10

327 15 4
                                        

"Abi Allah için biz niye geldik buraya ? İşim gücüm var benim" Erkut abi bir saat önce arayıp bu kalabalık evin önüne çağırmıştı beni. Etrafı süzüp bana bir bakış attı, "Fikriye teyze kuran okutacağım topla arkadaşlarını gel dedi ne yapayım oğlum. Ayrıca kadına nasıl hayır deseydim o benim süt annem." şaşkın bakışlarımı ilk önce ona daha sonra gökyüzüne çevirdim. 

"Abin olacak şerefsiz de gelmedi zaten." 

"Çalışıyor" diye mırıldandım ağzımın içinde. Dün yaşananlar kesik kesik aklıma gelince nefes alıp verdim sesli bir şekilde. Erkut abi yanımdan ayrılıp kalabalığa karışınca ben de peşinden gittim. Erkekler evin önünde toplanmış sohbet ediyorlardı. Evin içerisinde ise kuran okunuyordu. 

"Şş oğlum getir o tabureyi buraya !" Erkut abi, tabureyi alıp kaçmaya çalışan çocuğa bağırınca çocuk panikle tabureyi yere atıp kaçtı. Ben çocuğa gülerken Erkut abi kaşları çatık bana baktı, dudaklarımı birbirine bastırdım gülmemek için. "Şimdi ki çocuklar niye böyle gerizekalı çözemedim" diye kendi kendine söylenip tabureyi alıp geldi yanıma tekrar. Ben bıkkın bakışlarla etrafı süzerken birkaç kızın bana bakarak gülüşdüğünü görünce kafamı tekrar Erkut abiye çevirdim. 

"Heh geliyor sizin kanlınız!" Erkut abinin dediği şeye anlam veremeyerek baktığı yere baktım. Cenk geliyordu. Kalbim göğüs kafesimi delip geçercesine atmaya başlayınca derin bir nefes alıp verdim. Onu da mı çağırmıştı ? Cenk bize doğru gelirken o günden sonra onu görmediğimi fark ettim. Ben aklımda nasıl davranacağımı tartarken o çoktan karşımızdaydı bile. "Kardeşim hoşgeldin!" Erkut abi büyük bir neşeyle konuşunca o da güldü, gözlerim kısa bir an dudaklarına değince yüzümün kızardığını hissettim. "Hoşbuldum kardeşim, hoşbuldum" diye oynattı dudaklarını. Daha sonra gözleri bana döndü, gülümsüyordu. Sanki dünyanın en mutlu insanıymış gibi gülümsüyordu karşımda. 

"Naber Boracık ?" işte yine başlamıştı. Benimle eğleniyordu ve bundan büyük bir zevk alıyor gibiydi. Sadece "iyi" diye mırıldandım ama o gülümsemeye devam etti. Gözlerim ileride duran Kerim ve Furkan'a takıldı. Kurtarıcım olan iki arkadaşıma bakıp içten içe sevindim. "Ben bizimkilerin yanına gidiyorum" diyerek yanlarından ayrılınca Cenk'in arkamdan bakan gözlerini hissedebiliyordum. Kerim onlara doğru yürüdüğümü fark edince elini kaldırdı, başımla selam verdim. "Sizi burada görünce şaşırdım, Murat yok mu ?" diye soru sorunca Furkan yeni fark etti beni. "Bora!" diye bağırarak boynuma atlayınca Kerim ile göz göze geldik. Kaş göz yaparak ona bakınca gözlerini devirdi. "Çok özledim oğlum seni nerelerdesin sen" Furkan sıkı sıkı boynuma sarılırken milletin gözleri yavaş yavaş bize dönmüştü. Boynuma sarılan kollarını tutup ayırdım, "lan ne yalakalık yapıyorsun daha iki gün önce görüştük" diye sitem edince omuz silkti. Sinirli bakışlarımı ondan alıp Kerim'e çevirdim. 

"Sizi kim çağırdı ?" 

Kafasıyla ileriyi gösterip "Erkut abi" deyince arkama baktım. İkiside hala ayakta dikilmiş konuşuyorlardı. Erkut abi birşeyler anlatırken Cenk'in bakışları hala üzerimdeydi. Tekrar kafamı Kerim'e çevirdim. "Gelin oturalım şöyle, birazdan kuran biter gideriz." Boş olan taburelerden birine oturunca Furkan etrafa bir bakış atıp bana döndü. "Şu iki kız sana bakıp gülüşüyorlar kardeşim haberin olsun." Ben ve Kerim gülüşen iki kıza bakınca kızlar fark edip sustular. Furkan taburesini bana doğru kaydırıp kulağıma eğildi "Bak şu sarışın olan daha güzelmiş istersen hemen ayarlayayım" Ağzımı açıp birşey diyeceğim an telefonuma gelen bildirim sesiyle susup telefonuma baktım. 

CENK

Şu elemana söyle biraz yana kaysın yoksa ben ona kayıcam.

Okuduğum mesajla yerimde kıpırdandım, kıskanmış mıydı beni şimdi bu ? Yanımdaki Furkan bana anlam veremeyen bakışlar atınca ayağımla taburesini ittirdim. "Lan ne dibime girip girip duruyorsun!" Bu seferde Kerim'e yaklaşınca kafamı iki yana salladım. Bir bildirim sesi daha geldi telefonuma. 

meyus (bxb)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin