wooyoung olduğu yere çivilenmişti resmen. ne bir şey diyebiliyordu ne de hareket edebiliyordu. san'ın da ondan pek farkı yoktu. ikili birbirine birkaç dakika boyunca hiçbir şey demeden bakmayı sürdürdü.
seonghwa ise elinde telefonla bir atak beklercesine duruyordu. diğerleri de aynı şekilde bir san'a bir wooyoung'a bakıyordu acaba ne yapacaklar düşüncesiyle. ortamdaki sessizliği bozan kişi sonunda kendine gelen wooyoung olmuştu. sesi çok net değildi biraz mırıldanır gibiydi ama herkesin anlayabileceği seviyedeydi.
"ne yani dileğim pat diye gerçekleşti mi şimdi?"
daha çok kendisine sorar gibiydi. san'ın gözleri hâlâ wooyoung'daydı. o da sirkelenip kendine geldikten sonra konuşmayı başarmıştı sonunda.
"her şeyden haberiniz vardı değil mi?"
kimse san'la göz göze gelmemeye çalışıyordu. o sırada wooyoung, gelen deli cesaretiyle olduğu yerden san'a doğru adımlamaya başladı. san yanına gelene kadar göz temasını kesmemişti. aynı şekilde wooyoung'da. wooyoung san'ın tepesinde süt dökmüş kedi misali bakışlar atıp dikilmişti.
"şimdi ısıramazsam bir daha ısıramam. ısırayım mı?"
"ne?"
"acıtmam valla söz."
"wooyoung."
"san."
"NE YANİ ÖPÜŞÜCEK MİSİNİZ YOKSA?"
seonghwa'nın heyecanlı sorusuyla ikili odaklarını ona çevirmişti. daha sonra wooyoung derin bir nefes alıp san'ın yanından ayrılıp boş olan sandalyeye oturdu.
"kimin başının altından çıktı ve buradakiler kim?"
jongho wooyoung'un sorusuna boğazını temizleyerek açıklama yapmaya hazırlanırken yeosang jongho'dan önce davranmıştı.
"şimdi şöyle ki ben ve jongho birkaç aydır tanışıyoruz. ben sizin gruptakileri, o da bizim gruptakileri fotoğraflardan ya da sohbet ederken öğrenmiştik doğal olarak. hatta san grupta wooyoung'dan bahsederken verdiği bilgilerden jongho'nun arkadaşı olduğunu anlamıştım ama ses çıkarmamıştım."
"belliydi zaten."
yeosang san'a şirince gülümsedi.
"bir bok anlamadın bile sus."
"devam etsene."
wooyoung'u onaylayarak başını salladı ve devam etti yeosang.
"yani işin aslı bu işte. sonra biz jongho ile birbirimize aynı anda yazdık. çünkü o da çoktan fark etmişti..."
jongho yeosang'ı bölerek devam etti kalanı anlatmaya.
"biz de plan yapma kararı aldık. sizin olmadığınız bir grup kurarak oradan haberleştik. sağ olsunlar herkes birlik oldu. tabii sen buluşmaya on saat geç geldiğin için o sürede birbirimizle tanıştık iyice, sohbet ettik. sonra sen geldin. kalanı biliyorsun."
"işin aslını bilseydim on saat erken gelirdim."
"seonghwa kapat artık şu sıçtığımın kamerasını depolama bitti."
seonghwa san'a üzgün bakışlar atıp kamerayı kapattı ve tripli bir şekilde kollarını önünde bağladı.
"bu ne abi şoktan moment bile vermediler. wooyoung bir daha girsin kapıdan ben kabul etmiyorum."
"evet ya. bence hiçbir şeyden haberimiz yokmuş gibi başa sarabiliriz her şeyi."
mingi yunho'nun dediğinden sonra gard almışcasına sohbete dahil oldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
FEVER ~ woosan
Teen Fiction"geldin." "birbirimize her şeye rağmen demedik mi san?" {texting•düz yazı} {woosan•seongjoong•yungi•jongsang}
