14

57 12 5
                                        

Bir hafta sonra;

"Tek oturmaktan içim çürümüştü sonunda." dedi Sehun Baekhyun yanına oturduğunda. Baekhyun da bakındı ve "Evde tek başıma yatmaktan da benim içim çürümüştü." dedi.

"Okuldaki sessizlikten de benim içim çürümüştü." diyip Baekhyun'a sırıttım "Karşıdan karşıya dikkatli geç artık. Hatta ben karşıya geçireceğim seni elinden tutup böyle çocuk gibi." diyip kahkaha attım.

"Oldu olacak yemeğininde sen yedir." dedi Sehun ve kahkaha attı "Tam bir gerizekalısın Im Nayeon."

"Sus." dedim Sehun'a ve Baekhyun'a döndüm "Ben sınıfa gidiyorum şu aptal arkadaşını bu kadar görmek bana yetti."

Sehun arkamdan yine bana konuşurken ben bizim sınıfa geri döndüm. Chaeyoung ve Chanyeol beraber sınıftan çıkıyordu. Chaeyoung bana eliyle öpücük attığında sırıttım ve sınıfa girip sırama geçtim.

"Şu salağa bak." dedi Jennie ve gözlerini devirdi "Ağzı kulaklarını geçti."

"Darısı başına derseniz bir daha sizi öldürürm o yüzden demeyin bile." dedim ve susturdum kızları.

Tzuyu onu diyecekti ben onu susturmasaydım çünkü.

...

"Bu çocuk hiç gülmüyor mu ya?" dedi Sehun, Kyungsoo'ya bakıp "Kitapları her an birimizin kafasında parçalayabilir gibi tutuyor."

"Dikkat et de o kişi sen olma." dedi Jennie gülüp. Sonra da yerine geçti ve Chaeyoung'un telefonunu elinden aldı.

Chanyeol'le yazıştıkları için...

Neyse ne, sınıftaki kalan herkesin de katılmasıyla büyük bir Kyungsoo dedikodusu dönmeye başlamıştı sınıfta. Herkesin onun hakkında bir görüşü vardı.

Bir, iki kişi dışında da olumlu görüşü olan yoktu zaten.

Kaprisli, depresyonda diye herkesten anlayış bekleyen, inatçı, aptal, salak ve onlarcası...

Hepsine karşı çıkmak istiyordum ama onlara katılan yanım tutuyordu beni. Doğru yapıp yapmadığımla ilgili kafam karışıktı ama hangi birine yetebilirdim her kafadan ayrı bir ses çıkıyordu.

"Yeter!" diye bir bağırış geldi arka sıralardan.

Umarım biri benden önce davranmıştır...

Ama Kyungsoo kendi öne atılmıştı.

"Ne biliyorsunuz benim hakkımda?" diye bağırdı yine sinirle.

"Bir şey bilmemize gerek yok gereksizsin zaten." dedi sınıftan biri. Bu sefer ben ona döndüm ve "En az onun kadar gereksizsin demek ki, o yüzden adın dışında bir şey bilmiyorum." diye çemkirdim ve önüme döndüm tepkisini beklemeden.

"O yanından ayrılmadığın arkadaşların gibi olan arkadaşlarım öldü benim!" diye bağırdı Kyungsoo "Sizin gibi günümü gün ettiğim beraberken yüzümün bir saniye bile düşmediği arkadaşlarım öldü."

Sınıfa bir sessizlik hakim olmuştu artık. Hatalarını anlamışlar siye düşünmek istiyorum ama o aptallar utançlarından susuyorlardır. Kyungsoo sınıfta yokken büyük ihtimal yine gülme krizine girerler.

"Gülme nedeninizi kaybederseniz güler misiniz?" dedi Kyungsoo daha  sakin bir sesle. Sınıftaki bir iki kişi kıkırdadığında "Susun!" diye bağırdım sert bir sesle.

Tzuyu beni dürtmüştü ama omuz silktim sadece.

"Evet Baekhyun." dedi Kyungsoo yüksek sesini koruyarak "Depresyondan çıkmasını bilmeyen bir aptalın tekiyim. Hiçbir zaman da aklım basmadı zaten depresyondan çıkmayı denemeyi. Sizin kadar aklım yok çünkü. Hiç denemedim değil mi?"

Kyungsoo bir anda sinirle elindeki kitapları yere fırlattı ve dolu gözlerini bize doğru çevirdi "Bu lanet olası kitapları kafanda parçalamak gibi planlarım da yok Oh Sehun."

Bunları dedikten sonra Kyungsoo bir yandan ağlarken sınıftan çıktı. Herkes kendi arasında yine çekiştirmeye başlamıştı onu, Baekhyun da omuz silkti ve "Kapris yapıyor." dedi sadece.

Onlar Kyungsoo hakında konuşmaya devam ederken yerimden kalktım ve Kyungsoo'nun peşinden koşmaya başladım. Ama öyle hızlı gitmiş ki karşıma çıkmadı tabii.

Bahçeyi ve diğer katları dolaşmıştım ama oralarda yoktu. Bizim kata tekrar döndü. Ortalıkta dolaşırken "Beni mi arıyorsun?" sesimi duymamla arkama döndüm.

Kyungsoo'ydu.

"İyi misin?" dedim telaşla. Kyungsoo hafif bir gülüş attı ve "Sanki çok umrunuzda ya." diyip uzaklaşmaya başladı.

"Benim umrumda." diye bağırdım arkasından. Ben öyle bağırınca durdu vr bana döndü ifadesiz yüzüyle.

"Dört sene oldu Kyungsoo." dedim isyankar bir tonda "Dört sene oldu dört senedir bir şeyleri fark etmeni bekliyorum ama varlığımla yokluğum bir senin için."

İfadesizce bakıyordu bana, bu beni daha çok sinir etmişti ki devam ettim bağırmaya "Sen depresyona girmeden önce peşinde gezen kızlar gitti ama ben yine buradaydım. Neden peki?"

Hâlâ ifadesizdi.

Beni çıldırtıyor...

"Fark etsen de bir şans versen diye bekledim hep, sen kendini git gide daha çok kapattıkça." dedim ve histerik bir gülüş atıp sesimi yükselttim "Ama ben seni kafama takıp yemek yemeyip bayıldığımda sen ilgi meraklısı diye tepki verdin!"

Kyungsoo tepkisiz kalmıştı yine. Dolu gözlerime hakin olamıyordum artık, gözümden yaşlar birer birer damlamaya başladığında "Ama ben aptal gibi seni sevmeye devam ettim, edeceğim." dedim koşarak oradan uzaklaşmaya başladım.

Ben biraz gitmiştim ki Kyungsoo arkamdan yetişip kolumdan yakaladı. Sert bir şekilde kolumu silkeledikten sonra son kez ona döndüm ve "Beni takmıyorsunuz dedin ya, Baekhyun kadar önemlisin benim için." dedim ve yetişmesine fırsat vermeyecek kadar hızlı koştum bu sefer.

...

Sınıfa girdiğimde ders başlamak üzereydi. Gözlerimi son kez elimle sildim ve sıraya geçip oturdum. Ben sınıfa girince kızların gözü bana dönmüştü tabii hemen. Oturunca kafamı masaya koydum ve ağlamaya devam ettim o sinir bozukluğuyla.

Tzuyu sırtımı sıvazladı ve "İyi misin?" dedi sakin bir sesle. Kafamı salladım sadece ve kafamı cama doğru çevirdim.

Senden hem nefret ediyorum hem de çok  aşığım Do Kyungsoo...


Junmyeon'un dönmesine 21 gün kaldı
🥳🥳

Junmyeon'un dönmesine 21 gün kaldı🥳🥳

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Last Smile || KyungyeonBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin