. Başını tek bir kez bile kaldırmamıştı. Kazandığı halde neye bu kadar sinirlenmişti bilmiyordum.
Bunun üzerine tekrar otele dönmüştüm.

Olaysız bir gece olmuştu, yani sanırım.
Çünkü Liam Payne ile mesajlaşmıştım. Calvin Klein çekimlerimizin ön gösterimini görmüş ve bana mesaj atmıştı.
Konuşmamız tekrardan böyle başlamıştı işte. Kırmızı halı akşamı yaptıkları için özür dilemiş, hırsına yenik düştüğünden bahsetmişti. Arkadaş gibi sohbet etmiştik hatta beni aramıştı. Birkaç dakika da telefonda konuşmuştuk.
Yarınki gerçekleşecek çekimler için heyecanlı olduğumdan bahsettiğimde bunu başarabileceğimi ve önümde iyi bir kariyerin olduğunu söylemişti. Birbirimize iyi geceler dileyip telefonu kapatmıştık ve ben o saniyede uyumuştum.

Uyanıp kıyafetlerimi giydiğim gibi Nicola ile kahvaltıya inmiştim. Kahvaltıdan sonra Mick yine bizi arabasıyla karşılamıştı. En sonunda yalıya geldiğimizde burasının beklediğimin aksine çok kalabalık olduğunu gördüm. İçeriye girmemle makyözlerin beni çekmesi bir oldu.

Giyeceğim çamaşırlardan ilkini gösterdiler bana. Bordo, aşırı seksi bir takımdı. Onu elime tutuşturup beni kabine doğru yönlendirdi. Üzerimdeki her şeyi çıkardım ve bunları giydim.

Tanrım...

Beklediğimden çok daha seksi göründüğümde kıyafetleri kontrol ettim ve çıktım kabinden. "Vay canına." Adam elindeki saten sabahlığı bana uzattı.
"Teşekkür ederim." Elinden aldım ve onu giydikten sonra kuşağını kapattım, beni bir yerlere götürmesine izin verdim.

Makyaj odasına geldiğimizde ilgi odağı oldum. Saçlarımı tokalarla geriye sabitlediler ve makyajıma başladılar. Üzerimdeki bordo takım için gözlerimi biraz ön plana çıkaracak hafif ve doğal bir makyaj yapacağını söyledi.

Ve uzun süre aralarında sohbet ettiler, hepsinin zaten çok önceden tanıştıkları belliydi. Ben makyaj yaptıkları insanlarla samimi olduklarını, onlarla sohbet ettiklerini sanırken işlerinde çok profesyonellerdi. Asla sohbet veya yüzüm harici bir temas olmuyordu. Makyaj hazır olduğunda bir yandan saçlarımı yapan adam işinde hızlandı ve en sonunda tamamen hazırdım.

Beni sandalyeden kaldırdılar ve yalının salon kısmına götürdüler. Çok şık ve modern bir dizaynı vardı. Bu arka plandan sorumlu olduğunu düşündüğüm adam bir kadeh şarap doldurdu ve yanıma geldi.
Nasıl poz vereceğimi, ışığın nasıl yüzüme vurması gerektiğini, çamaşırı nasıl göstereceğimizi, bunların hepsini konuştuktan sonra beni koltuğun hemen önünde anlattıkları gibi bir elimle koltuğa tutundum ve diğer elimdeki şarapla tam ışığın yüzüme vurduğu cama baktım. Kadehi tutan elim göğüs hizamdaydı.

''İyi gidiyorsun.'' adının Jim olduğunu bildiğim adam beni çekerken konuştu. ''Kafanı hafif yana yatır.'' bakışlarım hala camdayken dediklerini yapıyordum. ''Mükemmel.'' başka bir adam pozlardan sonra elimdeki kadehi aldı. ''Kabine, süre kaybetmememiz lazım. İkinci parça bu.'' elime beyaz tamamen dantel bir takım tutuşturdular. Kabine döndüm ve bordo takımı çıkarmadan önce son kez kendime baktım. Kendime hiç söyleyemesem de güzel görünüyordum.

girl gone wild | zmHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin