Merhaba Temas ailesi, aksiyon dolu bir bölümle sizlerleyim.
Keyifli okumalar dilerim.
Oy verip yorum yapmayı unutmayın lütfen.
Bazen öyle çok canın yanar ki, kendini bile isteye ateşe atarsın. Başını belaya sokarsın, çünkü hayattan hiçbir beklentin kalmamış demektir. Ha bir eksik ha bir fazla umurunda olmaz. İpler inceldiği yerden kopar.
Genç adam, geçmişin sayfalarını çevirdikçe hayal perdesi aralanıyor, hayal perdesi aralandıkça hayalhanesine düşen dünlerin atıkları hala canının yandığını gösteriyordu. Geçmişe dair anlattıkları canını yaktıkça gem vurmak istediği duygularının yansıması olarak dişleri dudaklarını kemiriyordu. Kapısına kadar gelen şerri bir bakıma kendisi davet etmişti. İhanete uğrayan, sırtından bıçaklanan bir birey olarak gayet doğal bir tepkiydi onun yaptığı eylem.
Genç adam kadar arkadaşları da tepkiliydi Devrim’e. Sesler bir ağızdan çıkınca soru tek anlamda birleşti. “Kapıdaki kim?”
Bulunduğu andan soyutlanan Rüzgâr, geçmişin anına geçiş yapmış kesik kesik nefesler alırken, göğüs kafesi körük gibi şişip iniyordu.
“Hiç düşünmeden kapıyı açtım. Hırsımdan gözüm dönmüş gibiydim. Kapıyı açar açmaz iki elimle yakasına yapıştım. Benim aksime o gayet sakindi. Onun sakin tavırları beni daha da çok hırslandırmıştı. Kızgın bir boğa gibi onu kendime doğru çekip kapı boşluğuyla duvar arasına yapıştırdım. Boşta kalan ayağımla da kapıyı ittirerek kapattım. İkimizde soluk soluğaydık. Bakışlarımı göz bebeklerine odakladım. Hala ellerim onun yakasındaydı. Ben yakasını sıktıkça onun rengi biraz daha mora çalıyordu. ‘Neden yaptın bu şerefsizliği?’
Sorumu sormuş yumruğu gözünün üstüne indirmiştim. Yediği yumruğun şiddetiyle sendeleyerek yana doğru kayarken, ikinci yumruğu rastgele yüzüne doğru savurdum. Burnundan sızan kırmızı renk sıvı dudaklarının kenarından sekip çenesine doğru akmaya başlamıştı. Elinin tersiyle akan sıvıyı silmek isteyince istemsizce burnunu çekti. Silmek isterken akan kan yüzünün her yerine bulaşmıştı çünkü. Sorduğum soruya cevap olarak sadece iki kelimelik sözcük seçmişti. “Bende sevdim!”
İster istemez ortamda bir şaşkınlık oluşmuştu. Tepkili sözcükler birbirine karışıp bir bütün oluşturdu. “Bu onu haklı çıkarmaz. Bencil sende.”
İlkem, yüzünü buruşturup tiksintiyle karışık sözler sarf ederken öfkeliydi sesine düşen eylem. “Bencil insanlardan nefer ederim. Sevmişmiş. Bu bir bahane değil ama asıl ben senin cevabını merak ediyorum?”
Burnundan kocaman bir nefes alan genç adam saniyeler sonra aldığı nefesi ağız boşluğundan geri bıraktı. “Sizler gibi önce bende çok şaşırdım çünkü bu beklemediğim bir cevaptı, sonra yakasını tutan ellerim yavaşça gevşedi ve iki yanlarıma doğru düştü. Onun bencil ruhunu göz bebeklerinden okuyabiliyordum. İyi işmiş. Cidden merak ediyorum birini aptal yerine koymak nasıl bir duygu? Bir de şeyi merak ediyorum; kendi aranızda benimle dalga geçerken çok güldünüz mü?”
‘Bana bencil diyemezsin. Senin kadar benimde birini sevmeye hakkım var.’
“Sen kıt beyinli misin? Ben şimdi onu mu diyorum? Elbette herkesin sevmeye hakkı var. Ama arkadaşını sevgilisini ayartmak şerefsizliktir. Ahlaksızlıktır! Bunu o kalın kafana sok!” dedim işaret parmağımla kafasına dürte dürte.
“Yediği yumrukların etkisiyle duvara dayalı sırtı yavaşça kayarak yere yığılır gibi çöktü. Hala burnundan gelen kırmızı sıvı akmaya devam ediyordu. Onun yanından ayrıldım ve bir tutam pamuk alarak geri döndüm. Elimdeki pamuğu önüne doğru fırlattım. Benim yüzümden evimde kan kaybından ölmeni istemem, dedim.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SICAK TEMAS (Sesli Kitap)
Roman pour AdolescentsElleri bornozun kuşağına giderken bütün uzuvları titriyordu. Hala gözleri kapalıydı. Kuşağı çözdü bir omuz hareketiyle bornoz bedeninden kayarak ayakları dibine düştü. Her dokunuş ruhunda sarsılmalara neden oluyor, parmak uçları göğüs çevresinde da...
