S&B 19

103 23 58
                                    

Hyunjin...

Felixle beraber karşılıklı oturmuş konsoloslukta başımıza gelen olayı anlamlandırmaya çalışıyorduk, başımıza gelen şeyi ikimizinde kabullenemediği yeteri kadar belliydi zaten. "Evet yani ne yapmalıyız tekrar dışarı çıkmaları için?"

Sanki içinde hapismişim gibi konuşma, sinir oldum.

"Aaa sen konuşuyor musun bir de?" Şaşırarak sorduğumda Felix anlamaz gözlerle bana bakmıştı. Gülümseyip cevap verdim. "Ah şey, o konuştu." Dedim. "Anladım, ismi neymiş ki?"

Birinin akıl edip ismimi sorması da güzel tabi, Forneus ismim, zeki çocuk.

"İsminin Forneus olduğunu söylüyor, ah beni ipnelemesen iyi olurdu aslında bende gayet zeki bir insanım!" Göz devirdiğini hissedebiliyordum ancak bunu şuanlık kanıtlayamazdım sanırım.

Elini tut şu zeki çocuğun, gözlerinizi kapatıp ruhunuzda bizimle birlikte olan bağınıza odaklanırsanız eğer bizi bulabilirsiniz.

"Elini tutmamı istiyor, gözümüzü kapatıp onalrın ruhlarımızda olan bağlarına odaklanmakıymışız." Dediğimde bana anlamıyorum gibi baktı. "Onlarla iletişim kurmamız için yani."

"Ah Hyunjin öyle desene bende ne anlatıyor bu kendi kendine diyordum, neyse tamam hallederiz şimdi." Elini elime sardığında onun böyle şeylere alışık olduğunu anlamıştım, zaten bir sihirbazdı anormal bir durum yoktu.

İlahi bakış açısı...

İkili gözlerini kapatmış, tamamen kendi içlerine odaklanmışlardı. Kısa bir sürenin ardından ruhsal bağlarını bulduklarında ikil içön Leliel ve Forneusla tanışma vakti gelmişti.

Leliel gülümseyerek gözü kapalı çocuğa yaklaşıp yanağını okşadı. "Hoşgeldin Felix, aç gözlerini lütfen." Konuşmasını bitirmesi çocuğun gözlerini açmasıyla aynı vakitte olmuştu. "Tanıştığımız için mutluyum küçüğüm." Leliel gülümsediğinde Felix soran gözleriyle adını mırıldandı. "Leliel?"

"Ah evet benim." Felix'in yavaş yavaş dolan gözleri leliel'i korkutmuştu. "Hey, neden ağlıyorsun?" Felix gülümseyip, korkmaması için yanağındaki eli tuttu. "Ellerim... Onları iyileştirdiğin için teşekkür ederim." Leliel gülümseyip önemi yok dermişçesine omuz silkti.

Bu sırada Forneus, Hyunjine korkmaması ve gözlerini açması gerektiği hakkında bir konuşma yapıyordu. "Hyunjin sana seni burda yemeyeceğiz diyorum ya neden açmıyorsun gözlerini? Hayır anlamıyorum yani nerden geliyor bu inadın kaynağı. Seninle ruhum bir benim ben ne yapabilirim sana Tanrı aşkına?"  Hyunjin kafasını iki yana sallamıştı. "Açmayacağım işte gözümü ya, belki öldüreceksin beni 'kurtulayımmşu çocuktan da artık özgür olayım' diyip! Hem annem bana yabancılarla konuşma diyor tamam mı?"

Forneus elini yüzüne vurduktan sonra, içten bir sabır diledi. "Ya çocuk, aptallaşmasana öldürmeyeceğim seni diyorum hayır bu neyin inadı yani? Ya bak aç gözlerini hem Felix de burda, hiç mi istemiyorsun tanışalım kaynaşalım?" Hyunjin Felix lafını duyduğu gbii gözlerini açmış etrafına bakmıştı. "Hani nerde Felix? Göstersene oğlum bana Felix'i."

Forneus elini omzuna koyup durdurdu kendinden küçük çocuğu. "Hyunjin gerçekten döverim seni bak. Şimdi karşına bak sakince, Felix ve Leliel ne kadar iyi anlaşıyor görüyor musun? E ayı değil onlar senin gibi tabi konuşarak anlaşmayı biliyorlar."  Hyunjin yandan bir bakış atmış, ardından önüne dönmüştü.

"Haspam sanki ben bir şey yaptım." Forneus, Hyunjin'i olduğu yerde bırakmış Leliel'in yanına gitmişti. "Ya Leliel istemiyorum ben bu çocuğu, büyü falan bir şey yapalım bu ne bok yiyorsa yesin bak cidden çıldırmak üzereyim ya!" Leliel, Forneus'un yanına gelmiş yanağına bir öpücük bıraktıktan sonra konuşmaya başlamıştı.

"Sakin ol, alışamamış olması çok normal." O sırada yanlarına gelen Hyunjin, "Bu da çok alıngan he." Diye söylenip Felix'in yanına geçmesiyle, Forneus tam olarak delirmişti. "Çocuk bak elimde kalacaksın çok ciddiyim." Diye çıkılan Forneusla, Hyunjin Felix'in arkasına kaçmış, "Tamam ya ne bağırıyorsun." Demişti.

"Neyse tamam alışmasını beklemelisin eminim çok iyi anlaşacsksınız." Diye Forneus'u avutan Leliel'e, "Hyunjin lütfen böyle yaklaşma çok iyi olduklarını biraz konuşursan anlayacağından eminim." Diyerek Hyunjine direktif veren Felix katılmıştı.

"Herneyse çocuklar, bizler sizlerin ruh bağlarınız olduğu kişileriz. Ben Forneus, cehennem prensiyim. Leliel ise alacakaranlık meleği. Aramızdaki bağın olmasının sebebi şuan sahip olduğunuz güçlerin bize ait olması, kendinizi geliştirmeniz için size yardım edeceğiz, gerek böyle ortamlarda gerekse gerçekten bizim yanımızda geldiğinizde deneyimleyeceksiniz bunları.

Güçlerini ham halinde kullanmanız için her şeyi yapacağız, başınıza bir şey gelirse de bizi çağırmaktan çekinmeyin, hallederiz." Forneus uzun konuşmasının ardından bulunduğu yere oturarak birazda olsa zihinsel sağlığı için dinlenmeye çalışmıştı.

Tabii bu hyunjin yanına gelene kadar sürmüştü. "Forneus?" Çocuğun hafif kısık ve sorar gibi gelen sesiyle ona baktı Forneus. "Efendim Hyunjin." Hyunjin, gözlerini kaçırıp konuşmaya başladı. "Kızdırdıysam eğer kusura bakma gerçekten benim için oldukça yabancı bir durum."

Forneus yanına elini vurarak gelmesini işaret etti. "Problem değil, ama beni kızdırmamaya çalış gerçekten sabırlı biri değilmdir." Hyunjin kafasını onaylar anlamda salladığında karşılarında konuşup gülüşen ikiliyi gösterdi Forneus. "Bak ikisine."

Hyunjin gözlerini ikisinde gezdirdiğinde yüzünü bir gülümseme kapladı. "Çok güzel anlatıyorlar, Felix'i biriyle iyi anlaşırken görmek ne kadar güzel..." Diye mırıldandığında Forneus da oldukça kısık, zor duyulan bir şekilde ekledi. "Benim güzel Lelielim'in de anlaştığı kimse yoktu, şimdiye kadar..."

Hyunjin anlamadığı için Forneusa baktığında boşver dercesine kafasını salladı. "Gel yanlarına gidelim."

•••

İyi okumalaaaar

Yazım/ Yayım:16.5.23

Sihirbaz ve Büyücü / HyunlixHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin