Y/N: Arkadaşlar şu zamana kadar söylememiştim ama '...' bu şekilde tek tırnak içine alınan yerler iç sesler =) Vee pamuk eller yıldıza:D
Havuzdan gelen gürültüyle Sehun'un ilk düşündüğü şey atlayanın Soo olabileceğiydi. Çünkü Soo, daha önce de Sehun'u bu tür şeyleri yapabileceği konusunda çoğu kez tehdit etmişti ve eğer o Sehun'un tanıdığı kişiyse kesinlikle kendine zarar verme potansiyeline sahipti. Soo'nun sevme şekli böyleydi. Sevdiği kişileri mengeneye sıkıştırır gibi kıskacına alırdı. Onun el kitabında kendinin olanı paylaşmak yoktu, reddedilmek yoktu, kaybetmek asla yoktu. İstediği şeyi alamazsa kesinlikle kendi yollarıyla halletmesini bilirdi. Onun bu ezici sevgisi ve blöfleri Sehun'un hayatını her zaman zorlaştırmıştı.
"Soo, umarım bunu bilerek yapmadın..." Sehun'un dediği şeyle Luhan'ın ağzı açık kaldı. Tabii, onun Soo'yu daha tam anlamıyla tanıdığı söylenemezdi. O yüzden ne zaman ne kadar ileri gidebileceğini kestirmesi pek mümkün değildi.
Koşarak havuzun yanına vardılar. Ama yanılmışlardı.
"KAİ?!!"
İşte bu bekledikleri manzara değildi.
"Ne bokuma havuza atladın?!" soran Sehun'du. Sinirlenmişti çünkü sabahtan beri yürüttüğü tezler Soo'nun üzerineydi ve bu onu fazlasıyla sıkıntıya sokmuştu.
Kai de havuzun içinde olmaktan çok memnun değildi. Az sonra söyleyeceği yalanlar için pek de gurur duymuyordu. Ama bu ikisi ona başka şans bırakmamışlardı. Bu konuda Soo'dan çok da geri kalır yanı olduğu söylenemezdi. Sehun o ikisini birbirine yakınlaştıran ortak özellikleri az çok tahmin edebiliyordu. İkisi de kesinlikle bencildiler. Sehun'un belki onlardan farklı olmasının nedeni bir ablasının olmasıydı. Bilirsiniz, şu zamana kadar tek çocuk olanlar daima arıza tipler olarak bilinmişlerdi. Yanlış anlamayın, Sehun elbette onları çok seviyordu. Ama bu onlar hakkındaki üzücü gerçekleri değiştirmiyordu.
"Bana öyle bakmayın. Ortalığı ayağa kaldırıp bütün bir akşam yemeğini mahveden sizsiniz. O şekilde davranırken aklınızdan neler geçiyordu merak ediyorum." Kai'nin konuyu değiştirme şekli mükemmeldi.
Sehun Luhan'a baktığında Luhan az önce onun söylediklerini hatırladı. İçinden hala şaka olabileceği ihtimalini geçirip duruyordu. Ama böyle bir şaka çok yersiz olurdu ve bu pek de Sehun'un tarzıymış gibi görünmüyordu. E 1 Nisan da değildi?! O zaman sanırım geriye kabul etmekten başka çare kalmıyordu çünkü şu an Sehun'un gözleri Luhan'a her şeyi anlatıyordu zaten.
Kai bu ikisinin gereksiz bakışmalarını bölüp araya girdi.
"Ee...Bana yardım edecek misinz?"
"Aslında orada da kalabilirsin, benim için sorun olmaz." Umursamaz bir tavırla söyledi Sehun. Ama daha çok dalga geçiyordu.
Kai gözlerini Luhan'a dikti. Elini özellikle ona doğru uzatmıştı. Suyun içinde ağır bir şekilde yürürken ıslak saçlarını geriye attı. Suratsız davranması gerekirken yüzünü en şirin haline getirmişti. Luhan ondaki bariz göze çarpan değişikliklere inanamıyordu. Kai'nin mimiklerinin kesinlikle şakası yoktu. Belki daha sık kullanmalıydı. Böyle keskin mimikler yapabilirken sürekli somurtarak yeteneğini heba ediyordu.
Luhan yardıma muhtaç ve tıpkı bir kedi kadar masum olan gözlerini kendisine dikmiş olan Kai'ye uzattı elini. Kai Luhan'ın elinden tutarken gözlerinin içine baktı. Bu onun avını uyuşturma yöntemiydi.
'Ellerimdesin Bambi!'
Luhan daha ne olduğunu anlayamadan suyun içinde buldu bedenini. Kai başarılı olan planından memnun bir halde kıyıya attı kendini.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
*Poles Apart *
FanfictionTANITIM Üniversiteyi yeni kazanan Luhan okuluna yakın bir ev aramaktadır. Babası patronuyla bir anlaşma yaparak bu sorunu ortadan kaldırmıştır. Luhan artık babasının patronunun oğluyla aynı evde kalacaktır. Luhan çalışkan, neşeli ve arkadaş canlısı...
