20.12.2023
####
Kim Taehyung,
''Jungkook, sen sor, seni seviyor Komutan.''
''Ne ben mi sorayım? YOK ARTIK! Geçen kantindeki çay ocağını bizim yatakhaneye alalım diye mesaj attığım için engelledi beni Komutanım. HAYATTA bir şey söylemem!''
''Salak herif, yatakhanede çay ocağını ne yapacaksın, hangi ara içeceksin? Akıl akıl sen benim çay ocağıma takıl cidden!''
''Çok mantıklı bir fikirmiş Jungkook'cuğum. Ben şahsen Jaehyun olarak onaylardım. Düşünsenize çay için bir aşağı kata inmiyoruz!''
''Siz üçünüz susmaya ve işi Taeyong Komutan ile bana bırakmaya ne dersiniz? Adamın anlatacağı varsa da anlatmayacak sizin yüzünüzden!''
''Ayrıca başında konuşarak işleri hiç de iyiye götürmüyorsunuz. Ben sizi bu yatakhaneden kovmadan susmanızı emrediyorum!''
Başımda konuşup duran baş belası üçlü -bunlar Jaebum, Jungkook ve Jaehyun'dan başkası değildi tabii- Taeyong tarafından susturulunca, kimse duymasa bile sessiz bir iç çektim. Sabahtan beri sanki onları duymuyormuşum gibi konuşuyor, kendi aralarında çıkarımlar yapıyorlardı. Bu çıkarımlar, 'Taehyung Komutanımız çok üzgün' gibi saf ve temiz duygularla söylense de, işler, 'Taehyung Komutanımız depresyona girdi' gibi çığırından çıkmaya yönelik çıkarımlarına evirilince el mahkum dinlemek zorunda kaldım.
Açık konuşmak gerekirse ne uyanmak, ne bu yataktan kalkmak ne de dün gece hakkında konuşmak istiyordum ben. Sadece gözlerimi kapattığım gibi aklıma ve önüme Jennie'nin gelmesi, onun kokusunun dört bir tarafımı sarmasını ve o melek gibi sesinin etrafımda duyulmasını istiyordum.
Ah, ne yazık ki işler hiç de istediğimiz gibi olmuyordu.
Albay'ın bizi kandırıp Amerika'ya gitmemezlik yapabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti. O kadar temiz düşünüyordum ki, ciddi ciddi Albay'ın bizi üç hafta buralarda tek bırakacağını inanmıştım. Hayır, o kadar topuklarım üstüne çıkmış, o kadar havada hissediyordum ki; Albay'ın biz askerlerine, Askeriye'ye hiçbir şey demeden gitmesi bana o kadar da inanılmaz gelmemişti. Bu noktayı nasıl kaçırırdım ki ben? Albay, Askeriye'nin kalbi olan Albay, nasıl Amerika ziyareti gibi büyük bir şeyi askerlerine söylemezdi? Ben, bunu nasıl aklıma getirmez, nasıl sorgulamazdım? Aşk mı yoksa Jennie mi aklımı başımdan almıştı acaba?
Bir şey söyleyebilir miyim? Bence ikisi de.
Oflaya oflaya da olsa, kafamın dibimde geçen muhabbetleri dinlemekten sıkıldığım için tek hareketle yataktan kalktım ve sırtımı yatak başlığına verdim. Benim kalktığımı bile fark edemeyen bela üçlünün en hovardası Jungkook, hala hakkımda konuşmaya devam ediyordu. Kollarımı göğsümde bağlayıp dilimi yanağımda gezdirerek onu dinlemeye koyuldum.
''Hep o Jennie Hanım yüzünden,'' diye fısıldadı önce Jungkook. Bana bakmıyor, sırtı bana dönük ya; onu duymadığımı veya görmediğimi zannediyordu. ''Yoksa yakışıklı Teğmenim zehir gibidir zehir. Aklı her şeye çalışırdı. Ne zaman hayatına Jennie Hanım girdi Komutanıma bir haller oldu, hal geldi...'' dedi Jungkook. Jaebum ve Jaehyun gözlerini kocaman açıp artık uyanan ve yatakta dikleşen beni işaret etse de, Jungkook oralı bile değildi. Geride kalan kaos sever Taeyong ve Jongin ise kıkır kıkır gülmekle meşguldü. ''Az kalsın Komutanımız Kuzey'e sürülüyordu o Jennie Hanım yüzünden. Ya biz o zaman Komutanım olmadan ne yapardık? Artık Jennie Hanım'a sıcak çay vermeyeceğim, onun yüzünden mis gibi Komutanımızdan oluyorduk yahu!''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
hazel haze |taennie
Fanfictionteğmen kim taehyung, kalbini çok yanlış bir kişiye kaptırmıştı. !!! küfür&argo cinsellik ve rahatsız edici içerik bulunur. !!! kim taehyung& kim jennie 15.08.2023
