Chan...
Hyunjin'i kollarıma bırakıp yere yığılan Felix'e şaşkın şaşkın bakmaya başladım, ikiside birbirinden beter görünüyordu. "Changbin! Çabuk Felix'i al hastaneye gidiyoruz." Bağırdığım gibi koşturmaya başlamıştım, hastane okula yakın sayılırdı ve benim şuanda zaman kaybetmeye tahammülüm yoktu.
Yanından geçtiğim insanlara bazen çarptığım bile oluyordu ama şuan umursadığım tek şey kucağımda duran bedendi. Hastaneye geldiğinde acile doğru koşmuştum. "Yardım edin, arkadaşım baygın yardım edin!"
Hemşireler yanıma geldiğinde, Hyunjin'i yatırmam için bana bir sedye göstermiş bende yatırmıştım, benim yatırmamla da Changbin'in aynı şey için bağırması bir olmuştu ve ona da yanımızdaki sedyeyi göstermişlerdi. Hemşireler'den ikisi gelip Hyunjin ve Felix'e damar yolu açmış, ardından serumu takmışlardı, bize de sadece oturup uyanmalarını beklemek kalmıştı.
Hyunjin'in boyun damarları oldukça belirginleşmişti, bu halini ikinci görüşümdü sanırım çünkü kendisini kaybeden biri değildi aksine oldukça kontrollü biriydi. Gözlerinin altında çenesine kadar uzanan kılcıal damar çizgileri vardı. Öğrendiklerini onu etkilediğini görüntüsü oldukça belli ediyordu.
Gözlerim Felix'e kaydığında yavaş yavaş incelemeye başladım. Vücudundaki bütün kan çekilmiş gibi bembeyaz gözüküyordu. Bembeyaz görüntüsüne tezat gözlerinin altı o kadar kızarmıştı ki gören biri uyuşturucu kullandığını bile düşünebilirdi. Yüzündeki gözlerim biraz daha aşağılara indiğinde aşırı zayıflığından dolayı köprücük kemikleri gözlerimin önündeydi.
Şans eseri bakışlarım ellerine kaydığında bütün ellerinin yanmış olduğunu gördüm. Elleri o kadar kötüydü ki, bunu nasıl tarif edebileceğimi bile bilmiyordum...
Bir hemşire elinde krem ve sargı beziyle geldiğinde konuşması için ona baktım, bunu fark etmiş olacak ki konuşmaya başlamıştı. " Sihirbaz olan arkadaşınızın elleri aşırı güç kullandığından dolayı yanmış, kolay geçecek bir yanık gibi durmuyor daha önce hayatımda bu kadar çok sihir kullanan bir sihirbaz görmemiştim.
Bütün sihirbazlar sihir sınırlarını bilir ve ona göre sihir yaparlar yoksa var olan sihirlerin bile kullanamayabilirler, arkadaşınızın durumundan tam olarak emin değilim uyandığı zaman mümkünse sihir güçlerini uzun süre kullanmasını sağlayın." Diyerek konuşmasını bitirdiğinde, ellerini sarması da bitmişti.
Jisung arkada dolu gözlerle hemşireyi dinlerken, konuşmasını bitirip giden hemşirenin arkasından ağlamaya başlamıştı. "İyi olur değil mi?" Dedikten sonra hâlâ dolu olan gözleriyle bana bakmaya başladı. "Bilmiyorum Jis, bunu sanırım bir süre bilemeyeceğiz ah bir de lütfen yapabilirseniz Felix'in arkadaşlarına haber verin."
Ellerimi başımın yanlarına koyup düşünmeye başladım, Felix'i, Hyunjin sağolsun uzun süredir tanıyorduk, aslında kötü biri olmadığınıda biliyordum zaten bu yüzden kendisini önemsiyordum.
•••
Aradan bir süre geçmiş, Felix'in arkadaşları da yanımıza gelmişti. Hepimiz acilde oturmuş, ikilinin uyanmasını bekliyorduk ki Hyunjin uyanmıştı. "Felix... Felix?" Konuşmaya çalışmasıyla elimi Jisung'a uzatıp su şişesini istedim. Suyu bana vermek yerine kalkıp kendisi içirmeye başlamış, bunu yaparken de saçlarını okşuyordu.
"Şşşhh sakin ol Hyunjin." Diyerek sakinleşmesini sağlamaya çalışıyordu. Hyunjin artık su içmek istemediğinde kafasını hafifçe geri çekmiş ağzını silerken konuşmaya başlamıştı. "Felix... O nerde?" Gözleri hepimizde gezerken konuşmaya devam etti. "O da benimleydi, nerede o?" Kimseden çıt çıkmadığını görünce tekrar sordu.
"Size Felix nerede dedim! O da benimleydi." Yan tarafını kapatan Minho ve Changbin çekilmiş Felix'i görebileceği kadar boşluk bırakmışlardı. Hyunjin kafasını çevirdiğinde sedyede elleri sarılı olarak yatan Felix'i görünce, gözleri dolmaya başlamıştı. "O... Onun neden, neden elleri sarılı? Bana yardım etmeye geldiğini hatırlıyorum ama o gelmese bile ben halledebilirdim ki..." Diyerek yanağından süzülen yaşları silmeye bile tenezzül etmeden bizden cevap beklemeye başlamıştı.
"Felix, sen çıktıktan sonra peşinden çıktı." Diyerek ilk konuşan minho oldu. "Sonrasını aslında tam olarak bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var ise Felix seni korumak için kullanması gereken sihir gücünün oldukça dışına çıkmış, bir süre ellerini ve sihir gücünü kullanamayacak." Dedikten sonra lafı Seungmin devraldı. "Aldığımız haberlere göre sihir konseyini birbirine katmışsınız, bütün konsey üyelerini öldürmüşsünüz. Senin büyücü izlerini bulamamışlar ancak Felix seni korumak için bütün binayı sular altında bıraktığı için kendisine verilecek cezayı belirlemek için bekliyorlar."
Hyunjin kaşlarını çatmış konuşmaya başlamıştı. "En son hatırladığım şey ben hepsini öldürmek üzereyken, beni dışarı çıkarmıştı gerisinde ne oldu bilmiyorum." Demiş daha sesli ağlamaya başlamıştı. "Hyunjin, kendini suçlamanı istemem lütfen sakin ol. Felix uyandığında her şeyi halledeceğiz tamam mı? Merak etme lütfen." Minho, teselli vermek için omzunu sıkmış ardından gülümsemişti.
•••
Merhabaaa, okuduğunuz için teşekkürler
Yazım:05.5.23
Yayım: 10.5.23Büşra hatırlatmasa ben bölüm atmayı unutmuştum he

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sihirbaz ve Büyücü / Hyunlix
Kısa HikayeBir sihirbaz ve bir büyücü "Seninle varoluş gibi olalım, kendi varoluşumuzun sonuna kadar." 11#Hyunlix:14.5.23 / 15.6.23