Sabah uyandığımda Melisa ve Ahu'nun üzerimde olduğunu gördüm. Bunlar buraya nasıl geldi diye düşünürken birisi kapıya vurdu. Barış
içeriye korkak adımlarla girip
"Şey uyanında annen kahvaltı hazırlamış."
"Barış şuradaki suyu verir misin bana?"
Barış suyu bana verir vermez alıp kızların üstüne doğru sıçrattım. Oflaya puflaya yerlerinden kalkıp sağlı sollu bana vurmaya başladılar. Arlarından göremediğim sihirli bir el beni onların elinden çekip çıkarttı. Barışla beraber hızla odadan çıkıp mutfağa doğru koşmaya başladık. Annem zaten mutfaktaydı babamsa yine işleriyle uğraşıyordu. Ablam ve babam tam bir işkolikti, onlara iş olsunda başka bişey olmasın. Barışla beraber masaya oturup kesilmiş ekmeklerimize nutella sürmeye başladık. Annemin sıkmış olduğu meyvesularinida midemize indirip masadan kalktık.
Bu gün doktorla randevum vardı. Kontrol amaçlı değerlerim ölçülecekti. Yukarıya çıkıp üzerime yeni aldığım gömleği ve siyah taytımı geçirip aşağıya indim. Kızlar ben gelene kadar beni bekleyecek daha sonra bişeyler yapıp onları evlerine bırakacaktım.
Botlarımı ve şişme montumuda giyinip Barışla beraber evden çıktık. Şu hayatım boyunca en sevdiğim ve tek amacım olan şey şuan karşımdaydı. Her ne kadar kendime ait bi arabam olmasada babamın arabasını kullanmak bile ayrı bir zevkti. Küçüklükten beri tek hayalim araba kullanmaktı ve şu an o arabanın anahtarını bile elimde tutarken korkuyordum. Hrle dün Kerem'in yaptığı şey. Kalp krizi geçirmeme ramak kalmıştı. Barışla beraber arabaya bindik.
Babam öyle herkese arabasını vermezdi ama Barış'a gözü kapalı herşeyi verebilirdi. Arabayı çalıştırmak bile benim için ayrı bi heyecandi benim için. Her arabayı çalıştırdığımda tüylerim diken diken olurdu. Babamın şimdiye kadar ki en iyi arabası buydu ve bu arabayı alabilmek için bolca ter dökmüştü. Bu yüzden en kıymetliside bu arabaydı. Camı açıp içeriye temiz havanın girmesini izlerken Barış Duman'ın Ah şarkısını başlattı ve sesini olabildiğince çok açtı.
Duman dinlemek huzur gibiydi. Her kelimesi özenle seçilmiş gibiydi. Şarkının sesinin arasından telefonumu duyduğumda arayan Kerem di. Radyonun sesini kısıp telefonu kulağıma götürdüm.
"Arya nerdesin kaç saattir arıyorum!"
Sesi olduğundan daha sinirli çıkmıştı.
"Şey hastahaneye gidiyorum da ben seni sonra arasam araba kullanıyorum."
"Kulaklığını tak."
"Hehe Barışla gidiyoruz doktora Barış yanımda yanımda." Bi yandanda Barış anlamasın diye sırıtıyordum.
"Tamam anladım konuşamıyosun. Sonra konuşuruz o zaman."
"Hr evet aynen konuşuruz yine."
"Seni seviyorum Arya."
"Bende şey bendende selam söyle hadi görüşürüz." Ya ben iyice aptallaştim elin adamına seni seviyorum demiş oldum ve Kerem bunu anlayabilecek bi kapasitedeydi. Neyseki sonunda hastahaneye ulaşmıştık. İçeriye girip randevu numaramı alıp beklemeye başladık. Sıra gelir gelmezde içeriye girip yatağa oturdum. Kan alınacağı sırada içeriye Yiğit Bey geldi ve değer ölçümünü hastanın psikoloğu ile görüşmeden yapılmayacağını haykırarak söyledi. O kadar sinirliydiki bağırmaya devam etti.
"Sırf sorunlarını doktoruyla paylaştı diye bayılan bi hastaya böyle bişey yapmanıza izin vermem. Hastamı benden aldınız diye değil bu korumacılık onunki farklı bi hastalık ve onu benim dışımda da olabilir başka bi doktorla görüştürmeden sizin tahlil yapmanıza izin vermiyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşka İntihar
RomanceHastanede başlayan intihar Kerem'le devam ediyor. Sonu bilinmeyen bi karanlıkta düşen Arya Kerem'le hayat buluyor ve hasta kalbi onun için atmaya başlıyor...
