•6•

129 10 1
                                        

"Jungkook?" Bana korku ile bakıyordu. "Taehyung, kaç ve saklan!" Koluna girdiğim bedenden kolumu çekmeye çalıştığım sırada beni omzuna almış, ve koşmaya başlamıştı. Dur, nereye gidiyorduk!

"Jungkook! Yardım et!" Çok korkuyordum, hemde çok fazla korkuyorum. O kadar hızlı koşuyordu ki, nereye gittiğimizi kestiremiyordum.

Sonunda durunca, omzunun üzerinde zor da olsa bakmaya çalışmıştım. Hayır! O, ev! "Bırak! Bırak beni yalvarıyorum! Lütfen..." Beni dinlemiyordu. Evin içine girince bir kahkaha sesi ile yere atılmam bir olmuştu. Ben acı ile inlerken, kahkahalar sesi yakınımda kesilmişti.

Kafamı kaldırıp kim olduğuna baktım. Kum saati fiziği uzun ayaklarına kadar gelen siyah saçı kahvenin ise en açık tonuna sahip bir kadın? "Teşekkürler, oğlum." Demişti beni buraya getiren kişiye.

Arkama baktığımda değişmiş olduğunu gördüm. Bana göz kırpıp hışımla ayrıldı. Gözlerim dolmaya başlamıştı. "Kim Taehyung, sevdiğim oğlum Jeon Jungkook'u almaya nasıl cesaret ettin?" Oğlum, dedi kişiye burada dört yıl sikmişti.

Kadın, beni kolumdan tutup, büyük koltuğa savurmuş idi. Tekrar acıyla inledim. "Neden!" "O burada mutlu değildi!" Kadın, bağırmama şaşırmış olacak ki aniden duraksadı. "Oğlunu eğer biraz düşünür olsaydın. Onu buraya tutsak etmezdin!" Kaşları çatılmış üstüme doğru yürüyordu.

"Sen kim oluyorsun?" Sesi incelmiş idi, aslında güzel bir sese sahipti. "Nasıl yani?" "Jungkook'un sevgilisi misin?" Hayır, anlamında kafa sallamıştım. "Bana zarar verme."

Kadın, üzerime gelip yüzlerimiz arasında bir karış kalacak şekilde durdu. "Jungkook'u getirdiğin zaman buradan kurtulursun." Ona hayır anlamında kafa salladım. Sinirlenmiş olacak ki belinde ki kemeri hışımla çıkarıp bacağıma geçirdi. Yüksek sesle bağırdım.

Ağlamak istemiyordum. Buradan kaçabilirdim, yapacağım. Yerimden hızla kalkıp, iyi bir hareket ile kadının elinde ki kemeri alıp, ona geçirdim. Kaçmak üzereyken belime sarılan saçlar, dur saç mı? Bunu hesaba katmamıştım.

Beni kendine çekip, yer yatırdı. Üzerime eğilip konuştu, "Öleceksin!" Gözleri kıpkırmızı olmuştu. Saçının diğer yarısı boynumu bulunca hem belimi hem boynumu sıkmaya başladı. Ben ne kadar çırpınsam da boştu.

Kadının saçları gevşediğinde gözlerim kadını buldu. Yere yığılmıştı. Karşımda o çakma Jungkook vardı. Peki, beni neden kurtarmıştı? Bana elini uzatınca ilk kararsız kalsamda sonradan tutup, yerden kalktım.

Kafamı yana çevirdiğim de asıl Jungkook'u gördüm. Nasıl mı ayırt ettim? Gözleri... Birinin ki açık kahve birinin ki simsiyah idi.

"Bana neler olduğunu ve bu kadının sizin anneniz mi olduğunu açıklayın çünkü ben burada acı çekiyorum..."

Gözlerim kararmaya başlarken en son ikisini bana şefkatle baktığını gördüm. Kendimi açık kahve gözlü Jungkook çakmasının üzerine yığıldım...

•••

Bölüm sonu...
Nasılsınız?

SAKLAN! [kth+jjk]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin