23. Einstein

1.9K 208 55
                                        

"Teşekkür ederim Seungmin. Her şeyi o kadar karışık ayarlamışlar ki kafam çorba oldu."

"Rica ederim. O kadar karmaşık değil aslında sadece ekip liderimiz kendine göre bir düzenleme yapıyor. Mantığını anlayınca kolay."

"Niye bu kadar karmaşık yapmış ki? Deli falan mı bu adam. Zaten yeni başladığım için yeterince gerginim bir de şunu öğrenemiyorum. Bir yere not falan mı etsem acaba?"

Genç kadının bu kadar stresli şekilde hızlı hızlı konuşması güldürdü Seungmin'i.
"Sakin ol Soyeon, halledersin sen sana güveniyorum."

"Bizim şu ekip liderinin adı neydi ya?"

"Bang Chan."

"He işte neyse ne. O adam beni çok geriyor. Bu sabah bir şeyler sormak için gittim yanına yani yeni başladım işi bilmemem normal değil mi? Ama salak mısın der gibi hareketleri vardı. Böyle imalı imalı dalga geçer gibi sırıtıyor falan. Bu yöneticilerin hepsi böyle kimi ezebilirlerse eziyorlar."

"Hiç öyle biri değildir aslında kötü anına denk gelmişsindir."

"Bence bana bir gıcıklığı var ama neden yani? Ne ara tanıdı da gıcık oldu?"
Seungmin gülmemek için kendini zor tutuyordu. Chan'ın böyle davranması hoşuna gittiği kadar komiğine de gitmişti. Kıskanmıştı resmen.

"Bende anlamadım. Tanıdıkça sever seni, sevilmeyecek biri değilsin zaten."

"Dalga geçip durma. Daha ilk günden çektiğime bak. Bence kıskandı beni, bu kadar güzel bir kız ona asla bakmaz çünkü!"

Seungmin kahkahasını zar zor tutuyordu. "Hmm olabilir belki ama o kadar da kötü değil bence tipi. Yakışıklı sayılır yani."

"Aynen tipi fena değil ama bu karakterle kimse yüzüne bakmaz onun."

Soyeon'un hemen Chan'a gıcık olması bir bakıma iyi bir şeydi. Nasıl derler, oldukça flörtöz birisiydi ve özellikle beğendiği insanlara çok yakın davranırdı. Fazla yakın. Chan'ın dış görünüşü göz önüne alındığında kesinlikle onunla ilgileneceği belliydi ve Seungmin ona ilişkisini bu kadar çabuk açıklamak istediğinden pek emin değildi.

"Bakan varmış ya, ilişkisi varmış diye duydum tabii ne kadar doğru bilemiyorum."

"Baya zengin herhalde yoksa kim ne yapsın onu?" gittikçe daha çok sinirleniyordu.
"Bana ne dedi biliyor musun? 'Soyeon hanım bunu bu kadar geç anlayacağınızı düşünmezdim, yetişkinsiniz sonuçta!' ne demek bu ya? Aptal herif, bak hatırladıkça sinirleniyorum. Tabii bende öncesinde ona bir şeyler dedim ama üstüm olarak saygısını korumalı ki ben de ona öyle davranayım değil mi?"

"Ne dedin ki ona?"

"Yani anlattı falan benim de biraz sinirim bozuldu şey dedim, 'Bu kadar karmaşık bir şey görünce Einstein' ın yaptığını falan sanmıştım. İlk bakışta pek belli etmiyorsunuz.' dedim."

"Neyi belli etmiyormuş?"

"Anladın işte ya! Zeki gibi durmuyor yani."

Seungmin artık kahkahasını tutmuyordu. "İlk kez gördüğün üstüne laf mı soktun cidden?"

"Tamam biraz hak ettim gibi oldu ama ne bileyim gıcık gıcık davranıyordu öyle."

"İnanılmazsın Soyeon!"

"Sana da ne güzel eğlence çıktı. Bir on yıl dalga geçersin artık bununla."

"Asla unutmam."

"Baksana şuna, bu kim?"

"O mu? Wooyoung. Senden birkaç gün önce başladı işe. Beğendin sanırım."

"Fena değil."

"İlk günlerden bir şey yapma sakın Soyeon. Tanımadığın insanlara karşı biraz dikkatli ol."

Sarı Bez // ChanMinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin