"Nasıl yaa!Anneannem,yok mu şimdi!" diye bağırarak ayağa kalktı.
Onunla birlikte biz de ayağa kalktık.Hiçbirimiz konuşmuyorduk.Konuşamıyorduk.Hem konuşsak bile ne faydası vardı ki...
"Yağız,sakin ol." dedim yanına doğru yaklaşmaya çalışarak.Çalışarak.Çünkü Anıl beni durdurdu.
"İlk şoku bir atlatsın." dedi sessizce.Ben de avutmaktan vazgeçtim.
"Dedeeeee!Ablaaaa!Anıııııl!" dedi ve Anıl'a sarıldı.Anıl da ona sarıldı.Ben de Yağız ile Anıl'a sarıldım.Üçümüz birbirimize sarıldık.
Anıl,Yağız'ı sakinleştirebilmişti.
Ayrıldıktan sonra Yağız,bize öylece bakan dedeme sarıldı.
"Başımız sağolsun dede." dedi Yağız.
"Saol oğlum.Beraberiz yine." diye karşılık verdi dedem de.
Ayrıldıklarında ilk Yağız konuşmaya başladı.
"Anıl,beni anneannemin mezarına götürür musun?"
Anıl biraz düşündü.Dedem onu gözleriyle onayladı.
Birlikte kapıya yöneldiler.
"Beni de bekleyin.Üstümü değiştirip,geliyorum." dedim.
"Tamam,hızlı ol." dedi Anıl.Ben de bunun üzerine hızlıca merdivenlerden çıkıp,odama koştum.
Dolaptan elime ilk gelen siyah,uzun elbiseyi giydim.Üstüne de ayak bileğime gelen gri hırkayı giydim.Siyah bir şal da aldım ve hızlıca aşağı indim.
Beni bekliyorlardı.
"Tamam." dedim ve kapıyı açıp,evden çıktık.Hepimiz sessizdik.Anıl'ın arka bahçeye park ettiği arabasına binip,mezarlığa gitmeye başladık.
Mezarlıklardan nefret ediyordum.Çünkü artık kendisi hiçbir şey yapamayan ölü bedenlerle doluydu.Belki de çok pişmanlardı.Yaptıklarından,
yapamadıklarından...Belki de daha çok amaçları vardı.Gerçekleştiremedikleri...Küçük yaşta,hayali doktor olmak,polis olmak isteyen çocuklar vardı toprağın altında.Şimdi ise melek olmuşlardı...
*****
Mezarlığa geldiğimizde yanıma aldığım şalla başımı hafifçe kapattım ve anneannemin mezarına doğru,Anıl'ın öncülüğünde gitmeye başladık.Ben gitmeye cesaret edememiştim aslında önceden ama sonra yine Anıl ile gelmiştim.
Yağız mezarlığın mermerine oturdu ve toprakta elini sürtmeye başladı.Ben de yanına oturdum.Anıl da başımızda dikiliyordu.Enseme vuran nefesini hissedebiliyordum.
Yağız'ın sırtında elimi gezdirdim.Biraz daha raharlamıştı sanki ama...Ölümde insan ne kadar rahatlayabilirdi ki...
Anıl'ın ayak seslerinden anladığım kadarı ile başka bir yere gidiyordu.Arkama döndüm ve nereye gittiğine baktım.Sanırım mezarlıktaki görevliden su istiyordu.Tahminin doğruydu ve Anıl,elinde su kabıyla geri geliyordu.
Geldiğinde suyu anneannemin toprağına döktü.Suyun toprakta akışını izledim bir süre.
"Hadi gidelim." dedi Anıl sessizce.
Ölüleleri mi korkutmamaya çalışıyorduk?
"Hadi Yağız." dedim ben de elini omzuna koyarak.Yavaşça oturduğu yerden kalktı ve geriye dönüp,yürümeye başladık.
*****
Arabadan indiğimizde,bahçedeki masada dedem bizi bekliyordu.Yemek bahçede hazırdı.
Arabadan inip,masaya doğru ilerledik.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SENDE KALANLARIM #Wattys2015
Teen FictionKerem ve Ceyda nın,birbirlerinden habersiz yaşadıkları,tutkulu aşkın hikayesi... Wattys keşfedilmemiş hikâyelerdeki ödül için yazılmıştır.
