2. BÖLÜM
Tatilin hemen üstüne yaşadığımız bu olay en az dizilerdeki kadar dramatikti. Aklımı toparlayamıyordum. Yetimhanede onca çocuk dururken neden Senem'i istediklerini anlamıyordum. Başka insan mı bulamamışlardı? Üstelik bir aile ergenlik çağındaki bir genç kızı neden evlat edinmek isterdi ki? Büyük bir sorumluluktu bu. Ayrıca küçük bir çocuğa sağlayacakları fırsatlarla ergenlik çağındaki bir genç kıza sağlayacakları arasında dağlar kadar fark vardı. Saçmalıktan başka bir şey değildi bu yaptıkları. Belki de çok bencilce düşünüyordum ama söz konusu olan kişi Senem'di. Benim tek dostum, sırtımı yaslayacağım tek dayanağım. Mustafa da vardı elbette ama kimse Senem'in yerini tutmazdı. Kimse onun gibi olamazdı. Her ne kadar sergilediğim aptalca tavırlar yüzünden aramıza saatlerdir mesafe koymuş olsam da içimizdeki bu kuvvetli sevgi bağı kopacak gibi değildi. Tanıyan herkes Senem'i çok severdi. Şapşalın önde gideniydi bir kere. İnsanları nasıl güldüreceğini çok iyi bilirdi.
Okul sonrasında yaşadıklarımızın ardından ikimizden de çıt çıkmamıştı. Suskunluğumuzu koruyorduk. Küçük yaşlarda olsaydık belki bu kadar dert etmezdik, her şeyi olacağına bırakırdık. Ama şimdi hayallerini çoktan kurmuş iki genç kız olarak bayağı çaresizdik.
Senem, Sevda Hanım'ın yanından gelir gelmez benimle konuşmaya çalışsa da onu dinlemeyerek bahçeye çıktım. Yağmur dinmişti ve biraz olsun hava almaya ihtiyacım vardı. Senem'le birlikte geçen sene sonbaharda bir karanfil fidesi dikmiştik bahçenin bir köşesine. Fidemizin olduğu yere doğru yürüdüm ceketime sıkı sıkı sarılarak. Zarar gelmesin diye kimseyi yaklaştırmazdık buraya. Hatta ince bir tel çekmiştik çevresine çünkü küçük çocukların bazen ne yapacağı belli olmuyordu.
Çocukluğumdan bu yana oyuncaklara pek merakım olmasa da çiçekleri deliler gibi araştırırdım. Birçok çiçek arasında nedensizce en sevdiğim karanfildi. Kokusu içime işlerdi sanki. Tüm derdimi, sıkıntımı unuttururdu bana tek bir koku. Beraber büyütecek, beraber budayacak ve yeri geldiğinde beraber sulayacaktık bu fideyi. Üzerinden çok zaman geçmesine rağmen hiç çiçek açtığını görmedim. Gerçi ilkbahara daha çok vardı. Ben görebilirdim ama belki aynı şansı Senem yakalayamayacak ve göremeyecekti tomurcukların çiçek açtığını. Bunu düşünmek bile yüreğime derin bir acının saplanmasına neden oluyordu.
"Nisa abla?"
Canan'ın sesini duyduğumda daldığım düşüncelerden sıyrılarak ona döndüm. Burada olduğunu bile bilmiyordum.
Canan, Sevda Hanım'ın on iki yaşındaki küçük kızıydı. Okul çıkışlarında çoğu zaman buraya gelir ve yaşıtlarıyla vakit geçirirdi. Sevda Hanım bazen her şeye yetişmekte o kadar çok zorlanıyordu ki Canan'ı da peşinden sürüklemek zorunda kalıyordu. Küçük kızını hiç yalnız bırakmak istemiyordu. Anne sevgisi olmadan büyüyen birçok çocuğun gözyaşlarına şahit olmuştu ve kızını anne duygusundan mahrum bırakmak istemiyordu. Gerçi hâlimizden şikâyetçi değildik çünkü yaşıtları kadar biz de Canan'ı ve onunla oynamayı çok severdik. Bazı zamanlar benim için kırtasiyeden magazin dergileri alıp getirdiği bile olmuştu.
"Annem seni odasına çağırıyor," dediğinde bir şey demeden peşine takıldım. Aslında söylenecekleri işitmek istemiyordum ama Sevda Hanım'a saygım büyüktü ve bu yüzden de gitmezlik yapmayacaktım.
Kollarımı sıvazlayarak tekrar yetimhaneye girdiğimde kaloriferlerin sıcaklığı üşüyen bedenimin ürpermesine neden oldu. Oldukça yavaş adımlarla Sevda Hanım'ın odasına doğru yürümeye devam ederken Canan benden hızlı davranarak annesinin odasına koştu. Kollarımı birbirine kenetleyerek peşinden odaya girdiğimde Senem'in de burada olduğunu gördüm. En son onu yalnız bıraktığımda odamızdaki pencerenin kenarına geçmiş kitap okuyordu. Karşısındaki deri koltuğa otururken Sevda Hanım'ın bize ne söyleyeceğini merak ettim. Korkuyordum ama yine de bir tepki veremiyordum. Senem'in gözleriyse en az benimkiler kadar karamsardı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUTUP YILDIZI 1
Novela JuvenilKUTUP YILDIZI SERİSİNİN İLK KİTABI 'KUTUP YILDIZI 1 YENİDEN WATTPAD'DE SİZLERLE!