Yazarın anlatımından
Chanyeol gözlerini zorlukla araladı. Gözüne gelen ışık ile yeniden gözlerini kapatırken derin bir nefes vermişti. Baş ağrısından ölüyordu.
Parmaklarını saçlarının arasından geçirdi. Uyandığı, bilincinin geri geldiği ilk anlarda hatırlatmıştı dün öğrendiği gerçekleri.
Zorlukla yutkundu, boğazı kupkuruydu. Acıyordu. Kapıdan gelen tıkırtı ile araladı gözlerini. Kapıdan içeriye bakan Baekhyun'u gördüğünde ise başını yeniden yastığa bıraktı.
"Chanyeol, kahvaltı hazırladım. Bir şeyler yeyip ağrı kesici alman gerek." "Duş alacağım." Diye mırıldandı Chanyeol. Yavaşça kalktı ve oturur bir pozisyon aldı.
Hala aynı yerde duran Baekhyun'a baktı bütün dağılmışlığı ile. "Ben, çıkayım." Diye mırıldandı kendi kendine Baekhyun. Hızla kapadı kapıyı arkasından.
Derin bir nefes verdiğinde eli hala sıkıca kapı koluna tutunmaya devam ediyordu. Chanyeol ona böyle gözlerle bakmaya devam ederse nasıl devam edeceğini bilmiyordu.
Onun aşk dolu gözlerine ve bakışlarına alışıktı. Hayal kırıklığı dolu gözlerine bakmak nefes aldırmıyordu güzel bedene.
Yavaşça ilerledi salona. Oturup Chanyeol'un gelmesini bekleyecekti. Konuşmak zorundalardı, eğer istemezse en hızlısından kendisine kalacak bir yer bulabilirdi.
Chanyeol soğuk bir duşun ardından biraz olsun kendine gelmiş gibi hissediyordu. Aynada süzdü kendini. Yıllarca çalışmış, sağlıklı beslenmiş ve düzenli sporunu yapmıştı.
Bedeni eskisinden de yapılıydı. Fiziken güçlüydü, mental olarak ise dipleri yaşıyordu uzun zamandır.
Tam iyiyim dediği sırada yine her şey mahvolmuştu. Baekhyun'a nasıl davranması gerektiğini bilmiyordu. Minho, o küçük bebeğin hiç bir suçu yoktu. Babalık, onun için yıllar önce çok kötü bir deneyim ile sonuçlanmıştı.
Şimdi yeniden baba olmak, baba olduğunu bir anda öğrenmek ağır geliyordu Chanyeol'a. Korkuyordu. Nasıl davranacağını bilmiyordu.
Derin bir nefes verdikten sonra çıktı banyodan. Üzerine klasik takımlarından birini giydi ve saçlarını kuruttuktan sonra taramış ve dalgalı bırakmıştı.
Yakın zamanda kuaföre gidip kısaltması gerekiyordu. Bu kadar dağınık olmasına alışık değildi.
Odadan çıktığında duraksadı bir kaç saniye. Baekhyun konuşmak isteyecekti. Buna hazır hissetmiyordu.
Salona girdiğinde göz göze geldi Baekhyun'la. Boğazını temizledi. Bakışları hazır masaya kaydı, titrek bir nefes çekti içine.
İki gün önceki Chanyeol bu masa için bile deliler gibi sevinirdi. "Chanyeol, konuşalım." Baekhyun'un çatlak sesini duyduğunda bakışlarını yeniden ona çevirdi.
"Şuan değil." Diye mırıldandı Chanyeol. "Bana anlatman gerekirken anlatmadın Baekhyun. Ne zaman konuşmamız gerektiğine de bırak ben karar vereyim bu kez. Duymaya hazır olduğumda konuşmak istiyorum."
Bakışları diger koltukta yatan bebeğe kaydı. Bebeğine. Ağır adımlarla yaklaştı. İlk kez dikkatle baktı yüzüne. Bu kez kendinden bir parça aradı.
Buldu da. Bebek saçları kendikiler gibi dalgalıydı, hatta kıvırcığa yakın. Sol yanağında küçücük yeni yeni belli olan bir gamze vardı.
Gözleri Baekhyun'a benziyordu ama tatlı şişkin yanakları kendi küçüklüğünü getirmişti aklına.
"Bana da benziyormuş." Diye mırıldandı ağzının içinde. Zorlukla yutkundu sonra "ben bakmadığım, benden bir şey aramadığım için görememişim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fault/Chanbaek
FanficKaybolan bir bebek, kaç kişinin hayatını tepetaklak edebilirdi ki? tüm gerçekler ortaya serildiğinde, bu hikayede masum bir kişi bile yoktu. Herkes suçlu, herkes günahkârdı.
