4.BÖLÜM♧

9.4K 401 52
                                    

Sabah alarmın çalmasıyla yüzümü buruşturarak uyandım. Üzerimdeki gecelikleri çıkartıp bir jean bir salaş bluz giydim. Yüzümü yıkadım ve saçımı dağınık bir topuz yaptım. Kahvaltı yapmak için mutfağa büyükannemin yanına indim.

Büyükannem tezgahın üzerinden krepleri alıp masaya koyarken "Günaydın Carla." dedi.

"Günaydın büyükanne kahvaltı nefis duruyor ama acele çıkmam lazım."

Büyükannem suratını asıp "En azından senin için yaptığım kreplerin bir tanesinin tadına bakabilirsin öyle değil mi?" dedi.

"Tamam büyükanne seni gerçekten kırmak istemiyorum." diyerek masaya bir an önce oturup portakal suyu eşliğinde krepin tadına baktım.

"Büyükanne bu kadar yeterli çıkmam gerek." dedim ve ağzım dolu bir şekilde evin kapısını açmamla önümde duran arabayı görmem bir oldu.

Büyükannem kahkaha atarak "Sürpriz hayatım. Bob, annen ve ben sana üniversite hediyesi aldık." dedi.

"Ahh büyükanne beni gerçekten utandırıyorsunuz." diyerek sevinçten ağlamamak için gözyaşlarımın gözümde kalmasını tercih ettim.

Araba son model değildi ama aile durumumuza göre gayet temiz ve hoş görünüyordu. Araba kullanmama erkenden bana öğreten Bob'a çok teşekkür ettim. Arabaya bindim ve büyükannemi kornaya basarak uğurladım. Bekle beni New Orleans Üniversitesi ben geliyorum.

-

Okulun kapısından içeriye girdim ve park etmek için kendime bir yer aradım. Önümde Christina ve Dylan'ı görünce daha da mutlu oldum.

Dylan işaret parmağıyla sağ taraftan bir yer göstererek "Hey oraya park edebilirsin." dedi.

Arabayı park edip Christina ve Dylan'ın yanına gittim.

Christina "Bir araban olduğunu bilmiyordum." dedi.

"Ah boş verin. Sadece ailemin bana üniversitesi hediyesi." dedim.

Dylan "Sanırım sınıfımız ikinci katta hadi gidelim." dedi mutlu ve heyecanlı bir şekilde.

Christina "Dylan daha dersin başlamasına yarım saat var. Erkenden geçip sırana oturmayacaksın değil mi?" dedi.

"Bence de okul kantininde oturalım." diyerek Christina'ya hak verdim.

Kantin baya büyüktü. Her bir masada öğrenciler sohbet edip kahkaha atıyorlardı. Biz de köşede bir yerlere oturup sıcak çikolata içtik.

Dylan yüzünü buruşturup sıkıcı bir tavırla "Yine geldiler." dedi.

Ah lanet olsun. Kapıdan içeriye gerçekten cool bir şekilde girdiler. Hepsinin üzerinde deri bir şey vardı ve siyah tonlarına hakimdilerdi. İki kız ve üç erkek olmak üzere beş kişilerdi. En önde Andrew duruyordu. Etrafa bakıp sanki kendileri için yer ayrılmış gibi gözüken en ortadaki masaya doğru yürüyüp oturdular. Gerçekten baya dikkat çekicilerdi. Herkes onlara bakmış ve konuşmalarının tonunu biraz daha alçatmışlardı.

Tanrıya dünkü gibi bana bulaşmamaları için dua ediyordum. Bana bakıyorlar mı bakmıyorlar mı diye açıkçası merak ediyordum ama bakamazdım nedense cesaret edemiyordum.

Christina "Rahatla Carla, dünü düşünme lütfen." dedi.

İçimdeki endişemin yüzüme vurduğunu Christina böylelikle hatırlattı.

Ders zili çalmışti herkes kantini boşaltıp sınıflarına doğru yol almaya başladılar. Sınıfa önceden girip Christina ve Dylan'la orta sıralardan bir yerlere oturduk. Sınıfa gelip geçeni keyifle izliyordum. Ta ki o tiki grubun sınıfa girmesine kadar. Andrew gözlerini bana dikmiş bakarken kendi gözlerimi önümdeki sırama kaydırdım. Benim hemen arka sırama sırayla yerleştiler.

Dudak DansıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin