6. Doğan Güneş

83 4 2
                                        

Uzun bir süre yeni bölümü yazamadım 🫣 Bugüne nasipmiş...

İyi okumalar ❤️

🌊🌊🌊
Taburcu olmasının üstünden bir hafta gecmisti. İlk gün bana sarılmıştı. Beni tanımamasına rağmen bana güveniyordu. Onca yaşadığı şeye rağmen. Bu da beni mutlu etmişti doğrusu.
Geçen bir hafta boyunca ilaçların ağırlığından günün çoğu saatini uyumakla geçiriyordu. Hâlâ bir şeyler hatırlayamamıştı ve bizim araştırmalarımız hala cevapsızdı.

Bu sabah gittiğimiz Doktor randevusunda Doktor hanım ilaçların dozunu düşürmeye karar vermişti. Uyumadığı zamanlarda onunla sohbet etmeye çalıştım ama içine kapanıktı ve hâlâ kısa cümleler ile cevap veriyordu. İlk gün ki yakınlığı göstermiyordu ama benden korkmadığını anlıyordum. Son bir haftadır Karargaha da gidememiştim ordakiler ile telefon ile görüşüyordum. Yavuz Komutanım beni Kızı korumakta görevlendirmişti. Tim im Görevdeyken benim Görevim ayrıydı.
....

Gece yarısı içimdeki huzursuzluktan birden uyandım. Gözümü açtığımda Saat gece 3;20 yi gösteriyordu. İçimdeki bu huzursuzluğa anlam verememiştim. Misafir odasında kalan Kıza bakmaya karar vermiştim. Yatağımdan kalkıp karanlık koridordan odaya doğru yöneldim. Kapıyı açıp ışıkları yaktım ve hiç beklemediğim bir manzara ile karşılaştım. Kızın gözleri acıktı ve yaşlar akıyordu ama vücudu kımıldamıyor du. Aklıma Doktorun kanında buldukları madde ile anlattıkları geldi. Tekrar ayni şeyi yaşıyordu ve ben ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.
„Her şey yolunda güvendesin" dedim. Hâlâ değişen bir şey yoktu. Beni duyuyor muydu onu bile bilmiyordum.
Baş ucuna oturdum ve elini tutum. İlk başta tereddüt ettim çünkü kendinde değildi ve istemediği bir şey yapmak istemiyordum. Hâlâ durumunda değişen bir şey yoktu ve vücudu kasılıyordu . Birden yanına uzandım ve saçını okşamaya başladım. Bir kaç dakika sonra gözleri kapandı ve vücudu rahatlamıştı. Aldığı rahat nefesle gördüğü kabusun sona erdiğini anladım. Yaşadıkları bilinçaltına yerleşmişti ve gördüğü kabustan dolayı vücudu ilacın verdiği etkinin aynisini veriyordu. Yanından kalkmamıştım uykusunu Kabus görmeden ala bilmesi icin biraz daha yanında kalmaya karar vermiştim. Aklımda farklı farklı düsünceler vardi. Acaba hafızası geri gelir mi?
Ne zaman gelir?
Ailesi nerde?
Onu hala arıyorlar mi?
Yoksa öldüğünü mü kabul etmişlerdi?

Aklımda bir sürü soru ve hiç birinin cevabi yoktu. Bildigim tek şey çalınan bir hayat vardi. Gencecik bir kızın hayatı, hayalleri vardi. İnsan düşündükçe akıl sağlığını kaybeder. Düsüncelerimden göğsüme sarılan kol ile birlikte uyandım. Uykusunda bana sarılıyordu. Kolumun üstüne kafasını koymuş huzurlu bir sekilde uyuyordu. Birden saçların koksununu içime çektim. Çok güzel kokuyordu.
....

Sabah uyandığımda gece kızın yanında uyuya kaldığımı anladım. O na baktığımda hâlâ uyuyordu. Saate 9 a geliyordu. Onu uyandırmadan burdan çıkmam gerekiyor du. Kafasının altındaki kolumu yavaşça çekmek isterken birden kafasını kaldırdı ve yüzüme baktı.
„Ben... özür dilerim. Gece kabus görmüştün ne yapmam gerektiğini bilemedim Yanına uzanınca rahatladın ve bende uyuya kalmışım. Gercekten özür dilerim kötü bir niyetim yoktu" dedim dediğin bir halde.
„Sorun değil" dedi kafasını eğerek. Son bir haftada kısık sesi düzelmişti ve gözleri ışıka alışmıştı.
Yattığım yerden kalktım  ve kapıya doğru ilerledim.
„Teşekkür ederim" duyduğum kelimeler ile olduğumuz yerde durdum ve tekrar o na döndüm. Yatakta oturuyordu.
„Ne için ?" Diye sordum.
„Her şey icin. Beni kurtardığın için. Bana evini açtığın için. Beni koruduğun için. Bana güvende hissettirdiğin için teşekkür ederim. Ne yapsam hakkını ödeyemem" dedi. Bu şimdiye kadar kurduğu en uzun cümle idi.
„Asıl ben senin hakkını ödeyemem. Ben hayatımı yaşarken sen kim bilir kaç zamandır orda esir kaldın. Ne olur bana teşekkür etme keşke daha önce gelseydim. Keşke daha önce  bulsaydık seni" dedim.
„Geldin ja. Buldun beni" dedi yüzünde bir tebessüm ile.  Bende ona gülümsedim.
„Ben açıktım. Kahvaltıyı beraber hazırlayalım mı?" Diye sordum.
Kafasını salladı olur der gibi.
Önce ben lavaboya ilerledim ve rutin islerimi halledip,  Mutfağa yöneldim. Mutfağa gelir gelmez Çay suyu koydum. Bir kaç dakika sonra Kız mutfağın kapısında duruyordu. Onu gördüğümde „gelsene" dedim.
„Sen salatalık ve domatesleri doğrar mısın? Bıçak ve Kesme tahtası hazır. Salatalık ve domates buzdolabın içinde " dedim.
„Tamam" deyip hemen mutfağın girişinde duran Buzdolabını açtı ve icinden malzemeleri çıkardı.
Birlikte Kahvaltıyı hazırladık ve Salondaki masayı kurduk.
„Sen otur ben Çayları getireyim" dedim.
Çayları getirip sofraya oturdum. Kahvaltımızı ederken sessizliği , sorduğu bir soru ile böldü.
„Onlara ne oldu?" Diye sordu. İlk başta anlamamıştım ama sonra kimlerden bahsettiğini anladım yinede „Kimlere?" Diye sordum.
„Onlara iste. Bana bunları yapanlar" dedi.
„Şu an hapisteler. Bir kaç ay sonra yargı karşısına çıkacaklar. Ve orda karar verilecek" dedim.
„Mahkeme olana kadar çıkamazlar deme" dedi sesindeki korku belli oluyordu.
„Çıkamazlar. Mahkeme olduktan sonra da çıkamazlar korkma. Sana  zarar veremezler" dedim.
„Canını çok yaktılar değil mi?" Diye sordum birden.
Kafasını salladı. „ Ben... yani e-evet ama sorma  ne olurusun" dedi.
„Sen anlatmak isteyene kadar hiç bir şey sormam" dedim.
.....
„Sence benim bir ailem var midir?" Dedi birden.
„Bilmem, vardır heralde" dedim.
„Beni arıyorlar midir ki? Belki beni aramaktan vaz gectiler? Yada beni öldü sanıyorlar"
„Keske bir şeyleri hatırlasan. Bir ip ucu olsa kim olduğuna dahil . İşimiz kolaylaşır. Tek bildiğimiz senin Almanca bilmen"
„Bir gün hatırlarım heralde.. yani inşallah" dedi.
„Sana bir şey sora bilir miyim ?"
„Tabiki"
„Benden korkuyor musun yani seni tedirgin ediyor muyum?"
Bana sorgulayıcı bir bakış açtı.
„Yani Hastanede ilk başta korktum ama üstündeki Üniforma bana güven verdi. Sonra bana evini açtın ve sabırla yaklaştın bana. Baksana kabus gördüm diye bütün gece başımda bekledin. Bana kötü bir şey yapmak isteseydin çoktan yapardın." Dedi.
„Asla. Asla bir Kadına yanlış yapmam ben. Benden asla korkmana gerek yok. Ben hayatimi bu Vatanı korumaya adadım. Vatanımın evlatlarını da korumak boynumun borcu" dedim
Tebessüm edip „ Ben sana Güveniyorum" dedi.
„Ben artık uyumak istemiyorum. Hayatımdan yeterince çalımdı. Artik daha fazla zaman kaybetmek istemiyorum. Bugün dışarıya çıksak olur mu?" Diye sordu.
„Tabiki, nasıl istersen. Nereye gitmek istersin" Dedim yüzümde kocaman bir gülümseme ile.
„Niye gülüyorsun" diye sordu.
„Hiç. Sadece çok sevindim. Hayata küsmediğin icin. Lale demişti zaten. Küllerinden doğacaksın demişti."
„Bana yardımcı olur musun? Hayata geri dönebilmem icin?"
„Seve seve" dedim.
„Şey ben nerde oldugumu dahil bilmediğim için nereye gidebileceğimizi bilmiyorum. Dışarda yürüsek yeter aslında. Güneşi görmeyi özledim" dedi.
'Günesi görmeyi özledim' bu üç kelimelik cümle ne kadar basit görünsede çok acı. Ne demek istediğini anlamıştım. Onu bulduğumuz odada Pencere bile yoktu.
„Olur haddi hazırlanıp çıkalım" dedim.
On dakika içinde hazırlanmıştık. Ayakkabılarımızı giyindikten sonra  ona elimdeki Güneş gözlüğünü uzatım. „Gözlerin hala hassas. Evdeki ışıka alıştım ama Güneş ışığına karşı hala hassas olabilirsin" dedim. Gözlükleri takıp „Teşekkür ederim" dedi.
„Rica ederim. Bu arada Adana dasın"
„Adana mi? Hiç beklemiyordum" dedi.
„Neden?" Diye sordum Kahkaha atıp.
„Bilmem tuhaf geldi iste. Nereye gidiyoruz?" Diye sordu.
„Sahil kenarına gideriz diye düşündüm"
„Haddi çıkalım o zaman".
...
Deniz kenarında yürürken Denizden gözlerini ayırmadığını fark ettim.
„İstersen şuradaki banka oturalım?".
Sessizce onayladı ve Banka oturduk.
„Çok seviyorsun galiba Denizi" Diye sordum.
„Sanırım evet. İçimde bir özlem var gibi. Sanki yıllarca hasret kalmışım
gibi."Tebessüm etti. „Öylede zaten"
„Yaşadıkların hiç kolay şeyler değil . Biliyorum anlatmak icin henüz hazır değilsin ama bilki ne zaman konuşmak istersen burdayım. Doktor Hanim bir psikoloğa gitmen gerektiğini söylemişti. Kendini hazır hissettiğinde randevu alırız" dedim.
„Bir gün sana anlatmak isterim. Psikologa gitsem iyi olur sanırım ama henüz degil. Biraz zamana ihtiyacım var." Dedi
„Sen nasıl istersen. Bak buranın Muzlu sütü ünlüdür. Denemek istemisin?" Diye sordum.
„Olur"
„Burda beni beklemek istermişim yada benimle mi gelirsin?"
„Şey bende gele bilir miyim ? Korkarım ben kendim" dedi. Bakışı ve sesi küçük bir Kız çocuğunu andırıyor du. O kadar Masum ve Kırılgan.
„Haddi gel. Şurası zaten" Dedim yol kenarında ki dükkanı göstererek.
....
„Yiğit. Bu çok güzel" dedi yüzünde kocaman bir gülümseme ile.
Adimi ilk defa ağzından duymuştum.
„Afiyet olsun"
Sessizce Muzlu sütümüzü içip Denizi seyir ediyorduk. Sessizlik birden Karninin guruldama sesli ile bölündü. Ellini Karnına getirdi ve duyup duymadığımı merak eder gibi bana baktı.
„Sanırım biri acıkmış" dedim gülerek.
„Rezil oldum ya „ dedi.
„Gel yemek yiyelim. Adana dasın Kebap yemeden olmaz" dedim.
...
Yemeklerimiz gelmişti ve büyük iştahla yemeğini yiyordu. Son bir haftadır çok az yemek yemişti. İştahının açılması beni sevindirmişti.
„Yavaş ye Kızım boğulacaksın" Dedim alaylı bir şekilde .
„Ne yapayım çok güzel" dedi ve ağzına Lavaş ekmegi sıkıştırdı.
   Ona bakarak Kahkaha attım.
„Biliyorumusun böyle yemek yiyeli uzun zaman oldu" Dediğinde yüzümedeki gülümseme soldu.
„Yani en son ne zaman böylesine yediğimi de hatırlamıyorum ama neyse" dedi.
„Tam olarak neler hatırlıyorsun? Yani oraya nasıl geldigini falan hatırlıyor musun ?"
„Oraya nasıl ve ne zaman geldigimi hatırlamıyorum. Tek hatırladığım bana yaptıkları ve karanlıkta, soğukta günlerce ac kalmam" dedi ve kaşığını Salataya daldırıp ağzına attı.
„Sanırım sen Boğa burcusun" dedim
„Nordon cokordon" dedi ağzı dolu bir sekilde.
„Hiç öyle bir tahmindi" dedim
İnsan bu kadar mi gamsız olur ja diye düşündüm içimden. Hem o kadar acı şeyler anlat hem yemeğinden geri kalma. Kesin Boğa burcu bu!
„Doyduysan kalkalım. Geç oldu" dedim
„Olur"
Hesabi ödeyip eve doğru yürümeye başladık.
„Teşekkür ederim. Çok güzel bir gündü" dedi.
„Bence de çok güzel di" diyerek onayladım onu.

Yıldıza basmaya unutmayın⭐️😆❤️

BitapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin