17. BÖLÜM
Hani tuhaf bir his kaplar içinizi. Bir şey ya yaşanmıştır ya da yaşanmamıştır fakat akıl sağlığınız sizinle öyle bir oyun oynar ki o anın gerçekliğinden şüphe edersiniz. Aklınıza sürekli aynı sualleri getirir durursunuz. Sahiden yaşandı mı bu? Gerçekten böyle bir şey oldu mu? Sorular düşüncelerinizi öyle bir çıkmaza sokar ki ne gözünüze bir damla uyku girer, ne de yemek yiyebilirsiniz. Kurt düşmüştür bir kere içinize, oradan çıkarana dek de rahatlıkla başınızı yastığa yaslayamazsınız...
Telefonumun ekranına her baktığımda aynen böyle hissediyordum. Demir'in dün gece atmış olduğu o mesajın aslında hayal ürünümün bir parçası olmasını diliyordum ama ne yazık ki değildi. Dikkatimi dağıtmak, dün geceki yaşanan saçmalığı aklıma getirmemek istiyordum ama telefonu elime her aldığımda bu fikrim değişiyor, kendimi yine onu düşünürken buluyordum. Bir de sadece mesaja bakmakla kalmıyor, aynı zamanda fotoğrafının bulunduğu o küçük kutucuğu da açıyordum. Bu WhatsApp denilen mesaj uygulaması ne kadar berbat bir şeydi. Ben ondan kaçmak istedikçe önüme bilerek Demir'i sunuyormuş gibiydi.
Dün geceden bu yana yaptığım tek şey sadece bundan ibaretti. Elim de gözlerim de sürekli cep telefonumun üzerinde mekik dokuyordu. Hatta bir ara kendimi öyle kaptırmıştım ki Senem'in, Neden sürekli telefonuna bakıyorsun? sorusuna bile maruz kalıp hiçbir şey diyememiştim.
Çiftlik evinden döndüğümüzden bu yana herkes bir yerlere dağılmıştı sanki. Devrim amca dün izinli olmasına rağmen bugün nöbetçi doktor olarak hastanede kalacaktı. Gerçekleştirdiği ameliyat sonrası hemen hastasını bırakmak istemediğini belirtmişti. Esma teyze ise eve geldiğimizden bu yana yorgun olduğunu söyleyip akşam yemeğinden sonra da odasına çekilmişti. Muhtemelen de uyuyordu.
Senem benim odamdaki çalışma masasında edebiyat ödevini yaparken ona bakamıyordum. Baktığım her an suçluluk duygusu hapsoluyordu yüreğime. Eğer Meltem teyze dün gece tam zamanında gelmeseydi unutulmayacak bir an yaşayacaktım. İşin kötü tarafı ise onu engelleyecek hiçbir şey yapmamıştım. Hatta o kadar istekli görünmüştüm ki resmen kendimi ona teslim etmiştim. Bir mıknatıs gibi onun zıt kutbuna çekilmiştim. Bir an ona deli gibi bağırıp çağırıyordum ama sonrasında bir şeyler oluyor ve beni yatıştırıyordu. Demir Gürsoy resmen ruh halimin frekanslarıyla oyun oynuyordu. Onunla dün gece o kadar yakınlaşmış olmak beni deli ederken ona yarışa gideceğimi bile söyleyememiştim. Aramızdaki yalanlar da, gizli kapaklı işler de her geçen gün daha da büyüyordu sanki.
"Bugün Demir'le ne konuştunuz?" diyerek odamdaki sessizliği bozduğumda Senem elindeki kalemi bırakarak bana döndü.
Bu sabah çiftlikte kaldığımız odadaki eşyaları toplarken Senem bir anda ortalıktan kaybolmuştu. Şans eseri kaldığımız oda balkonluydu ve balkona çıktığımda onun atların otladığı tarafa doğru yürüdüğünü gördüm. Dün gece sürekli Demir'le konuşmak istediğini söylemiş ve ısrarcı tavrı bu sabah da kendini göstermişti. Atlarla oradan oraya koşturan Demir'in yanına gitmiş ve nihayet aralarında, istediği o konuşma gerçekleşmişti.
"Konuşmam gerekeni," dediğinde grup mevzusunun hâlâ kapanmadığını anladım. Israrla onların içinde olmak istiyordu.
"O konu kapandı zannediyordum," derken oturmuş olduğum yataktan kalkıp pencere kenarına doğru gittim. Perdeyi hafif bir şekilde açtığımda Impala'nın, sokağın diğer tarafında olduğunu gördüm. Bu gece de buradaydı.
"İşin aslını öğrenmek istedim Nisa ve de öğrendim. O, Bahar denilen cadı her şeyi gereğinden fazla abartıyor."
Sesindeki saldırganlık hissi kendini oldukça belli ederken, olayın Bahar'a patlamış olması canımı sıkmıştı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KUTUP YILDIZI 1
Novela JuvenilKUTUP YILDIZI SERİSİNİN İLK KİTABI 'KUTUP YILDIZI 1 YENİDEN WATTPAD'DE SİZLERLE!