the breathtaking roots of his trees that i want to disseappear in

182 24 0
                                        

Rin bana sarılıp bebek gibi ağladıktan sonra aramızdaki her şey değişmişti. Artık herkese baktığım gibi bakmıyordum ona. Bana bu kadar bağlanmasının sebebi neydi, hangi duyguydu bilmiyordum. Önemli değildi şuan. Öncelik Rin'e yardım etmekti. İyilik yapmak eski İsagi'ye ait bir şeydi, evet. Ama İtoshi Rin eski İsagi'ye sıkı sıkıya bağlanmıştı. Yenisi ona yardım edemezdi. Yeni İsagi aslında olmaması gereken bir şeydi. Ben onu oluşturmak istememiştim. Zorlanmıştım. Seçeneğim olmamıştı. Ama Rin'in yaşadığı acıyı, ağlayışını düşündükçe kendimi garip hissediyordum. Bizim gibilere merhamet edilmemeliydi, o aptal versiyonum bunu düşünüyordu. Ama Rin sevginin her türlüsünü hak ediyordu. Aptal versiyonumun üstün insan felsefesine uyabilmeye en çok yaklaşacak halim olduğunu düşündüm. Zırvadan ibaretti. Nietzsche'nin felsefesine uymak gram umurumda değil. Ben İtoshi Rin'i iyileştirmek istiyorum.

Bundan sonra benim üstün insan felsefem de bu. Ne olursa olsun ona uğruna yaşamaya değer şeyler vereceğim. Ben, sanırım artık saçma takıntılarından önceki İsagi gibi olabilirim.

Hayır, olamam sadece davranabilirim. Ama bu da bir şeydir. Belki de...

Belki de değişebilirim.

Hayır. Kendine gel İsagi Yoichi. İtoshi Rin kim ki sana bu kadar ümit veriyor? Değişebileceğimi düşündürtecek kadar yakın değiliz. Evet, sadece hayatım boka döndü ve ben bu zamanda kafamı dağıtabilecek bir eğlence arıyorum. Bu tıpkı final haftası yaklaştığında çıldırmamak için takıldığım kızlar gibi fakat romantik bir yanı yok. İtoshi Rin önemsiz bir figüran.

Çıldırtacak derecede güzel gözleri olan bir figüran.

Yumuşacık bir kalbi olan, hala çocuk olan bir figüran.

Hayatım boyunca kimsede görmediğim renklere sahip bir figüran.

Çocukluğumdan bu yana renkler beni hep cezbetmiştir. Her zaman durumları, insanları, dersleri, şarkıları renklerle eşleştiririm. Ama bunu hiç kimseye söyleyemedim. Mükemmel çocuk imajı için fazla hayalperestti, insanlar sıradan bir çocuk olduğumu düşünürlerdi. Bana saygı duymazlardı, ebeveynlerim sıradan bir çocuğa yeterince sevgi göstermek istemezdi. Oysaki kendim hakkında hep en sevdiğim şey renklerim olmuştu. Benim imza özelliğim olduğunu düşünüyordum. Şuan ne hissettiğim hakkında emin olamasam da hala her şeyi renklerle eşleştirmeye devam ediyorum. Bu durduramadığım bir şey.

Ve güncel ruh hali rengim, siyah. Ancak buraya ilk geldiğim zamanki ya da bir ay önceki hali kadar siyah değil. Bunun sebebi belki de Rin'dir. Ona baktığımda gördüğüm renk...

Rin şu hayatta tek bir renkle açıklayamadığım tek şey.

Onun renklerinin her biri çok güzel.

Yanakları için kiraz çiçeği pembesi ile gül renginin karışımı diyebilirim, tabi ki sadece kızardığında ve Rin bunu çok yapmıyor.

Dudakları için kiraz rengi uygun olur, kırmızı ve parlak. Mağazalar Rin'in dudak rengini görse yaptıkları bütün o rujların değersiz olduğunu düşünürdü.

Bembeyaz bir cilde sahip, bahse varım güneşe çıkmak Rin için hep zor olmuştur.

Gözlerine gelince...

Renk bilgim o gözleri anlatmak için yeterli değil.

Oldukça güzel yeşiller gördüm, yeşilin oldukça fazla tonunu bilirim. Ama Rin'inki kadar güzel yeşiller hiç görmemiştim. Bahse varım ki kimse bu kadar güzel bir ton görmemiştir. Ben buna Rin yeşili demeyi tercih ediyorum çünkü dediğim gibi anlatabileceğim herhangi bir ton yok. Tıpkı serin, sessiz bir ormanın ortasında alınan bir nefes gibi tazeleyici ve ferah bir yeşil.

it wasn't real too, right?Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin