Üç

1.1K 30 2
                                    

Giriş katındaki görevliden Selimin odasını öğrendikten sonra kendini onun odasında bulmuştu Arslan. Burcu ve Serdar'ın bezmiş hallerinden anladığı kadarıyla Selim iyiydi, hatta gereğinden fazla iyiydi. Yine gereksiz şakalarıyla herkesi sinir etmişti belli ki.

"Ee, kimmiş beni deşenler?" Selim, yine aynı Selimdi.

Burcu'nun üzerindeki yoğun bakışlarını görmezden gelerek konuşan Selim'e döndü Arslan. "Sen görmedin mi?"

"Yok be abi," diyerek dudaklarını büzmüştü Selim. "En son hatırladığım şey Beren'den dayak yiyor oluşum."

"Yine ne yaptın lan kızı delirtecek?" Selim'in yüzündeki sinsi gülüşü görünce Arslan da güldü. "Yoksa onun da mı abisine 'kardeşin en yakın arkadaşınla sevişiyor' diye mesaj attın?"

"Yok, bu sefer 'kız kardeşin kız arkadaşınla sevişiyor' yazdım." Burcu'yla Arslan gülerken Serdar ciddi tavrını koruyordu hala, başından beri sessiz olmasını garipsemişti Arslan ama üzerinde durmadı.

"Tüh, bizim maç olayı da yalan oldu," diyerek ofladı Burcu. Bir de bu maç olayı vardı tabi, kesinlikle unutup geceyi Evayla geçirirdi ve ertesi gün yapacak bir açıklama bulamazdı. Her anlamda Eva'yla geçireceği bu gece en sonunda bir kabusa dönüşecekti yani. "Sahi, sen neden erken çıktın? Hani birlikte sana geçecektik?"

"Belki manitasını görmeye gitti, sana ne kız sarı çiyan." Selim sağlam olan kolunu kaldırarak yanında oturan Burcu'nun kolunu cimciklemişti. Burcu Selim'in elinden kurtulup kolunu ovuşturdu ve tekrar Arslan'a döndü. Cevabını alamamıştı henüz.

Arslan verecek bir cevap bulamadı, yalan söylemek tarzı değildi ama şu an başka çaresi yok gibi görünüyordu. Tam  konuşacağı an yardımına Serdar koşmuştu.

Serdar, daha fazla dayanamamıştı bu sinir bozucu duruma, Arslanın kolunu sertçe kavrayıp dudaklarını araladı.

"Gel benimle," diye tısladı dişlerinin arasından. Arslan neye uğradığını şaşırsa da başıyla onayladı ve kolunu arkadaşından kurtararak onu takip etti kapıya kadar. Dışarı çıkmasıyla kendini duvara yaslı buldu. Yakalarına yapışmıştı Serdar.

"Ulan," diye sinirle soludu. "Selimi kim bıçakladı, biliyor musun? 'Hiç bir şey yapamazlar' dediğin herifler getirdi lan kardeşimi bu hale!"

Arslan sertçe yutkundu. Ada Eva'nın kuzeni olacak veleti tesadüfen tenha yerlerde uyuşturucu satarken görünce onu tehdit etmiş, ve bir daha görürse onu dedesine şikayet edeceğini söylemişti. Demek ki tehdit edilmeyi gururuna yedirememiş gelip intikam almak istemişti. Arslan'ı bulamayınca da, arkadaşına saplamıştı bıçağını. Eva'yla yaşadığı bir saatin acısı işte böyle çıkmıştı. 'Keşke gitmeseydim de Selim'e bir şey olmasaydı' diye düşünmeden edemedi.

"Cesaret edemez sanmıştım," diyebildi sadece. Serdarın endişesini anlıyordu, Selim onun şu dünyadaki tek ailesiydi. Annesi de babası da ölmüştü, bir tek Selim kalmıştı. Ona karşı bu kadar hassas olmasını garip karşılamadı ama yine de bu sinirin altında başka bir şey olduğunu hissetti nedense.

"Cesaret etmiş ama," dedi alayla. Gerileyip ellerini çekti yakalarından. "Peki davetteki hallerin, onları açıklayacak mısın?"

"Ne olmuş davette," dedi hemen kaşlarını çatarak.

"Gürpınarların kızını nasıl arabana alırsın," diye tısladı. Öyle sinirliydi ki, Arslan duraksadı.

Neden haksızmış gibi susuyordu ki? Serdar buna ne hakla karışıyordu? Bu onu zerre kadar ilgilendirmezdi.

EVA Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin