minho
Okul çıkışını müjdeleyen zil ile çantamı sırtıma alıp kapıya ilerledim. Bizimkilerin çoğu aynı sınıftaydı ama bizim sınıfta bir tek ben vardım. Karşı sınıftan çıkan Jisung'u gördüğümde kocaman bir gülümsemeyle ona ilerledim. O sırada bizimkiler de yaklaşmıştı. Merdivenlere adımlayıp, bir gün daha şu okuldan çıkmayı başarmıştık.
'Bir yerlere gidelim mi?'
'Babam gelecekti... Siz gidin istiyorsanız. Belki sonradan gelirim.'
'Tamam. Bizim kafeye gidelim, Mingi'leri falan da çağırırım ben. Dönüşte gel.'
'Tamam.'
Çıkış kapısında gördüğüm babama el sallayıp, bir gülümseme de ona sundum. Bize doğru dönüp her zaman ki gülümsemesi ile yola doğru adım atmasıyla gerçekleşti her şey. Bir arabanın çarpıp onu yere sermesi.
by writer
Genç olduğu yerde dona kalırken ilk tepki verip, babasına ilerleyen yakın arkadaşı Chan olmuştu. Yanındaki kız önüne geçip kafasını boynuna bastırmış, görmesini engellemeye çalışmıştı.
Dizlerinin bağı sökülmüş gibi gittikçe yere çöken çocuk karşısında ne yapacağını bilmeyen arkadaşlarından biri ambulansın numarasını tuşlamıştı.
'Minho, bebeğim bana bak. Hayır bakma oraya, bana bak lütfen.'
Arkadaşlarının bir kısmı yerdeki gencin yanında kalırken, diğerleri babasına ilerlemişti.
'Bir şey yok, baban iyi. Lütfen sakin ol. Nefes al, hadi.'
Ellerini kızın ellerinden kurtarıp aniden ayaklanmasıyla, gençler tepki veremeden babasına koşmuştu.
'Baba! Baba cevap ver, baba lütfen. Hadi lütfen.'
Arkadaşı ne kadar kolundan tutup geri çekmeye çalışsa da başarılı olamamıştı.
Hayat bu değil miydi zaten?
Plan yaparken başına gelenler.
jisung
Hastane sandalyelerinde oturan Minho'ya yaklaşıp, yanına oturdum.
'Bir şeyler ye, hadi.'
Elimdeki kantin tostunu ona uzatıp almasını bekledim. O ise boş bakışlarıyla ayaklanmış, camdan babasına bakmıştı.
Chan yanına ilerleyip bir şeyler söyledikten sonra ona dönmüş, sonra bana bakıp geri önüne dönmüştü. Chan gelip yanıma oturduğunda derin bir nefes aldım.
'Durumu iyiymiş.'
'Annesi nerede?'
'Danışma, birkaç işlem mi ne varmış. Onları halledip geliyorum dedi.'
Minho için aldığım fakat yemediği tostu açtır diye ona uzattım.
'Aç değilim, sen ye. Bu arada istiyorsan git, ben buradayım. Annemle babam gelecek, Minho'yu eve götürürüm.'
'Sorun değil, bekleyeceğim.'
'Sen bilirsin, bahçeye çıkacağım ben.'
'Tamam.'
O çıkışa ilerlerken kalkıp yanına adımladım. Elimi omzuna koyup, bakışlarının bana dönmesini sağladım.
'Bebeğim, iyiymiş işte. Gel otur, bir şeyler ye. Lütfen.'
ŞİMDİ OKUDUĞUN
let me down slowly
Fanfictionif you wanna go then i'll be so lonely if you're leaving, baby, let me down slowly 민성 minsung
