Bölüm Şarkısı: Arctic Monkeys-505
Duygularımız beynimize ait bir savaştı. Sevmeyi ya da nefret etmeyi biz seçemezdik. Yaşadığım hiçbir şeyi ben seçmemiştim. Ben hep, bana sunulan hayatı yaşamaya mecbur edilmiştim. Önüme sunulan seçeneklerin her biri birbirinden kötüydü. “Draco” sessizce konuştum. Göğsünde yatmak iyi geliyordu. “Efendim güzelim” derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapadım. “Ben, şu an da bu kadar huzurlu olmayı hak ediyor muyum? Özellikle bu yaptıklarımdan sonra” bana derin bir şekilde bakmaya başladı. “Bizim kendi seçimlerimiz olan bir hayatımız hiç olmadı ki. Biz, bizi yönetenlerin kuklası olarak yaşadık yıllarca” haklı mıydı? Evet haklıydı. Yaşamayı belki de en çok biz hak ediyorduk. Bir kukla gibi yaşamak zordu, şimdi özgürce birbirimize ait olmuşken bunu değerlendirmemek aptallık olurdu.
“Sevgi her zaman kazanır mı Draco?”
Bu üzerinde uzunca düşündüğüm bir konuydu. Prenses masallarında hep sevgi kazanırdı. Ama hayatımız bir prenses masalı değildi ki sevgi sürekli kazanacaktı ya da iyiler her zaman yaşayacaktı. “Kazanır” dedi düz bir sesle. Sesi içimin üşümesine neden olmuştu. Düşünceli görünüyordu. “Ama eğer gerçekten sevgiyse” gerçek sevgi neydi? İnsanlara gösteriş yapmak için öpüşmek mi, zevk için sevişmek mi, can sıkıntısı yüzünden takılmak mı yoksa ruhunun gerçekten ona ait olduğunu hissedip ona kıyamamak mı? Ruhumun gerçekten Draco'ya ait olduğunu hissediyordum, kurşuni gözlerine her baktığımda kendi denizimde boğuluyordum. Ve ben yüzmeyi çok iyi bilirdim aslında... Ellerini sıkıca tuttum sevgilimin. O benim sevgilim miydi? Sevgili kime denirdi? “Mutlu musun?” gülümsedim. “Hiç olmadığım kadar mutluyum”
Korkuyordum. Bir gün onu kaybetmekten korkuyordum, tekrar Draco'suz kalmaktan korkuyordum. Korkunun en masum hâli buydu belki de. Gözlerimi huzurla kapadım. “Belki her şey bittiğinde, bir kedi alırız evimize?” bana baktı. “Neden her şeyin bitmesini bekliyoruz ki? Hadi beni takip et” yataktan kalktı ve beni de kaldırdı. Malfoy Malikanesi'nde bu saatlerde kimse olmazdı bu yüzden rahattık. Bahçeye doğru yürürken ne yapacağımızı merak ediyordum. Draco çalıları aradığında oraya dikkatle bakmaya başladım. Küçük bir kedi yavrusu uyuyordu.
“Onu nereden buldun?”
Gülümsedi ve kediyi kucağına alıp başını okşamaya başladı. “Kapının önünde bulmuştum. Belki de bu bizim için bir işarettir?” kedinin başını yavaşça okşarken gülümsedim. “Bu kesinlikle bizim için bir işaret” kediyi onun kucağından alıp okşamaya başladığında, sesleri ikimizi de güldürmüştü. Mutluluk bu kadar kolayken, neden bunları yaşatıyorlardı bize? Kendi kendime gülümsedim. Ufacık bir gülümseme bile bu kadar kolayken, hayat neden yaşatmıştı, yaşatıyordu bize bunları?
“Seni seviyorum Draco”
Sesim tüm samimiyetiyle çıkmıştı. İçimin kıpır kıpır olduğunu hissediyordum.
“Seni seviyorum Iris”
Bana Caroline demeyen tek kişi Draco'du belki de. O benim en masum olduğum halimi seviyordu, o benim gerçekten ben olduğum halimi seviyordu.
“Evet. Senin gerçekten sen olduğun halini seviyorum”
Şaka amaçlı ona dik dik bakmaya başladım. Ellerini bir suçlu edasında yukarıya kaldırınca sarı saçlarını karıştırdım.
“Eğer sevginin böyle bir şey olduğunu bilsem, kimseye kötü davranmazdım”
Kalbimin acıdığını hissettim. Ne kadar ön yargılı olduğumuzu düşündüm. Biz insanlar kötüydük. Aramızda ki en masum insanları bile yargılardık. Kötü hareketlerde bulunan birine biz hiç iyi davranmazdık ki onun iyi yönlerini öğrenelim.
“Bir daha sevgisizliğin ne olduğunu hiç hissetmeyeceksin bir tanem”
Kollarını sıkıca bana sardı.
“Sen yanımda olduğun sürece sevgilim, bir daha hiç kötü hissetmeyeceğim”
✧
“Umudumuz yok değil mi?”
Hermione Granger'ın yorgun sesi Harry Potter'ın dikkatini çekmişti. Artık dost düşman diye ayırmıyordu insanları. Lord Voldemort'u yenmek zordu hele ki yanında çok güçlü biri olunca işler daha da zorlaşıyordu.
“Umudumuz Iris'in iyi tarafa geçmesi Hermione, defalarca tekrarladık”
Ron Weasley başını masaya yasladı. Bu bekleyişin bir sonu olmayacaktı, hissediyordu.
“Aslında benim bir teorim var”
İkisi de dikkatle Harry'ye bakmaya başladılar.
“Onu o tarafta tutan tek kişi Malfoy ve Malfoy'un savaşmayacağını hepimiz biliyoruz”
Hepsi sanki dünyanın en mutlu insanlarıymış gibi birbirlerine baktılar.
“Peki, ya kız kaçarsa”
Ron, Hermione'ye baktı.
“Kaçması hepimiz için daha iyi olmaz mı? Kimseye güç vermez”
Harry bir anda derin düşüncelerinden sıyrıldı. Haftalardır düşünüyordu fakat hep aynı yere çıkıyordu.
“O iyi biri çocuklar. Ben iyi tarafa geçeceğine inanıyorum”
Dünyanın üzerindeki çiçekler kurudu
Mutluluk soldu
Güç ve hırs yönetimi ele aldı
İyiler umutlarını kaybetmeye başladı
Ama bir şey hiç değişmedi
Sevgi hep aynı kaldı
Günü kurtardı
İyiliğin kazanmasını sağladı
Ama bu bir masal değildi
Bu bir hayat yarışıydı
Ve iyi insanlar
Kaybedecek kimseleri kalmadığında
Bir çiçek gibi solarlardı
(Bölüm Sonu)
Çok ince spoilerlar-
Sanırım çoğu kişi kitabı seviyordu fakat benim çokta hayal ettiğim gibi olmadı :(
Sonraki bölüm her şeyin mutlu ya da mutsuzluğa kavuşacağı bölüm
Ve on altıncı bölüm final olacak
Ama korkmayın bomba gibi bir kurgu taslaklarda✨
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Buzdan Kalpler
Fiksi Penggemar"Söylemiştim sana. Kalpleri buzdan olan insanlar sevgi nedir bilmezler. Onların tek bildiği şey emirleri yerine getirmektir" Bana, kazanmanın aslında kaybetmek olduğunu öğretmişlerdi. Ben artık biliyordum ki barış bayrağının beyaz renk olmasının bir...
