11. Bölüm

44 4 0
                                        





Tam altmış dakika dır Sarayı bekliyorum. Seansı bitmişti ve Kapının açıldığını fark etmiştim. Sara Kapıdan çıkar çıkmaz gözleri beni bulmuştu. Bana bakarken Doktor hanımı hâlâ dinlediğini anlamıştım.  Oturduğum yerden kalkıp yanına ilerledim. Ona yakınlaşınca Gözlerinin kızarmış olduğunu anladım. İster istemez kaşlarımı çatıldığını fark ettim.

" Sara iyi misin? her şey yolunda mı?" diye sordum.

Sorumlu birlikte Sare yüzüme bakıp kafasını hafifçe  salladı ve  iyi olduğunu söyledi. Ardından doktor hanım konuşmaya başladı.

"Sara seni bugün biraz yordum bugünlük biraz dinlenmeni rica edeceğim senden".

"Doktor hanım her şey yolunda mı?"

"Yiğit bey  korkulacak hiçbir şey yok merak etmeyin. Biraz konuşabilir miyiz"

"Tabi"

"Sara bize biraz müsade eder misin biz birkaç dakikaya geliriz" diyerek Doktor hanımın odasını girdik.

" Doktor Hanım durumu nasıl ve neden ağladı?"

"Yiğit Bey, Sara hiç kolay şeyler yaşamadı ve bunları içine atıp unutmaya çalışıyor. Fakat durum şöyle ki içine atıkları daha da büyüyor. Bugün biraz da olsa yaşadıklarından Bahsetti ve inanınki çok zorlandı. Gözyaşlarının nedeni de bu"

"Neler anlatı? Lütfen söyleyin" dedim ani bir merakla. Asla söylemeyeceğini bildiğim halde.

"Bunu size Söyleyemeyeceğimi gayet iyi biliyorsunuz yiğit Bey ama Sara hazır olduğunda size anlatacaktır eminim. Ve şunu söylemeliyim ki sizin ve arkadaşlarınız hakkında konuşunca çok mutlu görünüyor du. Ona çok iyi geliyorsunuz"

Söylediklerinden sonra teşekkür edip  kapıya doğru yöneldim ardından sarının yanına gittim.

...
Araba yolculuğu boyunca İkimizde sessizdik. Sara nın şuanki ruh halinin iyi olmadığını herkes anlardı. Sessizliği bozup ona evden başka bir yere gitmek ister mi diye sordum. Kafasını olumsuz şekilde salladı.

"Eve gidelim biraz uyuyasım var" dedi sessindeki yorgunluk kendini belli ediyordu.

"Peki, vardık sayılır zaten"

Kısa bir süre sonra eve varmamıştık. Varmamızla birlikte Sara odasına çekilip uyuya
kalmıştı. Onun bu hali canımı çok yakıyor. Elimden bir şeyin gelmemesi  ona geçmişi unuturamayışım içimdeki alevi harmanlıyor.

Onun uyudu zamanda ben ise işlerimi hallediyordum. Teşkilatla irtibata geçip gelişmeleri soruşturuyorum. Lakin durum yine içler açıcı değildi. İki saatin sonunda evin sessizliği ağlama sesleriyle bölündü. Sesi duymam ile birlikte geldiği odaya girip  onu yatağında oturur vaziyette ağlarken buldum. Dizlerini göğüslerine çekmiş ve yüzünü de kollarına gömüştü.

"Sara? Ne oldu?"

yanına gitmemle beraber kollarındaki yüzünü kaldırıp bana baktı. Birden dizlerinin üstüne yükselip boynuma sarıldı. Hiç bir şey demiyordu, demiyordum. Onum içli ağlaması beni öyle çaresiz hissettiriyor du ki.

"Bana ne olduğunu anlatır mısın lütfen? Seansa bir şey mi oldu?" Diye sordum

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

"Bana ne olduğunu anlatır mısın lütfen? Seansa bir şey mi oldu?" Diye sordum.

Kollarını boynundan çekip yatağın üstüne diz üstü oturdu. O gözlerinde ki yaşı silerken bende komidinin üstündeki sürahiden bardağa su koyup ona uzatım.

"Ben" diye bildi sadece. Sonra bir kaç saniye bekleyip cümlesine tekrar başladı.

"Ben galiba bir şey hatırladım" dedi.

" Ne hatırladın?"

Bu soruyu sorunca içimi korku sarmıştı. Hem cevabı duymak istiyorum aynı zamanda küçük bir çocuk gibi kulaklarımı kapatmak istiyorum.

"O-orda neler olduğunu.B-bana neler ... yaptıklarını" dedi.

O an ne yapacağımı şaşırdım.

"Ben çok üzgünüm Sara" diye bildim sadece.

"Onlar çok kötü yiğit. Bana neden yaptılar bunları? Ben ne yaptım ki onlara?" Gözlerindeki yaşlar bir şelale gibi akıyordu. "Ben bunları hak edecek ne yapmış olabilirim ki?" dedi.

"Şşşttt. Öyle düşünme senin hiç bir suçun yok. Sen bu hikayenin mazlumusun. İnsanlar kötü Sara. Bunca yıllık Askerim neler gördüğümü tahmin bile edemezsin."

"Biliyor musun bazen düşünüyorum ve diyorum ki 'iyi ki ben yaşamışım bunları' yoksa onlar başka bir kızın hayatını karartırdı. Ve o benim gibi şanslı olmaya bilir di" .

Kendisinin yaşadıklarından sonra hâlâ başkalarının iyiliğini düşünebilmesi çok büyük bir erdemlik.
"Sen nasıl iyi kalplisin böyle" diye bildim sadece karşında.

"Sana bir şey daha anlatsam benden iğrenir misin?" diye sordu mahçup bir şekilde.

Duyduklarımla birlikte kaşımı çatım.

"Ben senden niye iğreneyim? Böyle bir şeyi düşünme bile. Bana istediğini anlata bilirsin"

"Bana öyle şeyler yapmışlar ki hatırlayınca kendimden iğrendim ben. Gözlerimi kapatınca gözlerimin önünden iğrenç sahneler geçiyor. Kulaklarımda da mide bulandırıcı sesler. Beni kullandılar yiğit sanki bir insan değilmişim gibi. Sanki candan kandan değilmişim gibi."

O anlatırken benim gözlerimden yaşlar firar etmeye başladı.

" Benden bir şey kalmadı. Ben sadece o pis odadan ibaretmişim gibi geliyor bana. Sanki ondan öncesi yokmuş gibi. Annem, babam yokmuş hiç olmamış gibi. Sadece karanlık, ayağımdaki o pranga ve onlarca belki yüzlerce cellat"

O konuştukça ikimizde ağladık. Hatırlamasını beklerken hatırlamaması gerekenleri hatırladı. Bunları öncesinde biliyorumdum ama onun ağzından duymak beni mahvetti.

BitapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin