4

326 33 38
                                    

"Emin misin?"

Ellerimi haki yeşili rengi evimizin duvarlarına yerleştirerek, sırtımı Touya'ya döndüm.

"Eğer kanatlarım bedenimde durmaya devam ederse, kahramanlığa geri dönerim. Yak gitsin."

Touya yaklaştı ve arkamdan kollarını belime sardı. Omuzumun üzerine ufak bir öpücük bırakıp, bir elini kanadımın üzerinde gezdirdi.

"En azından, son bir gün daha onlara sarıldığını görmek istiyorum. Ufak bir çocuk gibi kanatlarına sığın istiyorum."

Ellerimi duvarlardan ayırıp, iki yanımda serbest bıraktım.

"İşimi bu kadar zorlaştırmasana, aptal..."

Kanatlarımı bu sefer istemsiz bir şekilde kendime sarmıştım. 

"Kanatlarını yaktırma bana."

"Sen beni dinliyor musun?"

Touya'nın ellerini tutarak, ellerini belimden çözmesini sağladım. Ardından Touya'ya doğru döndüm ve yanaklarını avuçlarım arasına aldım.

"İşimi zorlaştırma."

"Asıl sen benim işimi zorlaştırma, Keigo."

Bir anlık cevabı ile şaşırmıştım, bakışlarımı gözlerine çıkarttım. Bu sefer Touya bana bakmıyordu.

"Canın yanacak ve ben senin canını  yakmak istemiyorum."

Ellerimin yanaklarında olmasından faydalanarak bana bakması için başını hafifçe iki yana doğru salladım.

"Touya, bu benim seçimim ve bundan pişman olmayacağım. Bu yüzden sorgulamamanı istiyorum."

Touya yeniden bakışlarını kaçırdı. Ellerimi yanaklarından indirdim. Ellerimi çekmem ile, yanağını omuzuma yaslayıp boynuma doğru usul usul solumaya başlaması bir olmuştu. Elleri yeniden belimi sardı.

"Ama, eğer kanatlarını yakarsam, bana bir daha nasıl kanatların ile sarılacaksın?"

İki elim de Touya'nın beyaz saçlarını buldu ve tutamlar arasında yavaş yavaş parmaklarımı gezdirmeye başladım.

"Sen beni kanatlarım için mi seviyorsun yoksa?"

Touya'nın ufak gülüşünü duydum. İçimin ısındığını hissettim ve bir ufak gülüş de ben bıraktım.

"Kanatların, senin hakkında sevdiğim şeylerden yalnızca bir tanesi."

Ufak bir hmlama bıraktım. Hafifçe geri çekilerek, Touya'nın ellerine ellerimi kenetledim ve geri geri adımlayarak, evimizden içeriye yanıklarla dolu bedenini peşimden sürükledim.

"Peki, benim hakkımda başka neleri seviyorsun?"

Touya bedenini yan tarafındaki uzun koltuğa sırt üstü bırakıp, ellerimden tutarak beni üzerine çekmişti.

"Sinirlendiğinde çocuklaşmanı mesela."

İki elimi göğsünün üzerine yerleştirdim ve çenemi de ellerimin üzerine koyarak, yüzümdeki gülümseme ile Touya'yı dinlemeye devam ettim.

"Duygusallığın, gülüşün, arsızlığın, Enji'ye orta parmak çekmen..."

Son sözü ile ikimiz de gülmeye başlamıştık.

"Tanrı'm, onu cidden yaptım değil mi?"

Touya yüzündeki gülüşü silmeden beni başıyla onaylamış ve bir elini saçlarıma çıkartmıştı.

"Ama en çok bana aşık olmanı seviyorum."

Söylediklerinin beni deli gibi yumuşattığını itiraz edemezdim. Bir de kızardığımı.

"Bana bakarken gözlerinin içinde oluşan parıltıları, benim için kıkırdamanı, adımı ağzından duymayı, yanında olmayı, saçlarını okşamayı, her şeyi."

Saçlarımdaki eli yanağımı bulmuş ve yanağımı hafif hafif okşamaya başlamıştı.

"Senin hakkındaki her şeyi çok seviyorum Keigo."

Hemen ardından burnumun ucuna ufak bir öpücük almıştım. Kıkırdadım. Ellerimi omuzlarına çıkarttım ve yerimde biraz yukarı kayarak, ben de Touya'nın dudaklarına ufak bir öpücük kondurdum.

"Bana bu kadar aşık mıydınız siz beyefendi?"

Touya iki eliyle de belimi sıkı sıkı kavramış, başını yana eğerek dudaklarımı izlemeye başlamıştı.

"Benimle kaçmak istediğin ana kadar, benim de sana ne kadar aşık olduğumdan haberim yoktu sarışın."

Dudaklarımı öne doğru büzdüm.

"Artık sarışın değilim."

"Sen hala benim sarışınımsın."

Yüzüme anında gülümsememi geri getirmişti.

"Seni seviyorum Keigo."

"Seni seviyorum Touya."

We Can. | Dabi x HawksHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin