03.11.2023
|||||
Kim Taehyung,
''Komutanım, komutanım, komutanım! Canımız balımız komutanımız! Bizi bu saatte güzel bir Cumartesi SABAHINDA uyandırmanızın esas nedeni nedir komutanım?''
Öncelikle Jeon, sabah dediğin vakit bire geliyor; güzel bir sabah dediğin de gri bulutlarla kaplı bir Cumartesiydi. Bu da, senin söylediğin dokuz şeyin, dokuzunun da yalan yanlış olduğunu gösteriyordu.
''Sabah dediği de bire geliyor he, birazdan öğle yemeğine gideceğiz ama beyefendi hala daha sabah diyebiliyor,'' diye homurdandı Taeyong. ''Ayrıca neyin güzel sabahı? Etraf gri bulutlardan kıyamet gibi gözüküyor resmen!''
Taeyong'un, benim düşündüklerimin hemen hemen aynısı söylerken sesli sesli oflamaya başladım. Havanın bu kadar gri bulutlarla kaplı olması hesaba katmadığım şeylerin başında geliyordu. On bir sularında böyle kapalı olan hava, umuyordum ki öğlen iki - üç gibi yerini daha açık bir havaya bırakacaktı. Bunu ummaktan başka yapacağım bir şey yoktu çünkü Jennie ile buluşacağımız zaman dilimi belliydi.
Onunla olan ilk buluşmamızın, kötüye giden hava durumu yüzünden kısa olmasını istemiyordum işte!
''Ay sahiden kapalı hava!'' dedi Jaebum. Uzandığı yatağından bana doğru bakmış, dudaklarını büzmüştü. Ani bir hareketle ranzasından atlamış ve kolunu Jeon'un omzuna atarak bana dönmüştü. ''Bu hava, izin kullanıp dışarıya çıkma havası değil; Askeriye'nin kantininde pinekleyip sıcak sıcak çay içme havası!''
Jaebum'un konuşmasıyla daha sesli ofladım ve karşımda dikilmekten başka bir beceriye sahip olmayan askerlere sırasıyla baktım. Jaebum ve Jungkook, benim durumlarımı bilmedikleri için kendi aralarında çıkarımlarda bulunuyorlardı ama Taeyong, benim başımdan geçenleri çok iyi bildiği için umutsuz umutsuz bana bakıyordu.
Hayır, biraz daha onun bu olumsuz surat ifadesini göreyim; arkadaşım demeyeceğim, rütbemi kullanarak bir tane çakacaktım yüzüne!
''Dinleyin; bu saatte kalkmanızın bir nedeni var,'' dedim tane tane. ''Ne yapıp edip buradan çıkmam lazım, yardımcı olmanız lazım...''
Jungkook, ''Eeee o da sorun mu Teğmenim? Gösterin izin kağıdınızı çıkın gidin işte!'' derken; Jaebum, ''Koskoca Teğmen bizden de mi izin alıyor? Bir yaşıma daha girdim!'' dedi.
Yok, yok.
Ben kafayı yemesem iyiydi bu birlikte!
''Arkadaşlar, Teğmen rütbeli adam, söyleyemez diye ben söyleyeyim,'' dedi Taeyong ve gözlerini devirdi. ''Salak mısınız siz acaba? Etrafta bir sorun olmasa bu adam böyle söyler mi hiç?''
Karşımdaki salak ikili, birbirlerine bakıp aydınlanırken, Jungkook, ''Eeee komutanım, sorun nedir o zaman?'' diye sordu.
''Sorun; Albayın bana çıkış için izin vermemesi,'' diye açıkladım. ''Ona göre şu an kafeteryaya gelen malzemeleri taşımam lazım ama benim de çıkmam lazım. Bu duruma uygun nasıl çıkabilirim onun planını yapmamız gerekiyor...''
Sözlerimi dinleyen Jungkook ve Jaebum, yüzlerini şekilden şekile sokarken, onların bir ton gereksiz sorusu olduğunu biliyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
hazel haze |taennie
Fanfictionteğmen kim taehyung, kalbini çok yanlış bir kişiye kaptırmıştı. !!! küfür&argo cinsellik ve rahatsız edici içerik bulunur. !!! kim taehyung& kim jennie 15.08.2023
