Öyle bir an vardır ki anlamı derinleşir içinde.
O anlam
Ölümle ikiye bölünmektir.
kimi yaşatmak için kenetlenir insanlığı,
Kimi kendi yaşamı için pusuya yatar,
En karanlık yollarını arar can almanın.
Yaşama arzusuyla ölümün çarpıştığı yerdir o an dünya.
İşte o kömür torbalarının arasında ya o çocuğu kurtarmak yada kendi yaşam savaşım için elimdeki makasa sıkı sıkı sarılmıştım.Birazdan ışığı yakacak bir çocuğu daha yaşarken katledecekti ama ben bu kez ona izin vermeyecektim.
O kazandan yansıyan ışıkla birlikte çocuğun gözlerini ellerini bağladı, ağzını kapattı, sonra lambayı yakmak için düğmeye bastı .
Ve benim o an gerçekle yüzleşmeme neden oldu. Bu kez yeni kurbanı yaz'dı.
Benim güneşim, yazım ,sonbaharım usul, usul ağlıyordu. Ve ben hiç birşey yapamıyordum.Sinirden ellerimi, dişlerimi sıkıyordum ama ona dokunmasına asla izin vermeyecektim.
Yaz'ı oradaki eski koltuğun üzerine itekledi canı yandı ki yaz yüksek bir sesle inledi! Acısını o an içerimde hissettim.
Arkası bana dönüktü bekçi nin yaz ise yüzü koyun yatıyordu. pantolonunu çıkarmaya çalışıyordu kızın yaz ise tepiniyordu, o tepindikce oda küfür ediyordu
Dur !kerhaneci dur !diyordu
yaz ise durmadan tekme atmaya çalışıyordu.Onların bu anından yararlanıp olduğum yerden çıkıp usulca arkasına yaklaştım ve elimdeki makası defalarca sırtına sapladım. arkasını bana döndüğünde hali kalmamıştı dizlerinin üzerine çöktü ve gözlerimin ta içine baktı yalvarır gibi.
O an okadar kendimi kaybetmiştim ki bekçinin sadece o bakışını hatırlıyorum. Elimdeki makası bu kez can damarına sapladım, kafasını tutup defalarca vurdum, vurdum vurdum..
Yere yığıldı ve herşey oracıkta bitti.
Öylece başında kalakaldım ellerim kan olmuştu pijamalarim onlarda kandı, ellerime bakıp göğsüme götürdüm defalarca sürdüm üzerime, ellerimden çıksın istedim ama olmadıO küçük kazan dairesinde iki kişi vardı bu kez ben ve yaz bekçi ise ölmüştü bu kez ölen biz değildik usulca gülümsedim kurtulmuştuk artık.
Kendimi toparlayıp bayılan yazın yanına gittim yüzü koyun yatıyordu. Yüzünü kendime çevirip kalbine kulağımı dayadım yaşıyordu
çok mutlu olmuştum ama onu uyanmadan buradan cıkarmalıydım.
Ellerini, gözlerini çözüp onu yatakhanesine götürüp kapının önüne bıraktım ve tekrardan suç işledigim yere döndüm.Yerde yatan bekçinin yanına oturup bir süre düşündüm. ne yapmalıydım buradan kaçsam olmazdı şuan değildi ama bu koca adamı nereye saklayacaktim bilmiyordum.
Panik halinde dönüp durdum orada sonra gözüm alev alev yanan kazana takıldı yanmaliydi ama, çok ağırdı oraya onu nasıl sokacaktım ki kafamda bir sürü senaryolar kurdum.Oturduğum yerden kalktım bir hışımla kazanın kapısı açtım içerisine kafamı uzattım kıp kırmızı olmuştu sanki bir yanar dağ gibiydi yavaş yavaş bekçiyi sürüklemeye başladım.
O kadar ağırdı ki anlatamam
Güçlükle de olsa onu kazanın içine sokup kapağını kapattım, öyle bir yanmaya başladı ki ,ve öyle bir pis kokuyordu dayanamıyordum, ama dayanmak zorundaydım.
Oradaki kan izlerini temizledim. Sabaha kadar bir yandanda kazana kömür attım. Ondan bir iz kalmayana kadar yaktım, yaktım ,yaktım .
Herşey bitince makası da ateşe attım üzerimdeki pijamalarımıda herşeyden bir anda kurtuldum .Sonra oradan cıkıp tuvalete gittim. soguk suyla bütün bedenimi yıkadım. sadece bedenimi değil ruhumuda yıkadım artık tertemizdim. usulca gidip üzerimi giyindim ve yatağıma yattım ama uyumadım, uyuyamadım..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KAPI
Non-FictionBir de susanlar konuşsun geceye Yaşamak ve katlanmak zorunda olduğumuz bir dünya var dışarda ve deli sarhoş gariban diye yanından geçip gittikleri misin hayatlarina uzanalim Suskun konuştukça bizde nelere sustuklarımızı anlayalım belki diretmek...