Bölüm Şarkısı: The Neighbourhood-Sweather Weather
Draco'yu sevmek benim kaderimdi. Tanrı ikimizi birbirimiz için yaratmıştı. Kişiliklerimiz bazı konularda zıttı fakat zıtlığımız bile mükemmel bir uyumdu. Gücü, intikamı, acı çekmeyi ben istememiştim. Ben bana sunulan hayatı yaşamak zorunda kalmıştım. Şimdi bu kadar güçlüyken yoluma ellerimi kana bulayarak mı devam edecektim, yoksa bana sunulan kanatları üzerime giyerek mi?
“Bizim küçük Caroline'ımız”
Kahkahası, beynimin içinde duyuldu. Lord Voldemort. Bir diğer adıyla Tom Riddle. Kötü tarafa geçmeyi ben seçmiştim, kalbimin kötülüklerle dolu olmasını ben seçmiştim, birazdan koluma işlenecek o işareti ben istemiştim. Benliğim bunu kabul edebilecek miydi? İçimdeki küçük kız çocuğu bana sonsuza kadar küsecek miydi?
“Güçlerimi seninle birleştirmek için buradayım. Sen seç. Senin leydin olmam mı yoksa seni yerle bir etmem mi?”
Bana korkarak baktığını hissetmiştim. Sahi insanların hangi duyuları yaşadığını hissedebiliyordum. Onun Leydisi olma fikrini sevmemiştim fakat Draco Malfoy için en büyük yenilgi bu olurdu. Onun lordu ile birlikte olmam...
“Sen nasıl istersen öyle olsun. Leydim”
Zafer kazanmış edasıyla gülümsedim Tom Riddle'a. Daha 17 yaşındaydım fakat yapacağım şeyler büyüktü. Hissediyordum gücü. Bu okula geldiğimde hayatım değişmişti. Ben kim olduğumu bilmiyordum. Ve asıl sorun ise kim olduğunu bilmeyen bir kız çocuğu için bu hayat epey yalnızdı.
Suratsız bir ev cininin yönlendirmesiyle benim için düzenlenmiş olan odaya girdim. Büyük bir odaydı. Daha önce hiç sahip olmadıklarımdandı. Baştan aşağıya siyah bir odaydı. Siyah. Benim ruhum ne siyah olabilecek kadar kötü ne de beyaz olabilecek kadar temizdi. Gri derdim ben kendime. Saf bir gri. Tamamı şekilli siyah mermerlerden işlenmiş olan banyoya girdim ve küvetin suyunu açtım. Akşam olacak olan baloyu düşünüp gülümsedim. Herkesin benden nefret edeceğine ama önümde eğileceğine emindim. Ben en çok Draco'nun tepkisini merak ediyordum. Gözlerindeki o acı ifadeyi görmek istiyordum. Üzerindekileri yavaşça çıkardım ve kendimi küvete bıraktım. Ilık su bedenimi rahatlatırken ruhumun çığlıkları kulaklarımı kanatıyordu. Ve ben o gücüme, o otoriteme, o asilliğime rağmen hıçkırıklarımı serbest bıraktım. Bunların hiçbirini istemiyordum, savaşmak istemiyordum, güç istemiyordum. Ben sadece sıradan olmak istiyordum ve bu imkansız gibi görünüyordu...
✧
“Sakin olmak zorundasın Draco”
Narcissa Malfoy endişeyle oğluna baktı. Oğlunun sevdiği kızın başına neler geldiğini ya da nerede olduğunu bilmiyordu ama o da istemezdi kıza zarar gelmesini. O kız onun üvey yeğeni sayılırdı. Rodolphus Lestrange'ten her ne kadar hoşlanmasa da kız masumdu. Kız çocuğu hiç kimsenin beklemediği kadar masumdu.
“Anne ona zarar gelmiş olmasını düşünmek- beni bitiriyor”
Draco birkaç damlanın gözünden akmasına izin verdi. Derin nefesler alıyordu, kalbi saatlerdir hızla çarpıyordu. Lord Voldemort salonun başında görüldüğünde herkes susmuştu. Dikkatle onu dinliyordu ölüm yiyenler.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Buzdan Kalpler
Fanfiction"Söylemiştim sana. Kalpleri buzdan olan insanlar sevgi nedir bilmezler. Onların tek bildiği şey emirleri yerine getirmektir" Bana, kazanmanın aslında kaybetmek olduğunu öğretmişlerdi. Ben artık biliyordum ki barış bayrağının beyaz renk olmasının bir...
