Kurtarıcım

549 27 2
                                        

Aslında yapmayacaktım, bu işe girmeyecektim. Babamın nasıl yaptığını bilmediğim borcu için kabul etmiştim artık bir kere. Geri dönüşü yoktu, gidiyordum. Aras adamların olduğu yerin konumunu atmıştı, bir saattir yoldaydım ve sonunda çıt sesi bile çıkmayan boş bir deponun önünde duruyordum. Kimse yoktu, içeri girmeden önce cebimden telefonu alıp çıkardım. Ekranda bilinmeyen numaradan mesaj geldiği görünüyordu. Mesaja tıklayacağım an birkaç adam sesi geldi, kafamı kaldırıp bana doğru gelen dört adama baktım. Kaşlarını çatmış ağır adımlarla yürüyorlardı. Gözlerimi onlardan çekip ekrana baktım,

Enes fenalaştı, hastanedeyiz

Okuduğum mesajla nefes almayı bıraktım, bu ne demekti ? Üst üste zorlanarak yutkundum, fenalaştı ne demekti ? Telefon titreyen ellerimden kayıp düşerken içime içime mırıldandım, "fenalaştı ne demek.." 

"Şşt, nerde malımız ? Ne dikiliyorsun orda öyle" adamlardan birinin hoşnutsuz sesini duydum, gözlerim onlara kaydı artık tam karşımda duruyorlardı. İçlerinden biri dibime kadar gelip kendime gelmem için tokat atınca yana savrulan kafamla birlikte gözlerim büyüdü.Şimdi farkındalık sarmıştı bedenimi, gitmek için hareketlendiğim an kolumdan tuttu iri yarılı adam. Delici bakışlarım ona değince afalladı, kolumu bırakıp geri çekildi. Adamlarına çenesiyle beni gösterip "öldürene kadar dövün şu piçi, sonra da malımızı alıp gideriz" deyince kurtuluş şansımın olmadığını bile bile içlerinden birisine yumruk attım. Bir iki adım gerileyen adam şimdi bütün gücünü toplayıp karşılık verince bu sefer ben yere düşecek gibi olmuştum. Onlara odaklanamıyordum, aklımda ki tek kişi abimdi. Üçüncü yumruğu yüzüme yediğim de burnumdan ağzıma doğru süzülen kanı fark ettim. Elimin tersiyle burnumu sildim, ellerim tekrar yumruk haline geldi fakat havaya kalkmadan yüzüme yediğim darbe ile kendimi yerde buldum. Betona çarpan beynimin sarsıldığını hissettim, gözlerimi aralayamadım fakat adamların iki kolumdan tutup beni sürüklediklerinin farkındaydım. Beni deponun içine sürüklediklerini gürültülü kapı sesi sayesinde fark ettim. Üstümde olan mallarını alıp gideceklerini düşünürken karnıma yediğim darbeyle iki büklüm oldum yattığım yerde. Bu piçlerin hiç acıması yoktu. Son bir darbe daha gelince bilincimi kaybetmiş gibiydim artık. 



Derin bir sızı eşliğinde gözlerimi araladım, bir iki saniye boş tavanla bakıştım. Bayılmadan hemen önce olanlar geldi aklıma bir bir daha sonra Enes. Yattığım yerde hızla doğrulup "Enes !" diye bağırdım. Gözlerim şaşkınlıkla daha önce görmediğim odada gezindi, "neredeyim ben ?" kendi kendime konuşurken yanımda oluşan hareketlilikle oraya döndüm, "hassiktir" Cenk oturduğu koltukta geriye yaslanıp kahkaha atınca ben hala neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Kaşlarımı çattım, "sokuk sokuk gülme, ben neden buradayım ?" Sabrım tükeniyordu artık, tek isteğim Enes'i görmekti. Cenk sonunda gülüşünü kesmiş bana bakıyordu, "sen ne boklar çeviriyorsun ? O adamlarla ne işin vardı ?" Sorusuyla olduğum yere sinmiş gibi hissettim, "sen, sen nerden biliyorsun ?" içime kaçan sesime küfür ettim. Oturduğu yerden bana doğru eğildi, "bilmiyorum, anlat." Hiçbir bok bildiği yoktu, sustum. Bıkkın bir nefes verdi tekrar geriye yaslanırken. "Boracık seni ben kurtardım, bunu bilmeye hakkım var" sesi sabrının son anlarındaymış gibi çıkmıştı fakat benim şuan Cenk ile uğraşacak zamanım yoktu. Bedenim ne kadar acı içinde kıvransa da yataktan kalktım, bir de evine getirmişti piç. "Umrumda değilsin Cenk, şuan tek umrumda olan abim. Ona gidiyorum." kapıya doğru ağır adımlarla yürürken bedenimin bitik olduğunu anladım. Cenk yanıma gelip kibarca bileğimi tuttu, bıkkın nefesimle ona döndüm. Sabrediyordu, bunu gözlerinde görebiliyordum. "Enes iyi fakat sen iyi değilsin. Geç yat şuraya." Gözlerim az önce yattığım yatağa kaydı, bu piç nerde yatmıştı ?

meyus (bxb)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin