8

475 72 28
                                        

sekizinci bölüm: aşk ve saplantı

bir yıl önce

san ve wooyoung'un bir senedir güzel bir ilişkileri vardı. onların birlikteliği herkese mutluluk getiriyordu. bir kişi dışında.

bir kişi dışında herkes bu birliktelikten memnundu. memnun olmayan kişi ise kang dae adında wooyoung'a küçüklüğünden beri saplantı derecesinde aşık olan bir kızdı. güzeldi, akademik olarak başarılıydı, köklü bir aileden geliyordu, zengindi kang dae ama bütün bu iyi özelliklere rağmen wooyoung'un onu sürekli reddetmesini kabullenemeyen bir psikopattı. yıllardır wooyoung ile kalkıyor wooyoung ile yatıyordu. hatta onun peşinden amerikaya bile gitmiş, wooyoung ise onu reddetmeye devam etmişti. kang dae'nin neden bu kadar inatçı olduğunu anlamıyordu wooyoung. ona aşık değildi işte, daha ne diye ısrar ediyordu? hayır cevabını cevaptan saymaması, yıllardır onu darlaması onu daha da delirtiyordu. wooyoung açıkça kang dae'den nefret ediyordu.

koreye döndüğü gece ailesinin verdiği partide bir çocuğa ilk görüşte aşık oldu wooyoung. dae önce bu yeni çocuğu ciddiye almadı. wooyoung'un ne denli çapkın olduğunu biliyordu. bu çocuk da diğer kızlar ve erkekler gibi gelip geçici bir sevdaydı. kang dae genelde wooyoung'un hevesini almasını beklerdi, birliktelikleri beklediğinden daha fazla sürdüğünde ise ipleri kendi eline alır çeşitli dalaverelerle onları ayırırdı. wooyoung ise hiçbir şeyden şüphelenmez, onu terk eden sevgililerinin arkasından ağlamak yerine yeni birisine sarardı. onun hayatı böyleydi işte, oradan oraya bir yaprak gibi sürüklenirdi.

dae wooyoung'un birkaç aya sıkılacağını düşünmesine rağmen san ve wooyoung bir yılı geride bıraktıklarında kafayı yeme seviyesine gelmişti. bir şeyler yapmalıydı, bunu hissediyordu yoksa wooyoung'u sonsuza kadar kaybedecekti.

oysa wooyoung hiçbir zaman onun olmamıştı ki zaten...

oturup düzgün bir plan kurdu. her zamankinin aksine sadece birkaç basit yalanla san'ı wooyoung'tan ayıramayacağını hissediyordu. daha çok riske girmeliydi, elinde san'a gösterebileceği bir kanıtı olmalıydı. bu amaçla hazırlanıp çıktı dae. tam bir deliydi o. çünkü bugün yapacağı şeyler aklı yerinde olan birisinin yapacağı şeyler değildi. wooyoung'un gidip gidebileceği her yeri bilirdi bu yüzden onu bulmak zor olmamıştı. her zamanki gibi işten çıkmış bir barda günün yorgunluğunu atmak için bir şeyler içiyor bir yandan da gülümseyerek telefonuna bakıyor büyük ihtimal sevgilisiyle yazışıyordu. dişlerini öfkeyle sıktı dae, cidden o küçük şeytandan nefret ediyordu. dae'de bulamadığı neyi bulmuştu onda wooyoung, anlamıyordu. sakinleşmek için bir nefes aldı ve yüzüne masum bir gülümseme kondurdu. ardından wooyoung'un yanına doğru yürüdü ve onu fark etmemiş gibi yanından bir sandalye çekip oturdu. daha sonra wooyoung'un onu fark etmesi için barmene seslendi.

"bir bira alabilir miyim?"

wooyoung tanıdık sesle kafasını yana çevirdi. dae burada da mı onu bulmuştu?

"dae ?" dedi şaşkınlıkla.

dae kafasını kaldırıp wooyoung'a baktı ve sanki onu görmek için buraya gelmemiş gibi aynı şaşkınlıkla cevap verdi.

"wooyoung?"

wooyoung, dae'nin şaşırmasıyla afalladı. demek bizzat onun için gelmemişti buraya. rahatlamış bir nefes verdi. sadece bir tesadüf olmalıydı.

"seni burada görmeyi beklemiyordum." dedi wooyoung yavaştan gitmeye hazırlanırken.

dae wooyoung'un ceketini almasıyla paniklese de belli etmedi.

"ah... son zamanlarda arkadaşlarımla sürekli buraya uğruyoruz. güzel bir mekan. ben seni gördüm birkaç kere burada fakat... selam veremedim."

wooyoung aldığı ceketini yerine geri koydu. şaşırmıştı. onun bildiği kang dae wooyoung'u bir kere görse asla peşini bırakmazdı. bilmediği tek şey kang dae'nin taktiğini değiştirdiğiydi.

"neden selam vermedin ki?" diye sordu wooyoung merakla.

kang dae utançla başını eğdi. mükemmel bir oyunculuk sergiliyordu şu anda.

"seni takip ediyorum sanarsın diye korktum. biliyorum bunu düşüneceksin diye seni suçlayamam. yıllarca sana az çektirmedim değil mi?"

çekimser bir şekilde güldü ve devam etti sözlerine.

"ben değiştim artık wooyoung. sonunda seni aştım ve gerçekten üzgünüm. sana zor zamanlar yaşattım." deyip wooyoung'a baktı en sonunda.

wooyoung ise ne diyeceğini bilemiyordu. sonunda bu saçmalığın sona erdiğine mutluydu. kang dae'yi kötü hissettirmemek için gülümsedi.

"önemli değil diyerek geçiştiremem bu mevzuu dae fakat... eğer vazgeçtiysen daha fazla kızmak yerine seni affedebilirim."

dae gülümsedi ve başını salladı.

wooyoung gitmek için ceketini tekrar eline aldığında dae onu durdurdu.

"o zaman neden biraz oturup sohbet etmiyoruz? biliyorsun, biz... yani en azından ben sana açılmadan önce... iyi arkadaşlardık wooyoung." dedi ve lütfen dercesine baktı woo'ya.

wooyoung ne kadar gitmek istese de eski bir dostu kırmak istemedi ve yeniden yerine oturdu. ikili birkaç kadeh içkiden sonra biraz çakırkeyif olmuşlar konuşmaları eğlenceli bir hal almıştı. oldukça gülüyorlar ve eskilerden bahsediyorlardı. yeosang'ın küçüklüğünden bahsetmeye başladıklarında iyice keyiflenmişlerdi. dae doğru zamanın yaklaştığını hissediyordu. konuşmalarının sonuna doğru birden bire doğruldu ve wooyoung'u öptü.

wooyoung dudağında hissettiği dudaklarla irkilerek kendisini geriye çekti. öfkeyle oturduğu yerden kalkarak dae'ye baktı.

"ne... ne yaptığını sanıyorsun sen dae? artık düzeldiğini sanıyordum!" dedi öfkeyle.

dae'in yüzüne gerçek niyetini gösterircesine arsız bir gülüş hakim oldu. ardından ayağa kalktı ve wooyoung'un kulağına doğru eğildi.

"senden vazgeçebileceğimi nasıl düşünürsün woo?" dedi fısıldayarak.

wooyoung iğrenircesine dae'nin omuzlarından tuttu ve onu kendinden uzaklaştırdı.

"hastasın sen! bir daha karşıma çıkma!" dedi ve bardan hışımla çıktı. dae onun arkasından gülümseyerek bakarken mırıldanıyordu.

"ah... bu inatçı halleri beni kendisine daha çok çekiyor..." dedi kendi kendine. ardından birisinin ona seslenmesiyle kafasını kaldırdı.

"bayan kang?"

gördüğü kişiyle kafasını çevirdi ve masada duran wooyoung'un yarı dolu bardağını alıp kafasına dikti. ardından adamın yüzüne bakmadan konuştu.

"her şeyi kaydettin mi?"

adam elindeki küçük kamerayı kadına uzattı.

"evet efendim."

dae adamın elindeki kamerayı aldı ve görüntülere göz gezdirdi.

"aferin. paranı banka hesabına yatırırım." dedi ve ceketini alıp bardan çıktı.

saplantılı kadın yapacağı şeyle iki kişinin hayatını mahvedecekti.

slm. buyrun yeni bolum. su kariya iyice sovun tamam mi? cildirtti beni.

still with you - woosan Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin