Episode 3.

51 9 6
                                    

Hiç ilham gelmedi.Arkadaşımın ısrarıyla yazdım.Kötü olduysa özür dilerim.İyi okumalar...

1 gecemizi otelde geçirdik.Bugün konserimiz vardı.Ama sanırım ondan önce alışverişe çıkmalıydık.

Kahvaltı için odadan çıktım ve aşağı indim.Aşağı indiğimde Rebecca zaten bizi bekliyordu.Yanında bir tek Liam vardı.O her zaman erken kalkar zaten.Aramızda en programlı odur.Bişey konuşuyolardı.Yanlarına gidip oturdum;

+Naber?Ne konuşuyorsunuz?

Rebecca gülümseyerek cevap verdi;

-Bugünkü alışveriş hakkında konuşuyoruz efendim.

+Rahat ol Rebecca.Bana sadece Louis de.

-Tamam efendim.

Kaşlarımı kaldırıp ona baktım.Ve tekrar etti.

-Tamam Louis.

+İşte böyle.
Dedim ve iki elimle beğeni işareti yaptım.

Louis'in o anki resmi multimedya'da var.

Biz biraz oturduktan sonra çocuklar da geldi.Artık alışverişe çıkabilirdik.Rebecca bu işte bize yardımcı olacaktı.İnşallah sıkıcı geçmez çünkü alışverişlerden hoşlanmam.Beni hep Lottie zorla götürürdü alışverişe.Görünen o ki şimdi bu Rebecca olacak. ;)

Her zamanki gibi 4 kişi olduğumuzu görünce Liam'a sordum;

+Zayn nerede?

Onu her zaman Liam'a sorarım çünkü Zayn'in bakıcısı odur.Bir tek o başa çıkabiliryor.

-Odasına gittim gelmeyecekmiş.

+Neden?

-İşi varmış.

+Ne işi olabilir ki?

-Sordum zaten ne işin var dedim."Uyuyacağım" dedi.

+O olmadan gidemeyiz.Git onu da al gel.

Liam tekrar yukarı çıktı.Biz de onları beklerken biraz sohbet ettik.

***

Sonunda alışveriş merkezine gelebilmiştik.Mağazaların vitrinlerine bakarak yürüyorduk.Rebecca bir mağazanın önünde durup;

-Burdan başlayalım mı?

dedi.Bizim için fark etmezdi zaten.O yüzden ordan başladık.İçeri geçip askılarda duran tişörtlere bakmaya başladım.Rebecca da bizim için bişeyler bakıyordu.Tarzımızı az çok biliyordu.Elinde tutduğu bir kaç askıyla bize taraf geldi.

Sade siyah bir tişört ve dar siyah bir jean'in asılı olduğu askıyı bana uzattı.Diğer askıları da çocuklara verdi.Harry hep saçma gömlekler giğer ve Rebecca tam onun tarzında bişey bulmuştu.

Bana verdiklerini denemek için boş olan kabinlerden birine gittim.Pantolon üstüme tam oturdu ama tişört benim bedenim değildi, çok sık olmuştu.Üstümden çıkarıp kendi tişörtümü giyecektim ki askıya takıldı ve yırtıldı.

Bir çözüm bulamadım ve tişörtsüz, üstümde bir tek yeni jean ile kabinden çıktım.Rebecca oturmuş giyinmemizi bekliyordu.

Beni görünce şaşırmış şekilde bana baktı;

+Özür dilerim.Bentişörtdaroluncaonuçıkarmakzorundakaldımsonrakenditişörtümdetakılıpyırtılıcaböyleçıkmakzorundakaldım.

Ara vermeden bir nefeste söyledim.

Rebecca'nın anlatımı;

Her zaman ekrandan hayranlıkla baktığım-aşık olduğum- adam önümde duruyordu.Hemde üstsüz.Cennetde olmalıydım.Bunun başka bir açıklaması olamaz.

Dövmeleri vucuduyla çok güzel uyum sağlıyordu.O tek nefeste bişeyler anlatıyorken ben dövmelerini inceliyordum.Birden adımı duydum;

+Rebeccaa...

-Ha efendim.Şey..Ben..B-ben s-sana y-yeni bi t-tişört v-vereyim.

Oh harika cümlenin tamamını kekeleyerek söylemiştim.Kızaran yanaklarımı daha fazla gizleyemeyecektim.O yüzden askıdan elime geçen ilk tişörtü alıp kafamı aşağı eğmiş şekilde ona uzattım.Birşey demeden aldı ve kabine gitti.

Başımı kaldırdığımda ne zaman geldiğini bilmediğim Harry'yi gördüm.Sırıtarak bana bakıyordu.Kahretsin anlamıştı işte.O birşey demeden lafa başladım;

-Üstündekiler çok güzel olmuş Harry.Bunları almalıyız.

-Teşekkürler.Senin de yanakların güzel olmuş.

dedi gamzesini öne çıkaran aptal sırıtmayla.

-Yanaklarım?

-Evet.Anladın sen.

dedi ve göz kırptı.Ve işte şimdi yanaklarım daha çok kızarmaya başlamıştı.

Sonunda diğer çocukların da gelmesiyle bu mağazadaki alışverişimizi tamamlamışdık.Hepsinin fiziği çok güzeldi ve onlar için seçtiğim her şeyi üstlerinde çok iyi taşıyorlardı.

Bir kaç mağaza daha gezdikten sonra tur için gerekli alışverişi tamamlamışdık.Gün içinde Louis ile fazla göz teması kurmamaya çalışmışdım.Kahretsin ki Harry çok zeki.İkide bir bana bakıp Louis'i işaret ediyor ve pis pis sırıtıyordu.Ve bu benim daha çok utanmama neden oluyordu.

***

Louis'in anlatımı;

Konserin başlamasına az kalmışdı ve artık hazırlanmaya başlamışdık.Soyunma odasında bu sabah aldıklarımızdan olan tur kıyafetlerimizi giyiyorduk.Harry 32 diş sırıtarak yanıma geldi.Ne zaman böyle gelse pis birşey söyleyecek demektir;

-Naber Lou?

Yüzünde hala o sırıtış vardı.Aldırmayıp cevap verdim;

+İyidir Harold.Senden?

-İyi, dostum.

Ve kendimi tutamadım ve sordum;

+Bir şey mi oldu Harry?

-Yoo...Sadece hislerim bana grubumuza bir yenge gelecek diyor da...

Neden bahsediyordu bu?Yine kendince bişey uydurmuş.

+Aşk falan yok Harold.Hadi konser başlıyor.Gidelim.

-Öyle olsun.

dedi.Ve ses yönetmeninin konsere son 1 dakika dediğini duyduk.Hepimiz soyunma odasından çıkıp yerlerimize geçdik ve saniyeler sonra üzerinde durduğumuz asasör bizi sahneye taşıdı.Konser başladı ve Clouds'un sesi stadiumu doldurdu...



Once In A Lifetime(Louis Tomlinson)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin