Ficin ilk başta bir konusu vardı ama artık yok, uzun zaman önce unuttum yani ama eğlenceli gittiğini düşünüyorum şimdiye kadar. Okuyan, oy veren ve yorum atan herkese teşekkürler.
Birkaç bölüm sonra final yapacağım gereksiz uzamasını istemiyorum umarım buraya kadar okurken eğlenmişsinizdir
——————————————————
"Jisung ve Jeongin, biraz konuşabilir miyiz?"
Changbin'in sesi oldukça sert çıkıyordu. Sinirli olduğu belliydi. Jeongin ve Jisung ikilisi birbirlerine bakıp yutkundu ve Jisung gülümseyerek yerinden kalkıp Changbin'e hafifçe sarıldı.
"Ay ay canım hyungum, bu arada biraz daha kaslanmışsın sen ha? Değil mi Jeongin? Biraz daha yakışıklı olmuş."
"Öyle öyle. Biricik hyungum çok..." Changbin'in ateş saçan bakışları karşısında sustu bir anda. Changbin kafasıyla işaret edip takip etmelerini söyledi. İki masum genç masadakilere bakıyordu ama kimse yardım edecek gibi değildi onlara, başları eğik yavaş yavaş yürüdüler arkasından.
"Ne duydunuz gene? Dökülün."
Laf kalabalığı yapıp sıyrılamayacaklarını biliyorlardı, açık konuşmaktan başka şansları yoktu.
"Wooyoung Felix'den hoşlanıyormuş ve aranızın bozuk olmasının sebebi de buymuş. Çünkü sende onu seviyorsun."
"Kimden duydunuz bunları?"
"Geniş çevre ve güvenilir kaynaklar."
Changbin derin bir iç çekti ve mimiksiz yüzü, sakin ses tonu ile ruhsuzça konuşmaya başladı.
"Birincisi, herkesin her dediğine inanmayın. İkincisi, kabalık etmemek için ses çıkarmıyordum ama siz iyice azıttınız. Bir daha bana herhangi bir imada bulunulmasını istemiyorum. Bir şey olursa direkt söyleyin tamam mı?"
Kafalarıyla onayladılar.
"Başka bir probleminiz var mı? Özel hayatımla ilgili."
Kafalarıyla reddettiler ve azarlanmış çocuklar gibi masalarına geri döndüler.
Seungmin ve Chan hunharca gülüyordu ikisine Felix ise ayıp olmasın diye kendini tutmaya çalışıyordu. Hyunjin ile Minho ise kendilerini o kadar sıkıyordu ki suratları kıpkırmızıydı.
Chan zar zor nefes alarak başladı konuşmaya. "Sizi öldürmekle falan mı tehdit etti? Ne bu suratlarınızın hali?"
"Çok korktum. Yemin ederim bağıracak diye çok korktum ya. Changbin hyungun bir şey yapmayacağını adım gibi biliyorum ama yine de çok korktum."
Herkes Jeongin'in bu haline daha fazla gülerken Hyunjin sevgilisini sarmalamış sırtını sıvazlıyordu.
"Benim minik ekmeğim çok mu korkmuş? Kıyamam bebeğime."
"Siz de kaşındınız ama." dedi Minho acımasızca. "Sürekli imalı imalı konuşmalar. Changbin'in böyle şeyleri sevmediğini hepimiz biliyoruz. Ayrıca açık açık konuştuğunda kimseye kızmayacağınıda biliyoruz."
"Bir önemi yok bunun. Şuan önemli olan tek şey beni haklı çıkarman Minho hyung."
Hyungu bastırarak söylemesi üzerine Seungmin ve Chan, Ooo, diye bağırdı.
"Yani tabi doğru olan budur ama sen çok haklısın aşkım. Hatta en haklı sensin. Sonuçta sadece arkadaşının iyiliğini düşünüyordun. Pamuk kalpli bebeğim, kimse senin ne kadar yüce gönüllü birisi olduğunu anlayamıyor."
Bu konuşma Jisung'u da güldürmüştü. Büyüğünün boynuna sarılıp dudağına hızlıca bir öpücük bıraktı.
Seungmin oldukça gergindi bu sırada. Sürekli gülüyordu ama aklı hala o gündeydi, Chan hiçbir şey olmamış gibi masanın altından elini tutuyor ve diğerleriyle şakalaşıyordu ama Seungmin onun ne kadar kırgın olduğunu biliyordu. Her saniye kızıyordu kendine, nasıl ona zarar verebilirdi?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sarı Bez // ChanMin
FanfictionAilesinin evlilik baskısından kurtulmak isteyen Chan Seungmin'den yardım ister ve sarı bez kendini Chan'ın annesinin kafasında bulur. //yarı texting//
