0.4

4.9K 109 1
                                        

Üstümdeki kabanı çıkarıp ne hazırlayabileceğimi düşünmeye başladım. O yukarı çıkmadan mutfağın yerini sormuştum ama kendimin bulabileceğimi söylemişti.
"Tabii bulurum canım ilk kez gelmiyorum ya"diye söylenirken
"Bulursun canım bulursun." demesiyle hem adama canım dediğimi farketmiş hem de aşırı utanmıştım.

Mutfağı bulunca 2 omlet hazırlayıp tabaklara koydum ona kahve, kendime de meyve suyu sıktım.
Domates, peynir, zeytin derken sofrayı kurmuştum ayrıca çay da demlemiştim belki kahve değil çay içiyordur.

YAZAR

Mutfakta kahvaltı hazırlayan Dila'yı izlemeye dalmış olan Azat Ares'in havlamasıyla odağını ona çevirdi. Yemeğini vermeden önce biraz oynadılar. Nasıl ki Azat Dila'yı izlediyse Dila da aynı şekilde onu izliyordu. Hayvanları bu kadar seven biri kim bilir beni nasıl sever? diye düşünmeden edemedi. Salona hazırlanan kahvaltıya Azat'ı çağıracaktı Dila ama biraz utandı nasıl seslenecekti?

Kendini toparlayıp "Azat! Kahvaltı hazır hadi soğumadan gel" dedi.

Dışardan bakıldığında gerçekten karı kocaya benziyorlardı bu gerçekten güzeldi. Azatın gelmesiyle yemek yemeye başladılar. Azat sessizliği bozarak dün düşündüğü planı devreye sokmaya karar verdi.

"Dila bunu sana sormam ne kadar doğru bilmiyorum sonuçta kısa bir süredir tanışıyoruz."

"Tabi sorabilirsin seni dinliyorum." dedi Dila.
"Benim bir davete katılmam gerekli fakat yanımda da birinin olması gerekiyor eğer deden de onaylarsa sen bana katılabilir misin?" diye sordu.

Dila Azatın ne yapmaya çalıştığını anlayamadı.
"Yani aslında bunu dedemden ziyade ben onaylayamam hem Esranın ailesinin haberi olursa düşünceleri bana karşı değişebilir. Buraları en iyi sen bilirsin."

Azatın yüzünde ufak bir gülümseme oluştu Dila gamzelerine dalmışken Azat baska bir soru sordu.

"Nasılmış buralar?"

"Yani ben küçükken ailem burada yaşıyordu ve haliyle bende burda epey zaman geçirdim. Burda bir erkek ve kadını yanyana gören herkes dedikoduya başlıyorlar.  Hele ki senin gibi tanınmış bir ağaysa dedikodu eksik olmayacaktır." diye yanıt verdi.

"Burda yapamaz mısın peki sen yani İstanbulu bırakıp yaşayamaz mısın?"

"Yaşarım ama beni buraya bir şeyin bağlaması gerekir evet İstanbulda çok rahatım ve oraya beni bağlayan dedem var. Fakat burada henüz kimsem yok."

"Peki ya sen İstanbulda yaşayabilir misin?"

"Ben iş için gidiyorum İstanbula alışığım yani ama burda bir görevim var, koskoca ağayım ben bu kadar insanı bırakamam"

Dila bir kere daha olamayacaklarını anlamıştı ve anlamsız bir acı hissetti kalbinde. Bitmiş olan kahvaltısıyla ayaklandı.

"Benim birkaç işim vardı unutmuşum, çıkmam gerek... Şey teşekkür ederim her şey için."

"Keşke biraz daha kalsaydın." diye mırıldandı Azat, Dila'nın duyduğundan habersiz.

Dila ertesi gün

-Alo! Esra acil yanıma gelmen lazım.

-Dila iyi misin noldu? Telaşlandırma beni.

-İyiyim merak etme öyle bir şey değil, konum atıyorum acil gel.

Dila Esra'yı tüm bu olanları anlatmak üzere çağırmıştı en yakın arkadaşından gizleyemezdi.

Dila nihayet Azat ağadan hoşlandığını kabul etmişti ve bunu arkadaşıyla paylaşmalıydı.

Odamın kapısının çalmasıyla kapıyı açtım Esra'yı beklerken karşımda Azat'ı görmeyi beklemiyordum.

"Azat?" dedim sorarcasına.

"Dosyayı evimde unutmuşsun onu bırakmaya gelmiştim." deyince aklımın bir karış havada olması sinirimi bozmuştu.

"İyi yaptın içeri gelsene"

"Şirkette işlerim var gitsem iyi olur." demesiyle kolunu tuttum.

"Israr etsem?" birazcık görsem yeterdi bana.

Başını sallayıp içeri geçti ve üçlü koltuğa oturdu.
"Kahve içer misin?"

"Olur."

İçeri geçtiğimde telefon sesini duydum biri Azat'ı arıyordu.

A: Azat K: Kenan M: Mina

A:Söyle

K: Ağam Ahmet'in sözü için Barış Bey ve eşi gelecekti ya onlar geldi sizin konağa geçtiler şimdi de Mina yanımda da tutturdu 'amcamı ara' diye onun için aramıştım ben.

A: Ver bakalım.

M: Amca amca ne zaman geyeceksin?

A: Güzelim akşam işlerim biter bitmez yanındayım söz.

M: Hani bizi sen ayacaktın? Yayancı.

A: Trip atmak yok bitanem geleceğim söz verdim. Ben ne zaman sözümü tutmadım?

M: Doğyu tamam bekliyoyum seni seviyoyum göyüşüyüz.

A: Bende seni seviyorum görüşürüz.

Dila duyduklarıyla neye uğradığını şaşırdı demek adamın sevgilisi vardı, inanamıyordu kendine. Nasıl sevgilisi olan adama karşı böyle hissederdi.
Ama o da bana karşı yakın davranmıştı hatta evden çıkmadan biraz daha kalmamı istediğini söylemişti.
Bu adam nasıl bir karaktersizdi.
Acaba sevgilisi kimdi?

Kahve makinasının bozulduğunu söyleyip Azat'ı göndermiştim zaten o da işleri olduğunu söylemişti.
Gider gitmez internette araştırsam da sevgilisiyle ilgili bir şey bulamamıştım.

Çalan kapıyla açtım. Esra bir anda içeri daldı.

"Dila iyi misin yüzün bembeyaz?"

Akan gözyaşımla Esra sıkıca sarıldı ve beni dinlemeye başladı.

"İşte böyle " burnumu çektim.

"Ben Azat'ın sevgilisi olduğunu bilmiyordum yani o biraz kapalı kutudur. Bak Dila'm kendini suçlama hem o da sana yakın davranmış madem öyle o kendini geri çekseymiş."

"Aslında haklısın." dedim.

" Bak bu akşam abimin sözü var nihayet yüzükler takılacak. Ben eminim Azat ağa da gelecektir seni güzelce hazırlayalım ne kaybettiğini görsün."

Söyledikleri mantıklı gelince alışverişe çıktık, Esra beni mükemmel ötesi mağazalara getirmişti. Ben kendime siyah dizimin altında bir elbise almıştım Esra da kırmızı midi boy bir elbise almıştı.
...

Ben sadece sözün olacağını zannederken kendimi kınanın da ortasında bulmuştum, neyse ki Esra'yla düzgün elbiseler seçmiştik.

Akşam üzere olmuş Efşanların konağa doğru yola çıkmıştık, kendi arabamla gitmeyi istemiştim ve Esra'yla benim arabamla ilerliyorduk. Ahmet ve Azat birlikte önümüzdelerdi upuzun bir konvoyla kız evine ulaştık.

Azat'ı hiç görmemiştim çünkü zaten geç gelmiş geldiği gibi de Ahmet'i alıp yola koyulmuşlardı.

Arabalardan inmiş konağın önünde Esra'nın ailesini bekliyorduk.
Üstümde hissettiğim gözlerle düzleştirdiğim saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırıp gözlerin sahibine baktım.

VOTE ATMAYI UNUTMAYIN

AĞANIN KADINIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin