•10•

85 5 0
                                        

İkimiz de arabaya doğru ilerledik. Arabaya bindiğimiz de bir adam Jungkook'un olduğu tarafda ki cama sertçe vurmaya başladı. Ne oluyordu? Jungkook, bir küfür mırıldandı. "Ne oluyor?" Bakışları bana dönünce bakışlarım camda ki kadında kaldı. Bembeyaz giyinmişti ve üzeride topraktan çıkmış gibiydi.

Jungkook, arabayı hızla çalıştırınca sanırım kızın ayağının üzerinden geçmişti. "Jungkook, ne oluyor?" Bana bakıp sonra önüne döndü. "Yok bir şey olduğu, güzelim." Umursamayıp yolu izlemeye başladım.

Geldiğimiz lüks mekan beni benden almıştı. Kocaman bir restoranın önünde idik. Jungkook, arabadan inip benim kapımı açıp elini uzattı. Yaptığı bu harekete gülümseyip elini tuttum. Arabadan çıkıp restorana ilerlemeye başladık. İçeri girdiğimizde güzel melodisi olan şarkı altın ve kahve tonları ile sarılı restoran beni benden almıştı.

"Hoşgeldiniz, efendim. Bu taraftan." Adamın arkasından ellerimiz birleşik bir şekilde ilerliyorduk. Gözlerim lavoboya çıkan koridora kaydığında o camda ki gibi üstü toprağın içinden çıkmış gibi olan kadını gördüm.

Umursamayıp, Jungkook'un karşısına oturdum. Neden gergindi ki? "Bebeğim, sana bir şey söylemem gerekiyor." Devam etmesi için kafa salladım. "Bizim peşimizde olan son bir kişi var. O kişi de burada." "Evet, fark ettim. Oradan bize bakıyor." Artık bu tür şeyler bana o kadar normal gelmeye başlamıştı ki.

Jungkook, hızla işaret ettiğim yere baktı. Kadın bize bakmaya devam ediyordu. "Sen burada dur ve sakın gelme." Keskin dille konuşması ile kafa salladım. Yemekler gelmişti.

Bir süre sonra Jungkook, düğmelerini ilikleyerek yanıma geldi. "İyi misin?" Gülümseyip kafa salladı. Beraber yemeklerimizi, tatlılarımızı yiyip sohbet ettik. Müzik değişince çoğu kişi ayaklanıp dans etmeye başladı. Jungkook, ayağı kalkıp önümde eğilip elini uzattı. "Benimle dans etmek ister misiniz, beyefendi."

"Tabi, isterim." Elini tuttum. Ayaklanıp bir elini belime atıp dans etmeye başladı. Bakışlarımız sadece birbirimizin gözlerinde idi. Dansımız son bulunca geri yerlerimize oturduk. Biraz oturduktan sonra da kalkmaya karar verdik. Kolumu Jungkook'un koluna geçirdim. Restorandan çıkıp arabaya bindik.

Jungkook, dudaklarıma sıkı bir öpücük kondurup arabayı çalıştırdı.

Evimize geldiğimiz de arabadan indik. Beni aniden kucağına alınca korkmuştum. Yan bir şekilde kucağında duruyordum. Kollarımı boynuna sardım. İçeri girdiğimiz zaman Jungkook, gömleğini çıkarıp belinde ki kemeri de çıkarıp elinde tuttu kemeri. Bana yaklaşmaya başlayınca ben de gerilemeye başladım.

"Bu kemerin vücudunda nasıl izler bırakacağını merak ediyorum açıkçası." Gözlerim kocaman açılmıştı. "Hayır, Jungkook. Geri git." Korkutmuştu beni. "Ne oldu, güzelim. Korktun mu?" Bana yaklaşmaya devam edince hızla koşup yukarı kata çıktım.

Kafadan bir odaya daldığım zaman kocaman olan gözlerim mümkünmüş gibi daha da açıldı. Bu odanın içinde kelepçeler, kırbaçlar, yukarıda asılı olan eski insanların kafalarını ve kollarını soktuğu üç delikli tahtadan vb. çok şey vardı. Zevk odası? 

Gelen kemer sesi ile hızla odanın ortasında bulunan kırmızı yatağın örtüsünü kaldırıp içine girdim. Sesler yaklaşıyordu ve benim korku kat sayım artıyordu. İçeri girdiğini belli eden ayak sesleri odanın içinde dolanırken biraz sonra ayak bileklerimi değen soğuk şeyle aşağıdan bakınmaya çalıştım. Aniden örtü üzerimden çekilince korku ile Jungkook'a baktım.

Altımdakileri boxerim ile beraber çıkarıp ayak bileklerimi kelepçeledi. Aynı hızla el bileklerimi de kelepçeledi. Tabi kelepçelemeden önce üstlerimi de çıkardı. Önünde çıplak ve kelepçelenmiş bir halde duruyordum. Ve bu benim kızarmama neden oluyordu.

Üzerime doğru gelip kendi ağırlığını vermeden çıktı. Kulağıma yaklaşıp, konuştu. "Ne demiştim, küçüğüm. Benden saklanma nedenin çok farkı olacak." Penisime dizini sertçe geçirince acı ve zevkle inledim.

"Jungkook-ah!" Tekrar aynı hareketi yapınca inlememi tutamamıştım. Geri çekilip bir süre kalkan erkekliğime baktı. Yanaklarım daha kızarmıştı. Az yaramazlıktan kim ölmüş? "Yapabildiğin bu kadar mı?" Hızla bakışları bana dönünce kasları çatılmıştı. Sırıtıp bana yaklaştı.

Elleri boğazımı sıkınca şoka uğramıştım. "Beni kışkırtmak istemezsin, bebeğim." Elini çekip üstümden kalktı. Siyah camlı dolaba ilerleyip bir şeyler çıkardı. Eline aldığı kamçı ile gözlerim kocaman açıldı.

Bana tekrar yaklaşık diğer elindeki penis yüzüğünü yana bıraktı. Elinde ki kamçıyı penisimin üzerinde gezindirip aniden sertçe vurunca, yüksek sesle inledim.

Aynı işlemi göbeğime ve baldırlarınma yapınca odayı inleme seslerim kaplamıştı. Hızla dudaklarıma kapanıp sertçe öpmeye başladı. Ona karşılık vermeye çalışıyordum. Ancak elini penisime sarıp çekince ağzına doğru inlemeye başlamıştım.

Geleceğimi hissedince elini çekip penis yüzüğünü takınca affalanmıstım. "Çıkar onu!" Dudaklarıma yediğim tokat ile ve penisimde ki acı ile gözlerim yaşarmıştı. "Sen kimsin efendine emir veriyorsun?" Ellerimi ve ayak bileklerimi çözüp yatağa uzandı, beni de kucağına aldı.

"Zıpla, beni rahatlat." Penisini deliğime konumlandırdım ve direk içime aldım. Yüksek inlemelerim ile zıplamaya başladım. Biraz sonra içime boşalınca ben de Jungkook'un üzerine boşalmıştım. Ensemden tutup dudaklarımdan öptü.

"Aferin, küçük bebeğime."

Görüşürüz taekook hastaları!👽Yazım yanlışı varsa kusura bakmayın

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Görüşürüz taekook hastaları!
👽
Yazım yanlışı varsa kusura bakmayın.

SAKLAN! [kth+jjk]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin