Gözlerimi araladığımda, Touya'nın homurdanmalarını duymuştum. Başımı Touya'nın göğsünde yana doğru çevirdim. Şöminenin söndüğünü gördüm. Gözlerimi bir elimi yumruk yaparak ovuşturdum ve yerimde yavaşça doğruldum.
Touya üzerindeki hareketlerime rağmen uyanmamıştı. Gülümsedim ve onu uyandırmamaya özen göstererek, üzerinden kalktım. Üstüne yeniden battaniyeyi örttüm ve dışarıdan odun almaya çıkmak için üzerime Touya'nın kalın hırkasını geçirdim.
Kolları bana fazlasıyla uzun kalan hırkanın kollarını iki yana doğru sallayarak kendi kendime kıkırdadım.
Dış kapıyı açtığım gibi burnumun üzerine düşen kar tanesi ile gözlerimi kırpıştırdım.
"Kar?"
Ardından kıkırdayarak dışarı koştum ve çoktan beyazla kaplanan yere kendimi yüz üstü bırakırken bağırdım.
"Kar!"
Ağzımın içine giren kar tanelerini eriterek yemeye başladım. Ardından yerimde sırt üstü döndüm. Kollarımla bacaklarımı hareket ettirerek, yerde kardan melek yapmaya başladım. Karlı havada eğlenmeyeli uzunca bir zaman olmuştu.
"Kar?"
Touya'nın uykulu sesini duymam ile başımı kaldırdım.
"Birlikte kardan melek yapalım!"
Touya esneyerek kapı pervazına yaslandı. Dilimi hafifçe dışarı çıkarttım ve yerimde doğrularak, ufak bir kar topu yaptım. Yaptığım kar topunu Touya'ya fırlattım.
Göğsüne atmak istediğim kar topunu yanlışlıkla yüzüne atınca kahkaha atmaya başlamıştım.
"Keigo..."
Alt dudağımı dişleyerek, gülüşümü durdurmaya çalıştım. Touya yüzünde kalan karı eli ile sildirdikten sonra korkunç bir şekilde bana bakmıştı.
"O-oh..."
Touya'nın bakışı ile yerimden hızla kalkıp, ormanın içine doğru koşmaya başladım. Omuzumun üstünden arkama bakmamla, Touya'nın beni kovaladığını görmüştüm.
Küçük çocuklar gibiydik.
Touya belimden beni yakaladığında, ikimiz de yere düşmüş ve karda yuvarlanmıştık. Tam da Touya'nın altında kaldığım an, Touya'nın içten bir kahkaha attığını görmüştüm.
Gülümseyerek yanaklarını avuçlarım arasına aldım ve dudaklarına uzunca bir öpücük bıraktım.
"Özür dilerim, amacım yüzüne atmak değildi."
"Kim bilir onu amaçlasan nereye atacaktın?"
Kıkırdadım ve gözlerimi kapattım. Bir anlığına da olsa, ikimizin de ince giyinerek dışarı çıktığımızı unutmuştuk. Aynı anda hapşurmamız ile, yeniden gülmeye başladık.
"İçeri girmezsek ikimiz de hasta olacağız sarışın."
Belimden tutarak kendi kalkarken, beni de kaldırmıştı. Gülümseyerek elimi eline kenetledim ve ellerimizi öne arkaya doğru sallamaya başladım.
"Hasta olursan, ben sana bakarım."
Touya'nın tuttuğum elini dudaklarımın hizasına kaldırdım ve ufak bir öpücük kondurdum.
"Sen hasta olursan, ben sana bakmam."
Touya'nın cevabı ile kaşlarımı çattım ve elini iterek bıraktım. Omuzuna sertçe bir yumruk geçirdim. Ardından kollarımı göğsümde birleştirip, eve doğru önden önden yürümeye başladım.
"Acıdı ama."
Gülerek kollarını arkamdan belime saran Touya'ya karşılık 'hmph' sesi çıkartarak, başımı yana doğru çevirdim.
"Dalga geçiyorum sarışın. Sadece burnunu temizlemekle uğraşmam."
"Sen benim sümüklerime aşık ol!"
İki yana doğru sallanarak Touya'nın kollarından kurtuldum. Yerden avuçlarım arasında topladığım kar ile büyük bir kar topu yaptım ve Touya'ya fırlattım. Touya yana çekilerek kar topundan kaçınca, sinirlenip bağırarak üzerine doğru koştum.
Üstüne atlamam ile yeri boylayan Touya'nın yüzünü kar ile kaplamaya çalışırken, Touya gülüyor ve beni durdurmaya çalışıyordu.
Tüm kızgınlığımı üzerinden çıkarttıktan sonra kucağına oturup kızgın ifadem ile yüzündeki kar tanelerini temizleyen Touya'ya baktım.
"Sana o kadar sinirlendim ki, hasta olsan bile bakmayacağım. Ayrıca, ayrıca demirlerin paslansın!"
Touya'nın yüzüne son kez kar fırlattıktan sonra kucağından kalktım ve eve doğru ilerledim.
"Bu kadar oyun yeter. İkimiz de hastalanacağız."
Touya bana yetişip, bedenimi tek omuzuna kaldırdı. Söylenerek sırtına hafif yumruklarımı geçirdim.
"Bırak lan beni! Haneye tecavüzden şikayet ederim seni!"
Sözlerim ardından Touya beni yere indirmiş ve haki yeşili evimizin duvarı ile kendi arasında bedenimi sıkıştırmıştı.
"Sahiden eder misin sarışın?"
"Suçlu olarak aranıyorum, sence edebilir miyim?"
Dudaklarımı öne doğru büzerek gözlerine baktım.
"Yani aranmasan edeceksin?"
Gülerek Touya'nın kolu altından geçerek, yan taraftaki odunluğa adımladım.
"İşime gelseydi ederdim."
Touya da benim yaptığım gibi dudaklarını öne doğru büzmüştü. Şöminede yakmak için birkaç odun aldım ve eve girmeden önce Touya'nın dudaklarına ufak bir öpücük bıraktım.
"Ama senden ayrı kalmaya dayanamayacağım için şikayetimi geri çekerdim."
Touya'nın modunu yerine getiren sözlerim ardından, peşimden içeriye girmişti. Touya'nın bol hırkasının kollarını kıvırdım ve odunları şömineye attım.
"Kış erken geldi sarışın, ısınmak için bol bol sarılmamız gerekecek."
Arkamda dizleri üzerine çökerek arkamdan belime sarılan sevgilimin saçlarını kıkırdayarak okşadım.
"Bol bol yakınımda dur o zaman."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
We Can. | Dabi x Hawks
Fanfiction"Can We?" kitabının devamıdır. Yaşadığı felaketten Tanrı'ya ettiği küfürler ile bir şekilde geçmişe dönen Keigo, yaşadıkları her şeyi değiştirmeye ve sevdiği adamı kurtarmaya çalışır. "Birlikte yaşadığımız bu hayatın bitmemesini istiyorum. Sadece...