Tanrım, çocuk. Sen neler diyorsun öyle? Ben bu kadar değer verilmeyi hak edecek biri değilim Rin. Ben bir liman olamayacak kadar bencilim. İnsanları hedeflerim uğruna hep harcadım ve bundan asla pişmanlık duymadım. Bugün yanlış olduğunu bildiğim halde hala duyamıyorum. Senin gibi saf ve güzel insanlar her zaman bağlanmak için benim gibi pislikleri seçerler. Ama beni yaşama amacın haline getirmek... Rin ben berbatım, buna değmem. Bana bu kadar bağlanmak intihar Rin. Sen bunu hak etmiyorsun.
"Rin, bu sadece yanlış anlıyor musun? Sen nasıl olur da benim iyi olduğumu düşünürsün? Seninkisi kadar saf ve temiz bir kalp benimkine bağlanamaz, anlıyor musun? Uyumsuz iki parça gibiyiz."
"Ah, öyleyse ben senin parçana uyabilmek için kendimi değiştirebilirim İsagi. Benim için sorun değil. Seni bu halinle kabul ettim, ayrıca korkunç olduğunu düşünmüyorum. Yanılıyorsun bence. Sen her gün birilerinin hayatına dokunuyordun, ışık saçıyordun İsagi. Aydınlatamadığın biri varsa o da kendinsindir. Başka herhangi birine hiç zarar verdiğini görmedim."
"Yanılıyorsun, insanlarla aramın iyi olmasını istedim çünkü onları kullanabilirdi-"
"Ah, yapma. Kendine bu yalanı söyleyebilirsin. Buna sen inanabilirsin ama ben gerçeği biliyor olacağım. Kediler, köpekler, kuşlar. Bunların hiçbirini kullanamazdın İsagi. İnsanlar onlar için yaptıklarını da görmüyordu ama sen yapmaya devam ettin. İsimsiz bir şekilde aldığın ödül paralarını okul ödemelerini karşılayamayanlara gönderdiğinde bunun da sana bir dönüşü olamazdı. Sokakta her gün sepetini taşıdığın yaşlı kadının, okul gezisine gelen ve özel bir durumla karşılaşan kızların, her cumartesi ziyaret ettiğin down sendromluların, senden utanmasınlar diye kapılarına yemek bıraktığın çocukların, seni oğlu sandığı için onu düzenli ziyarete gittiğin alzheimerlı adamın sana verebilecekleri hiçbir şeyleri yoktu. Ona iliğimi verdiğim annem bana bir kez bile teşekkür etmedi ama sen seninle ilgisi bile olmayan bir canlı için yaptığım küçücük bir şey için bana teşekkür ettin. Hayatımda görmeyi unuttuğum o sıcaklıkla bana gülümsedin. Benim de sana verecek bir şeyim yoktu ama yaptın. O yüzden boşuna kendini kandırma."
"Ah, Rin. Ben berbat şeyler de yaptım. İnsanlara, değer verdiğim insanlara, zarar gelmesine sebep oldum. Bütün bunları affettirmek için bu yaptıklarım yetmez. Eğer yaptığım şeylere iyilik diyebiliyorsak diğerleri için kötülük hafif kalır. Ayrıca Rin, sakın kendini değiştireyim deme. Böyle gördüğüm en güzel insansın. Eğer bana bağlanabilmek istiyorsan beni değiştir, yanlış olan parça benim."
"İsagi, ortada yanlış bir parça yok. Sadece sen yanlış yerden bakıyorsun, kendine açtığın delikleri gerçek sanıyorsun. Onlar gerçek değil İsagi. Eğer bağlanmak istiyorsam sana gerçekleri gösterebilmeliyim demektir bu, seni değiştirmek söz konusu değil. Sahip olduklarınla güzelsin, buna dokunmak hiçbir insana bahşedilebilecek bir lütuf değil."
Ah, kes sesini çocuk. Beni neredeyse sevilmeyi hak ettiğime inandıracaksın. Yanlış bu. Hak etmiyorum.
"Oh, vay."
"Ne?"
"Yanakların İsagi. Günbatımında çok ufak bir parça halinde görünse de insanları büyüleyen o pembe renkte. Daha önce kızardığını görmemiştim. Yoksa utandın mı?"
Ukala ve eğlenir sırıtış. Hala rengini koruyan yanaklar. Parlak yeşil gözler. Hafifçe sıyrılmış örtüsünden görünen yapılı göğsü ve karın kasları.
Tanrı seni kutsasın diyemeyeceğim İtoshi çünkü zaten kutsamış ve şimdi de seni kullanarak benim gözlerimi kutsuyor.
"Acı verici."
"Ne?"
"Mükemmelsin, her detayı ayrıntılı bir şekilde düşünülmüş özel üretim bir parçaymışçasına. Ancak yalnızsın Rin. Tek başınaysan mükemmel yoktur. Hiçbir sıfat yoktur."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
it wasn't real too, right?
FanfictionBu da gerçek değildi, değil mi? Bunu da ben uydurmuştum. Hayır, ilk defa bir şeyin gerçek olmamasını istedim ama bu gerçekti. Tamamen gerçekti.
