İyi okumalarr💜💜
☯☯
2.Bölüm {İşte bir sabah, ölmediğime sövdüm.}
𝕸𝖊𝖋𝖙𝖚𝖓
Birkaç yeri gezdik, iş bulmak için ama yoktu. Her yer lise diploması istiyorlardı, Barış ise okulu yarıda bıraktığını söyledi. 20 yaşındaydı, ben okulu bitti sanıyordum.
Akşam çökmüş, eve dönerken ona baktım.
"Sana bizim kahvede ayarlayak mı iş?" dedim.
"Var mıdır ki?"
"Bakarız, yoksa da bulur Müslüm abi. Çalışırsın dimi?"
"Çalışırım tabii, neden çalışmayayım?"
Ne bileyim, gençsin. Senin yaşındakiler kahvehanede çalışmak ister mi bilmem. Ama vardır iş, Müslüm abi yardım ediyordu ama yine de tek başıma hep bulaşık yıka hem çay doldur hem servis yap zor oluyordu.
"Bu arada, teşekkür ederim aldıkların için. Para harcadın. Ama hepsini ödeyeceğim."
"Ödemen için almadım Barış."
"Niye sana para ödetelim."
"Yabancı mıyım?"
Yüzüme bakıp tekrar önüne döndü.
"Yabancısın."
Kaşlarım çatıldı. Tamam içli dışlı tanışmamış olsak da kardeşimdin artık, ne yabancısı?
Harabenin önünden geçerken boş olduğunu görünce durdum. Bu akşam hava esmiyordu. Motorun sıkıntılarına bakmalıydım bu gün. Ama öncesinde, daha önemli bir şey vardı.
"Barış." dedim. "Sana bir şey sorcam."
Bana baktı. Ama bakışları her zamankinden farklı, korkulu?
"Salih-"
"Sorma."
Durgun sesi kulaklarıma zor gelmişken "Ne?" dedim.
"Benim eve gitmem gerek. Çok geç oldu."
"Tamam gidersin bi' dur-"
"Berat beni bekliyordu." dediğinde adımlarını daha da hızlanmıştı. Anlam veremeyerek çattım kaşlarımı.
Bir şeyler olduğunu anca bu kadar belli edebilirdi."Barış!" kolundan tutup kendime çevirdim. "Sende var bir haller, n'oluyo oğlum?"
Çaresiz bakışları, gözlerim ve kolu arasında giderken çekti kolunu.
"Eve gideceğim."
Harabeden bağırışmalar gelince oraya baktım. Tuna'nın sesiydi.
Siktir amına koyayım, yine başlıyoruz.
"Tamam, git." dedim Barış'a doğru. İlk benim baktığım yöne baktı, sonra hızlıca uzaklaştı zaten. Eğer ki bunlar bağırışmasa ben Barış'ı da bırakmazdım da.
Kafamı ağır ağır sallarken ellerimi cebime soktum. Harabenin içine girince Zafer'i gördüm.
Onun ne işi vardı?
"Oğlum bas git!" diye bağıran Tuna'ya karşı konuştum.
"Tuna, tamam vardır onun yine acısı."
Baygın gözlerle Zafer'in suratına bakarken gülerek yanıma geldi. Elinde baston vardı. Yavaşça ayağına baktığımda sargılı olduğunu gördüm. Dudağımın kenarı yukarı kıvrılırken kafamı yüzüne kaldırdıkça gülüşüm büyüdü.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEFTUN
Fiction généraleYazılma tarihi- 24/09/2022 Bir ömür, anca bu kadar azap çekebilir ve bir ömür anca böylesine sevilir. Bölümler uzundur