30.BÖLÜM

7.5K 405 575
                                        

Keyifli okumalar 🕊️

Biz geldikkkk♡

Lütfen bol bol yorum yapın.

Lütfen yıldıza dokunmayı unutmayın⭐

Instagram; arsninmelegi
Twitter; arsnin.melegi
(WhatsApp kanal linki hesabımın açıklamasındaki linkte mevcut.)


30.BÖLÜM

Karanlık, bitmez tükenmez bir karanlık içinde ebedi bir gölge olacaktı.

Gökyüzü kararmıştı, olduğumuz ortamı aydınlatan ışığa rağmen ben karanlıktaydım çünkü korkuyordum. İçimde büyümeye başlayan o korku tüm bedenimi ele almıştı. Geleceği göremiyor oluşum beni tedirginliğe sürüklerken düşüncelerim de bedenimde oluşan titreme gibi titredi. Durduramadım.

Tavandaki avizeden yayılan ışığa kayıyordu gözüm, sürekli. Oturduğum yemek masasında hemen çaprazımda Feza vardı, karşımda benim gözlerimle aynı gözlere sahip olan küçük kız vardı, onun yanında ise ondan küçük kardeşi vardı lakin onun gözleri bana benzemiyordu. Bana ablasının gözlerindeki duyuyla bakıyordu, korku. Şu an buradaki bedenlerden sadece biri dışında hepimizin gözlerinde korku vardı.

Feza'nın hasta beyninin deyimiyle, benim yerime geçen gerçek karısı bizden uzakta Feza'nın onu ittiği kapının kenarında bacaklarını sarmalayan kollarıyla öylece morluklar içinde oturarak benim korkmuş gözbebeklerime bakıyordu. Aynı duyguyla. Neyin içinde olduğumu sorgulayacak bir zamanım bile olmadan beni bu yemek masasına oturtmuş yemek yememi söylüyordu.

Karşımda olan o kadının ne zamandır bu durumda olduğunu bilmiyorum ama yüzünün ve ellerinin açıkta kalan kısımlarında bazı yerler az morartı izleriyle doluydu. Bu geçmişin izleri miydi? Olmamasını diledim. Göz ucuyla bana dönen ve konuşmak için nefes alan kişinin sesiyle yutkundum zorlukla.

"Çocuklarını özledin mi karıcım?" dediğinde duvar kenarına sığınan kadında olan gözlerim sakince, akşam gözlerine kaydı. Hasta birine karşı çıkmak kadar yanlış bir şey yoktu. Bunu yapmak bir delilikti, ölüme koşmaktı, ölüme son nefesini vermekti. Ben bu adama karşı çıkmamalıydım, beni burada öldürebilirdi. Hatta şu an elinde olan o bıçakla bile benim bedenimde onlarca darbe bırakabilirdi. Bu olağan bir şeydi, bunu düşünmek korkumu daha da arttırdı.

"Evet, çok özledim." dedim tok bir sesle ama sesime sakladığım duygular gün yüzündeydi.

"Biliyorum. İki aydır seni geri getirmeye çalışıyorum ama sana orada karım diyemezdim." Başını defalarca hızlı hızlı sağa sola salladı. Duraksadığında kapı kenarına çökmüş karısını gösterdi. "Eğer karım deseydim bu kadın seni evinde öldürebilirdi." Bana döndü, kaşları çatılmıştı karısına bakarken hep öfkeyle doluyordu. "Ben de seni buraya getirdim ve burada karım olduğunu söyledim. Hem seni öldüremez hem buradan kaçamaz."

Gülümsedi, gülüşünün kıvrımları zihnimin etrafına zincirler doladı.

Nefesimi kesti. Ne yapacağımı bilmeyerek bakışlarımı ondan ayırıp karşımda, olduğumuz ortamın karmaşasını anlamayan çocukların yemek yiyişlerini izledim. Saat akşam dokuz olmuştu, dakikaları sayıp duruyordum. Zamanın burada akmasın istemiyordum. Şu an nerede olduğunu bilmediğim sevdiğim adamın yanında olmak istiyordum. Onun dün benim için gelmeyecek demesine karşı çıkıp Feza ile buraya gelmiştim üstüne ona haber vermemiş bu saate kadar burada kalakalmıştım. Nerede olduğumu bilmiyordu, bir haber bile veremeyecek kadar dalgın biriydim. Kendime kızıp durmaktan da kendimi alıkoyamıyordum. Hatalıydım, Emir'i dinlememiş haber vermemiş, Feza'ya güvenmiştim. Güvenin kırıkları tenime saplanacak beni kahrediyordu şu an. Tüm dikkatim Feza'dan kurtulma düşüncesindeydi.

RAYDEZ (TAMAMLANDI)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin