"Şu halinize bakın.Çocuk değilsiniz artık,lise öğrencilerisiniz!Okulun kütüphanesinde kavga etmek de ne demek?" Müdür Bey'in on milyonuncu azarını dinlerken başım eğik parmaklarımı kütletiyordum.Gerildiğim zamanlar parmaklarımı kütletirdim.Çaprazımda oturan Aleyna tam ağzını açmış Erkan Bey'e cevap verecekken sabırla gözlerini yumup bana döndü."Şunu yapmayı keser misin artık!İki saattir parmaklarınla garip garip sesler çıkarıyorsun!" Hayretle ona döndüm.
"Sana ne lan.Benim parmaklarımın faturası sana mı kesiliyor?" Biz son bir saattir olduğu gibi birbirimizi yerken Müdür bıkkınca ofladı."Hala kavga ediyorsunuz.Ne bu alıp veremediğiniz?Yeter artık!" diyip aynı sinirle yanındaki sekreterine döndü."Veliler arandı mı?" Sekreter başını sallayıp "Evet Erkan Bey birazdan burada olurlar."
Dudaklarımı birbirine bastırdım istemsizce.Beni böyle görünce ne tepki verirler kestiremiyordum açıkçası.Yani annem ve babam alışkan oldukları için böyle kavgalarımı pek takmazlardı.Gerçi şu halimi görseler onlar bile şok olurlardı herhalde.
Aleyna denen minik şıllık -hayır minik falan değil 1.75 boyunda- beni güzel hırpalamıştı.Okulun kütüphanesinde uzun süre kavga etmiştik ve ben yılların hırsını saçlarından ve güzel yüzünden yeterince çıkardığımı düşünüyordum.Amacım aslında ona saldırmak falan değildi ama ilk o başlatmıştı ve ben kendimi korumak için biraz vurmak zorunda kalmıştım.
Aleyna da az değildi.İkimiz de voleybolcuyduk ama o tam anlamıyla sporcuydu.Bazen okula gelirken sıfır kollu giyiyordu ve ben biraz da olsa kaslarının olduğunu görmüştüm.Kaslarını dikizlediğim falan yoktu yani öyle gözüme çarpıyordu arada.Yumruğu da baya sertti.Yani onu çok iyi anlamış oldum.
Sonuç olarak burnum cehennem gibi cayır cayır yanıyordu ve arada kan akıyordu.Kolumda düşmenin etkisiyle hatrı sayılır büyüklükte bir morluk vardı.Kaşım ve dudağım ziyadesiyle patlamıştı ve elmacık kemiğim baya bir fazla kızarmıştı.Ve ben onu saçlarından tutup çektiğimde o da geri kalmamış saçlarımın kökünü yolmak amacıyla çekiştirmişti.Yani saç diplerim de acınası haldeydi.
Kavganın sonunda ikimiz de pert haldeydik ve kütüphane azıcık🤏 dağılmıştı.Tabi temizlik görevlileri zahmet olmuş sesimizi duymuşlar ve hemen bizi müdüre yollamışlardı.Okulda 3. Dünya savaşı çıksa kimse bizi duymayacaktı resmen.Aleyna saçımı gavur saçı gibi çekerken çok bekledim şahsen birinin gelip beni kurtarmasını ama kimse beni siklememişti.
"Benim arkadaşla bir sıkıntım yok.Ama kendisi zaten halihazırda sıkıntılı bir insan olduğu için kendi kendine sıkıntı yaratıyor." Aleyna alayla güldü bu dediğime.
"Sanki sen çok normalsin.Sinir hastası."
"Ben miyim sinir hastası?Şunu diyene bak!"
"Ta-"
Aleyna lafını tamamlayamadan kapı çalınarak açıldı.Karşımda çok endişeli bir Kartal Bey görmemle elimle okul eteğimi sıktım.O ise bir süre odada gözlerini gezdirdi,beni görünce de korkuyla yanıma adımlamaya başladı.
"Kızım bu ne hal?Ne oldu sana böyle?" O dehşetle beni inceleyip bir yandan da suratımı avuçları içine almıştı."Ben iyiyim Kartal Bey." Kafasını iki yana sallayıp saçlarımı okşadı hafifçe.Bu yaptığına tebessüm ederken onun surat ifadesi hiç değişmemişti."İyi değilsin kızım.Şu haline bir bak!Acın,ağrın var mı?"
Kafamı iki yana salladım hızlıca."Hayır hayır.Geçti.İyiyim ben."
Bakışlarım çaprazımda oturan Aleyna'yı bulunca onun velisinin gelmediğini gördüm.Ellerini kucağında birleştirmiş hüzünle Kartal Bey ve bana bakıyordu.Onda ilk defa gördüğüm bu ifadeyle afalladım bir an.Kedinin ciğere baktığı gibi bakıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
HELİN
Teen FictionHastanede karışan bebekler klasiğinden daha fazlası. Canından çok sevdiği üvey ailesi ve biyolojik ailesi arasında pinpon topu gibi olan 15 yaşındaki bir genç kız.