İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

'10

66 8 7
                                        

yangyang birkaç güne savaş çıkacağını söylediğinde bahsedilen savaşı küçümsemişim galiba. çünkü bir yabancının evin yakınındaki ağaçlık sınırında görünüp kaybolması bile babamı ve sürüyü öyle bir kasıp kavurdu ki onun göründüğü saniyeler bile evdeki herkesin baş aşağı kaynar sular dökülmüş gibi, hatta salonun ortasına gülle inmiş gibi tepki vermesine sebep oldu. göğsümde endişeden gümbürdemeye başlayan kalbimi ve sıklaşan nefesimi babamın korkuya yorması mantıklıydı, korkuyordum da. çünkü siyah pelerini gördüğümüz anda kapıdan dışarı fırlayan mark, lucas ve hendery hala dönmemişlerdi. lucas'ın yaralarına ve çabalarımıza rağmen mark'ın peşinden gitmesini düşünmeden edemiyordum. yuta'yı bulma ihtimalleri, bulup ona zarar verme ihtimalleri boğazımda sebepsiz birkaç düğüm oluşturuyordu. bir yabancının görünmesine bu kadar tepki veriyorlarsa olası bir savaşı düşünmek istemiyordum, üstelik de yalnızca birkaç gün sonra çıkacağı iddia edilen bir savaşı. 

"dönerler yakında." dedi yanımda oturan yangyang. ellerimi başımın arasına sıkıştırmış dizlerimi de kendime çekmiş diğerlerine en uzak yerde, üst kattaki holde oturuyordum. yangyang eliyle omzumu sıvazladı. karşımızdaki kanepede oturan sungchan ve shotaro da bizden pek farklı değillerdi. hatta muhtemelen alt kattakiler de aynı durumdalardı. sungchan durup durup onlarla gitmesi gerektiğini söylüyordu ve shotaro da aklının burada kalacağından dolayı onlara ayak bağı olacağını söyleyip onu ikna ediyordu. babam da dahil birçok kişi sungchan gibi düşünüyordu, geri dönmeleri geciktikçe endişe de artıyordu. babam ilginç bir şekilde sakindi, endişesini bastırıp diğerlerini sakinleştirmeyi başarmış ve geldikleri yerden ne haberler getirdiklerini konuşmaya ikna etmişti. ufak bir toplantı dönüyordu alt katta ama aynı zamanda herkesin kulağı dışarıdaydı, olası bir uluma sesinde evi yıkacak bir hızla herkesin dışarı fırlayacağını biliyordum. iki buçuk saat olmuştu, ne bir ses ne bir soluk vardı. iki buçuk saatte ormanı alt üst etmiş olmalılardı aslında. en azından takip ettikleri şeyin, ses ya da koku her neyse, kaynağını bulmuş ya da izi tamamen kaybettiklerine ikna olmuş olmalılardı. bu ne demekti bilmiyorum, yuta'yı yakalamış olsalardı onunla oturup konuşmazlardı diye düşünüyordum. yakalasalardı bir uluma sesi duyardık, aralarından birinin başına bir şey gelseydi de bir uluma sesi duyardık. düşünmekten deliye dönecektim.

sadece shotaro ve ben biliyorduk yuta'yı, kafamı kaldırıp shotaro'ya baktım. başını sungchan'ın omzuna koymuş duruyordu. gözleri bana döndüğünde aynı şeyleri gördüm: endişe, korku, telaş, merak. yuta'nın zararsız olduğunu biliyordu, ona yardım etmişti. bu sürünün onu en azından canlı getirmesini sağlamalıydı. ama yangyang'ın dediğine göre buraya kadar gelip kendini gösterdikten sonra ortadan kaybolmak bir tehdit unsuruydu. alt kattan gelen sandalye seslerinin ardından toplantılarının bittiğini tahmin ettim. yangyang yanımda kıpırdandı ve elini omzumdan çekti. merdiven basamakları gıcırdarken babamla gelen kadınlardan biri, cora, hızla görüş alanıma girdi. 

"winwin kalk." 

ne dediğini anlamam için fırsat bırakmadan dibimde bitti ve kollarımdan tuttuğu gibi beni ayağa dikti. utanç ve acı içinde sızlandım. ne sungchan ve shotaro ne de yangyang kıpırdayıp bir şeyler söylemeye tenezzül etti. cora beni sarsarken onların kayıtsız kalmasının, alt kattan kimsenin gelmemesinin tek bir anlamı olabilirdi: babam şu an ne yapmaya çalışıyorsa bunu yapmasına müsaade etmişti ve bu kadın beni korkudan titretse de babamın bana zarar verecek herhangi bir şeye izin vermeyeceğine inanarak ona karşı koymadım.

"ne koktuğumuzu söyle." dedi beni sarsmaya devam ederken.

"çöplük." dedim dürüstçe. 

"peki baban?" 

"o da aynı şekilde."

daha fazla sarsıldım ve kollarımın sızlamasıyla birlikte çöplük kokusu arttı. yangyang anlayamadığım bir ses çıkarıp olduğu yerden kalkıp alt kata indi.

gonna let it burn [yuwin]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin